Adli Kontrol Tedbiri Nedir?

Adli kontrol, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada veya kovuşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde, şüphelinin tutuklanarak cezaevine konulması yerine cezaevi dışında denetim altında tutulmasına karar verilmesidir. Tutuklama, suç şüphesi altındaki kişiye uygulanan en ağır ceza muhakemesi tedbiridir. Adli kontrol tedbiri ise tutuklamanın yol açacağı bazı sakıncaları önlemek amacıyla öngörülmüş, şüpheli veya sanığı sosyal hayat içerisinde denetim altına almayı amaçlayan alternatif bir yoldur.

Adli kontrol tedbirine yalnızca ceza mahkemesi (hâkim) tarafından karar verilebilir (CMK m.110). Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de, yani üst sınırı 2 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda da adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir (CMK m.109/2). Ayrıca kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Adli kontrol ile denetimli serbestlik kavramları birbirine karıştırılmamalıdır. Adli kontrol de kural olarak bir denetimli serbestlik çeşidi olmasına rağmen denetimli serbestlik (5275 sayılı Kanun m.105/A), kesinleşmiş cezanın infazı aşamasında uygulanır. Adli kontrol tedbiri ise yargılama devam ederken, yani henüz cezanın kesinleşmediği bir aşamada uygulanır. Her iki kurumun uygulanması denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından takip edilmektedir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir?

Yurt dışına çıkış yasağı, suç şüphesi altındaki kişi hakkında mahkemelerce verilen bir adli kontrol tedbiridir (CMK m.109/3-a). Bu tedbir, şüpheli veya sanığın Türkiye'den başka bir ülkeye çıkmasını engelleme amacını taşımaktadır. Yurt dışına çıkış yasağı, Türkiye'den çıkışın yasaklanmasına ilişkindir; Türkiye'ye giriş bu adli kontrol tedbiriyle yasaklanamaz.

Örneğin, yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkan şüphelinin belli bir süre sonra Türkiye'ye dönmek istediğinde hakkında yurt dışına çıkış yasağı olduğu gerekçesiyle Türkiye'ye girişi engellenemez. Yurt dışına çıkış yasağı amacına uygun bir şekilde konulmalıdır.

Yurt dışına çıkış yasağı, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek (CMK m.109/k) veya belirlenen yer veya bölgelere gitmemek (CMK m.109/l) şeklindeki adli kontrol tedbirleriyle karıştırılmamalıdır. Örneğin, hâkim, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin işlevini yerine getirmesi amacıyla şüpheli veya sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına karar veremez.

Şüpheli veya sanık hakkında hâkim tarafından CMK m.109/3-a gereğince "yurt dışına çıkamamak" biçiminde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi hâlinde, yasak kaldırılıncaya kadar bu kişinin artık yurt dışına çıkması mümkün değildir. Yurt dışına çıkış yasağı soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilmesiyle, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından beraat kararı verilmesiyle kendiliğinden kalkar.

Özellikle belirtmek gerekir ki, yurt dışına çıkışın yasaklanması mahkemeler dışında bazı idari birimler tarafından da bir tedbir şeklinde uygulanmaktadır. Örneğin, vergi idaresi vergi borçları nedeniyle mükellefler hakkında yargısal bir karara ihtiyaç duymadan idari yoldan yurt dışına çıkış yasağı koyabilmektedir. Bu yazının konusu, savcılığın talebiyle veya talebi olmaksızın ceza mahkemeleri tarafından konulan yurt dışına çıkış yasağıdır.

Adli Kontrol Tedbirleri Nelerdir?

Mahkeme tarafından adli kontrol altına alınmasına karar verilen şüpheli veya sanığın bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulması mümkündür. Adli kontrol tedbirine karar veren ceza mahkemesi, şüpheli ve sanığı ne şekilde adli kontrol altına aldığını kararında açıkça belirtmelidir. Adli kontrol, kişinin bir edimi yerine getirmesi (örn. imza atmak) şeklinde pozitif bir yükümlülük olabileceği gibi, yapmama (örn. belirli yerlere gitmeme) şeklinde negatif bir yükümlülük de olabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre, şüpheli veya sanık, mahkeme tarafından şartları oluştuğunda aşağıdaki adli kontrol tedbirlerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulabilir (CMK m.109/3):

  • Yurt dışına çıkış yasağı: Uygulamada en çok karşılaşılan adli kontrol tedbiri çeşididir. Sulh ceza hakimliği veya mahkeme yurt dışına çıkış yasağı kararı aldığında, karar UYAP üzerinden derhal tüm yurt dışı çıkış noktalarına (havalimanı, gümrük) bildirilmektedir.
  • İmza uygulaması: Hakim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
  • Merci ve kişilerin çağrılarına uymak: Hakimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
  • Araç kullanamamak: Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek. Hâkim veya Cumhuriyet savcısı bu yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
  • Tedavi veya muayene tedbirleri: Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
  • Güvence bedeli (kefalet): Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarının yatırılması. Adli kontrol şartları mevcut olsa bile mahkemeler kefalet istenmesi yöntemine çok az başvurmaktadır.
  • Silah bulunduramamak veya taşıyamamak: Gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
  • Mağdur haklarını güvence altına almak: Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
  • Aile yükümlülükleri ve nafaka güvencesi: Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
  • Konutunu terk etmemek (ev hapsi).
  • Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
  • Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararı Vermeye Yetkili ve Görevli Mahkeme

Soruşturma Aşamasında

Soruşturma aşamasında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verme görevi Sulh Ceza Hakimliği'ne aittir (5235 sayılı Kanun m.10). Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir (CMK m.110/1). Sulh ceza hakimliği, soruşturma aşamasında hakim tarafından verilmesi gereken kararları veya işlemleri yapmakla görevli olduğundan şüphelinin yurt dışına çıkamaması şeklindeki adli kontrol tedbirine de hükmedebilir. Ancak, soruşturma aşamasında tutuklamaya itiraz edilmesi halinde asliye ceza mahkemesi şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı vererek şüpheliyi tahliye edebilir. Yetkili sulh ceza hakimliği ise suçun işlendiği yer sulh ceza hakimliğidir.

Kovuşturma Aşamasında

Kovuşturma aşamasında ceza davasına hangi mahkeme bakıyorsa yurt dışına çıkış yasağı kararını verme görevi o mahkemeye aittir. Ceza davasına bakan mahkemenin kararına itiraz edilmesi üzerine, itirazı inceleyen ceza mahkemesi de yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararını verebilir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararı Vermenin Şartları ve Nedenleri

Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturma veya kovuşturmada, CMK'nın 100. maddesinde belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine "yurt dışına çıkamamak" şeklinde adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir (CMK m.109/1). Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir; yani tutuklama yasağı bulunan hallerde de yurt dışına çıkışın yasaklanmasına karar verilebilir (CMK m.109/2).

Tutuklamaya alternatif bir tedbir olduğundan yurt dışına çıkışın yasaklanması kararı verilebilmesi için aşağıdaki tutuklama şartlarının gerçekleşmesi gerekir:

  • Kuvvetli suç şüphesi: Yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol kararı verilebilmesi için ilk şart, şüpheli veya sanık hakkında "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin" bulunmasıdır. Kuvvetli suç şüphesi, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair yüksek bir ihtimal bulunmasıdır.
  • Tutuklama nedeni: Kuvvetli suç şüphesi mevcut olsa bile, ayrıca bir "tutuklama nedeni" de bulunmalıdır (CMK m.100/1). Yurt dışına çıkış yasağı konusunda hâkim veya mahkeme, öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin var olup olmadığını değerlendirecektir. Şüpheli veya sanığın suç işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi varsa, ayrıca bir tutuklama nedeni olup olmadığına bakılacaktır. Bir tutuklama nedeni de varsa, mahkeme "yurt dışına çıkamamak" şeklinde adli kontrol kararı verebilecektir.

Bir yurt dışına çıkış yasağı kararı verebilmek için bir tutuklama nedeninin mevcut olduğu varsayılan haller şunlardır:

  • Şüpheli veya sanığın "kaçması veya kaçması şüphesini uyandıracak somut olguların varlığı" halinde bir tutuklama nedeni olduğu kabul edilir, bu durumda yurt dışına çıkış yasağı kararı verilebilir (CMK m.100/2).
  • Şüpheli veya sanığın "delillerin karartılacağı" konusunda kuvvetli şüphe halinin varlığı bir tutuklama nedenidir, bu nedenle de yurt dışına çıkış yasağı kararı verilebilen hallerdendir (CMK m.100/2).
  • Katalog suçlar, yani kanunda açıkça tutuklama sebebi olarak gösterilen suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde bir tutuklama nedeninin de mevcut olduğu kabul edilir (CMK m.100/3). Yani, katalog suçlardan birinin işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, şüpheli veya sanığın kaçacağı veya delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu kendiliğinden varsayılır. Örneğin, kasten öldürme veya yağma suçu işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri varsa, bir tutuklama nedeni olduğu kendiliğinden kabul edilir.

Hangi Suçlarda Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararı Verilebilir?

Yurt dışına çıkış yasağı, tüm suçlar açısından uygulanabilecek bir tedbirdir. Tutuklama yasağı olan hallerde de şüpheli veya sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanabilir.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Edilmesi ve Kaldırılması

İtiraz, hâkim veya mahkeme kararlarına karşı, kararın bir daha başka bir merci tarafından gözden geçirilmesi için başvurulan bir kanun yoludur. Adli kontrol tedbiri kararına karşı da itiraz kanun yoluna başvurulabilir (CMK m.111/2). Tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde adli kontrol kararına itiraz etmek mümkündür.

Şüpheli veya sanığın adli kontrol kararına itiraz edilmesi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verebilir. İtiraz üzerine, tedbirin kaldırılması yerine, adli kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülüklerin bütünüyle veya kısmen kaldırılmasına, değiştirilmesine veya şüpheli/sanığın bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutulmasına da karar verilebilir.

Adli kontrol kararına itiraz süresi, adli kontrol kararının öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi (vasi, veli vb.), eşi ve avukatı şüpheli veya sanık adına adli kontrol kararına itiraz edebilirler (CMK m.262/1).

Adli kontrol kararına itiraz edilmese bile, şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından karar verilir (CMK m.110/4).

Adli Kontrol Kararına İtirazın İncelenmesi Usulü

Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir (CMK m.268/3-b).

Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir (CMK m.268/3-c).

Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir (CMK m. 268/3-d). Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler (CMK m. 268/3-e).

Adli Kontrol Kararı ve Elektronik Kelepçe Takılması

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan şüpheli veya sanıklara elektronik kelepçe takılması da mümkündür (Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 57/5). Adli kontrol kararının niteliğine göre, yükümlünün evinde veya evin çevresinde serbestçe hareket edebileceği alanlar belirlendikten sonra yükümlüye elektronik kelepçe takılmaktadır.

Elektronik kelepçe açılırsa sistem alarm vermektedir. Elektronik kelepçenin açılması veya belirlenen alanın dışına çıkılması adli kontrol kararının ihlali kabul edilmektedir. Elektronik kelepçeyi açarak yükümlülüğü ihlal eden kişinin tutuklanması söz konusu olacaktır.

Adli Kontrol Tedbiri Kararı Hangi Mahkeme Tarafından Verilir?

Adli kontrol kararı, hem soruşturma aşamasında hem kovuşturma aşamasında verilebilir. Buna göre adli kontrol tedbirine karar verme usulü şu şekildedir (CMK m. 110):

  • Soruşturma aşamasında: Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile şüpheli, soruşturmanın tüm aşamalarında adli kontrol altına alınabilir.
  • Kovuşturma aşamasında: Ceza davasına bakan mahkeme tarafından resen adli kontrol kararı verilebilir.

Adli Kontrol İmza İhlali Halinde Tutuklama Mümkün mü?

Adli kontrol yükümlülüklerine uymayan şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. Elektronik kelepçenin açılması veya belirlenen alanın dışına çıkılması gibi adli kontrol kararının ihlali hâllerinde tutuklama söz konusu olacaktır.

Adli Kontrol Şartıyla Serbest Bırakılmak Ne Demek?

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılmak, tutuklama sebeplerinin varlığına rağmen şüpheli veya sanığın denetim altına alınarak tutuklama kararı yerine serbest bırakılmasıdır. Hâkim, tutuklama tedbiri yerine "adli kontrol şartıyla" şüpheli veya sanığı denetim altına alarak serbest bırakmaktadır.

Adli kontrol tedbiri, şüpheli veya sanığın adli bir kararla, ancak idari bir yolla (imza vermek, yurt dışına çıkış yasağı vb.) kontrol altına alınmasını sağlamaktadır.

Ev Hapsi Cezadan Mahsup Edilir mi?

Konutunu terk etmemek (ev hapsi) şeklindeki adli kontrol tedbiri, CMK m. 109/3-j'de düzenlenmiştir. Ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirinde geçirilen sürelerin cezadan mahsubu konusunda kanunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konudaki uygulama ve değerlendirme mahkemenin takdirine bağlıdır.