ÇELİK ÇELİK

1- Bildirim (ihbar) yükümlülüğü
Uygulamada sigorta ettirenin (poliçe sahibinin), kendi sigortacısına karşı yasal aşama açması az rastlanan durumlardandır. Genellikle, zarar görenlerin, işletene ve sürücüye karşı açtıkları davalarda (sigortacı da yasal aşama edilmemişse) davalı işleten, davayı sigortacısına “ihbar” edebilir. Ayrıca, sigorta ettiren (işleten), zarar görenlerin yasal aşama açmalarını beklemeden, TTK.1291/1. Maddesine göre, rizikonun gerçekleştiğini (taşıtının kazaya karıştığını) öğrendiği günden başlayarak beş gün içinde sigortacısına bildirmekle yükümlü tutulmuştur.

Trafik Sigortası Genel Şartlar B.1/a (eski 10/a) maddesinde de aynı düzenleme yer almış ve sigorta ettirenin “sorumluluğu gerektirecek bir olayı, öğrendiği andan başlayarak beş gün içinde sigortacısına ihbar etmekle yükümlü olduğu” açıklanmıştır.

2- Dönme (rücu) hakkının kullanımı için bildirimin (ihbarın) koşul olmaması
Sigorta ettirenin “ihbar yükümlülüğü”nü yerine getirmemesi hâlinde, bunun yaptırımının ne olacağı konusu bir Yargıtay hükmünde tartışılmış ve poliçede yaptırım (müeyyide) yer almadığından, sigorta ettirenin, zarar gören üçüncü kişilere ödenek ödemesi hâlinde, sigortacısına karşı yasal aşama hakkının düşmeyeceği ve poliçeye dayanarak sigortacısından istemde bulunabileceği sonucuna varılmıştır.

3- Sigorta ettirenin sigortacısına dönme (rücu) hakkının yasal dayanağı
Zarar gören üçüncü kişilere ödenek ödeyen sigorta ettirenin (işletenin), poliçedeki limite göre sigortacısından istekte bulunmasının yasal dayanağı, Yargıtay kararlarında şöyle açıklanmıştır:
“KTK. M. 91’de belirtildiği üzere Mecburi Mali Sorumluluk Sigortası ile işleten (araç sahibi), üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı kendi “sorumluluğunu” sigorta ettirmektedir. Sigorta sözleşmesi, sigorta ettirenin malvarlığındaki azalmayı önlemek amacına yönelik olarak düzenlenir. Bu ilişkide sigorta ettirenin yararı güvence altına alınmaktadır.

Bunun sonucu olarak sigorta ettiren (işleten-araç sahibi), sigortacının ödediği ödenek kadar borcundan kurtulmaktadır.

Eğer sigorta ettiren (işleten-araç sahibi), sigortacının ödemekle yükümlü olduğu ödenek tutarını zarar gören üçüncü kişilere ödemişse, sigortacının, sigorta ettiren zararına zenginleştiği kabul edilmelidir. İşte bu haksız ve nedensiz zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olan sigortacıya karşı, sigorta ettirenin (zarar gören üçüncü kişilere) ödediği ödenek tutarını geri isteme hakkı bulunmaktadır.”

4- Dönme (rücu) hakkının kullanımı için izlenecek yol
A) Yukarda da belirttiğimiz gibi, işleten, üçüncü kişilerin yasal aşama açmalarını beklemeden, aracının kazaya karıştığını “hemen” sigortacısına bildirmelidir. TTK.1291/1. Maddesi ile Trafik Sigortası Genel Şartlar B.1/a maddesine göre, işleten, rizikonun gerçekleştiğini (taşıtının kazaya karıştığını) öğrendiği günden başlayarak beş gün içinde sigortacısına bildirmekle yükümlü tutulmuştur.

Bu sorumluluk hemen yerine getirilmelidir.
-2-

B) Gene yukarda açıkladığımız gibi, zarar görenler, işletene karşı bir yasal aşama açmış olup da, aracın Trafik Sigortasını yapan sigorta şirketini yasal aşama etmemişlerse, davalı işleten bu davayı hemen sigortacısına bildirmelidir.(İhbar etmelidir.)

C) Eğer, zarar görenlerin yasal aşama açmalarını beklemeden, işleten, onlarla anlaşarak (sulhen) bir ödenek ödemiş olursa, bunu belgelemek koşuluyla sigortacısından isteyebilir. Bu konuda bir Yargıtay hükmünde daha da ileri gidilerek, işletenin, kendisine karşı bir yasal aşama açılmadan dahi “üçüncü kişilerin zararından sorumlu olduğunu kanıtlaması hâlinde” sigorta bedelini kendi aracının Trafik Sigortasını yapan sigorta şirketinden isteme hakkı bulunduğu kabul olunmuştur. Kararda şöyle denilmiştir, özetle:

“Bir sigorta şirketine Trafik (ZMSS) poliçesi ile sigortalı bir aracın sürücüsü üçüncü kişilere zarar vermişse, zarar görenler tarafından sigorta ettirene karşı bir yasal aşama açılmadan dahi, sigorta ettirenin (işletenin), üçüncü kişilerin zararından sorumlu olduğunu kanıtlaması halinde, sigorta bedelini, kendi aracının Trafik (ZMSS) poliçesini düzenleyen sigorta şirketinden isteme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
(11. HD.21.12.2004, E.2004/1636 - K.2004/12698)

D) Ancak, Yargıtay, daha eski günlü bir başka hükmünde, işleten (sigorta ettiren), zarar gören üçüncü kişilere henüz bir ödenek ödememişse, sigortacısına karşı dönme (rücu) hakkını kullanamayacağı yönünde hüküm vermiştir.

Buna ilişkin hüküm özeti şöyledir:

“Dava, trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın üçüncü kişiye vermiş olduğu, sigorta ettiren tarafından ödenen zararın, sigortacıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. Ne icra dosyasında ne de sunulan kanıtlar arasında davacının zarar görene ödeme yaptığına dair bir bilgiye rastlanmamıştır. O halde, davacının zarar gören üçüncü şahsa bir ödemesinin olmadığı, rücu koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.”
(11. HD.11.04.2005, E.2004/6602 - K.2005/3457)

Eki: Yargıtay kararları

YARGITAY 11.

HUKUK DAİRESİ
T. 18.03.1999 E. 1999/90 K. 1999/2336

MECBURI MALİ SORUMLULUK (TRAFİK) SİGORTASI
SİGORTA ETTİRENİN KENDİ SİGORTACISINA DÖNME HAKKI

Özet: Sigorta ettiren, zarar görenlere ödenek ödedikten sonra, kendi
Sigortacısından sigorta limitleri içinde kalan bölümünü yasal aşama yoluyla isteyebilir.

HÜKÜM: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete mecburi mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili aracın yaptığı kaza nedeniyle karşı tarafın kasko sigortacısı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını ve aynı zamanda davalı sigorta şirketine müracaat edildiğini davalının ödememesi nedeniyle, ödenen tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamından 50.000.000 lira poliçe limiti olan miktarın davalıdan ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline hüküm verilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Sorumluluk sigortası ile ilke olarak sigorta ettirenin 3. kişilere verebileceği zararlardan ötürü bu zararın giderilmesi için sigorta ettirenin mamelekindeki azalmayı önleme amacına yönelik olarak düzenlenir. Mecburi mali mesuliyet sigorta sözleşmesinde de aynı ilke uyarınca, güvence altına alınan asıl menfaat sigorta sözleşmesini yaptıran motorlu araç işleticisi ve onun hâlinde olanlardır. Bu nedenle trafik kazası ile 3. şahıslara zarar veren motorlu araç işleteni olan sigorta ettiren, zarar görenlere ödenek ödemesinde bulunduktan sonra kendi sigortacısından sigorta limitleri ve koşulları içinde kalan ve gerçek zarara ilişkin bölümünü yasal aşama yoluyla isteyebilir.
Olayımızda, davacının hasar bedeli olarak sigortacısı yerine geçerek yasal aşama dışı aracın kasko sigortacısına 33.900.000 lira ödediği tartışmasızdır.

Davacı yasal aşama dışı kasko sigortasına gerçek hasar bedelini ödemekle yükümlü olup, bunu aşan bir ödeme yapmışsa, gerçek zararı aşan ödemeyi davalı olan kendi sigortacısından isteyemez. O halde mahkemece davacının 3. şahıs olan sigorta şirketine ödeme yaptığı tarihten itibaren artan ve eksilen reeskont faizi üzerinden hesap yaptırılarak bu hesap içinde icra masraflarının da dikkate alınarak bulunacak miktardan davacının 3. şahıs sigorta şirketine fazladan ödeme yapmışsa bununda indirilerek davacının zararı hesaplanıp sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA 18.3.1999 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 21.12.2004 E. 2004/1636 K. 2004/12698

RÜCUEN TAZMİNAT DAVASI)
TRAFİK MECBURI MALİ SORUMLULUK SİGORTASI
SİGORTA ETTİRENİN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE ZARARI ÖDEMESİ

Özet: Bir sigorta şirketine Trafik Mecburi Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı bir aracın üçüncü kişilere zarar vermesi halinde, zarar görenler tarafından sigorta ettirene karşı bir yasal aşama açılmadan dahi, sigorta ettirenin, üçüncü kişilerin zararından sorumlu olduğunu kanıtlaması halinde, sigorta bedelini, kendi aracının Trafik (ZMSS) poliçesini düzenleyen sigorta şirketinden isteme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.

HÜKÜM: Yasal Aşama, davalı şirketin mecburi trafik sigortalısı olan davacıya ait aracın neden olduğu trafik kazası sonrasında vefat eden şahsın mirasçılarının, davacı S. Aleyhine açtığı yasal aşama sonrasında hükmedilecek bedelin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Mecburi Mali Sorumluluk Sigorta sözleşmesi ile motorlu araç işleteninin, işlettiği aracın üçüncü kişilere verdiği zararlar nedeniyle onlara karşı olan yasal ve mali sorumluluğu güvence altına almaktadır.

Trafik ZMSS poliçesinde sigortalı, poliçede sigortalı olarak gösterilen aracın işletenidir. Trafik ZMSS poliçesi düzenlenirken zarara uğrayacak kişiler o aşamada henüz bilinmediğinden, bu kişilerin ismen poliçede sigortadan faydalanan olarak gösterilmesi dahi mümkün bulunmamaktadır. Bir sigorta şirketine Trafik ZMSS poliçesi ile sigortalı bir aracın üçüncü kişilere zarar vermesi halinde, zarar görenler tarafından sigorta ettiren aleyhinde bir yasal aşama açılmadan dahi, sigorta ettiren kişinin üçüncü şahısların zararından sorumlu olduğunu kanıtlaması halinde, sigorta bedelini kendi akidi olan sigorta şirketinden talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu vaziyette davacı sigortalının üçüncü kişilere karşı verilen zararı kanıtlaması halinde, davalı sigorta şirketine müracaat hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Kaldı ki, yasal aşama konusu olayda, davacıya ait ve davalı şirkete mecburi trafik sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile üçüncü kişilere zarar verildikten sonra, davacı sigortalı aleyhinde yasal aşama açılmış olup, işbu davanın yargılaması devam ettiği sırada, üçüncü kişiler tarafından açılan yasal aşama sona ermiş ve davacı sigortalının, aleyhine hükmedilen ödeneği ödediği de anlaşılmaktadır.

Mahkemece, usul ekonomisi gereğince de işin esasına girilerek, hüküm verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA 21.12.2004 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
T. 11.4.2005 E. 2004/6602 K. 2005/3457

SİGORTA ETTİRENİN ÖDEDİĞİ ZARARI
SİGORTACIDAN RÜCUAN İSTEMESİ
TRAFİK SİGORTA POLİÇESİ

Özet: Yasal Aşama, trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın üçüncü kişiye vermiş olduğu, sigorta ettiren tarafından ödenen zararın, sigortacıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. Ne icra dosyasında ne de sunulan kanıtlar arasında davacının zarar görene ödeme yaptığına dair bir bilgiye rastlanmamıştır. O halde, davacının zarar gören üçüncü şahsa bir ödemesinin olmadığı, rücu koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.

HÜKÜM: Yasal Aşama, trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın üçüncü kişiye vermiş olduğu, sigorta ettiren tarafından ödenen zararın, sigortacıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Davacının maliki bulunduğu davalı sigorta şirketi nezdinde trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın, yasal aşama dışı şahsa ait araca çarpması sonucu zarara neden olduğu, zarar görenin davacı işleten, araç sürücüsü Aydoğan ve kendi kasko sigortacısı aleyhine ödenek yasal süreci açtığı, hüküm altına alınan tazminatın icraya konulduğu, yasal aşama dışı sürücü Aydoğan'ın icra dosyasına 12.02.2001 tarihinde 318.400.000.-TL, 24.02.2001 tarihinde haciz sırasında zarar gören vekiline haricen 605.000.000.-TL ödediği hususlarında bir itilaf bulunmamaktadır.

Nitekim bu vaziyet, 8 nci İcra Müdürlüğü'nce düzenlenmiş 17.02.2002 günlü belgede de çok net bir ifadeyle açıklanmıştır.
Ancak, ne icra dosyasında ne de sunulan kanıtlar arasında davacının zarar görene ödeme yaptığına dair bir bilgiye rastlanmamıştır. Her ne kadar davaya müdahale talebi ret edilen Aydoğan, ödemelerin araç sahibi davacı adına yapıldığını ifade etmiş ise de bu hususta beyan dışında bir kanıt bulunmamaktadır. Bu kişinin de, zarar gören üçüncü kişi tarafından açılan ödenek davasında haksız fiil sorumlusu olarak aleyhine hüküm kurulduğu, hakkında yapılan icra takibi sonucunda kendi adına ödemeler yaptığı sabittir. O halde, davacının zarar gören üçüncü şahsa bir ödemesinin olmadığı, rücu koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalı yararına BOZULMASINA 11.04.2005 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi

Copyright © - Çelik Çelik - Araştırma ve İnceleme, Her hakkı saklıdır.:Site Kullanım Şartları: Güvenlik ve Gizlilik Politikası