Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.
9. Hukuk Dairesi 2024/11620 E., 2024/15645 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 3. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: 2.
İş Yargı Makamı
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine hüküm verilmiştir.
Kararın davacı avukati vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince 20.02.2023 günlü ek hüküm ile hükmün kesin nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davacı avukatinin istinaf başvurusunun reddine hüküm verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ek kararının ve asıl kararının davacı avukati vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı avukatinin asıl karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine hüküm verilmiştir.
Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü davacı avukati vasıtasıyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten ve Tetkik Hâkimi vasıtasıyla hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. YASAL AŞAMA
Davacı avukati yasal aşama dilekçesinde; müvekkilinin, davalı... Rektörlüğüne bağlı tıp merkezinde bilgi işlem personeli göreviyle sürekli isçi olarak çalıştığı, sendika üyesi olan müvekkilinin üyesi bulunduğu Sendika ile davalı işveren arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümleri gereği aile yardımı alması gerektiğini ancak davalı işveren vasıtasıyla bu ödemenin yapılmadığını belirterek ödenmeyen aile yardımı alacağının davalıdan tahsiline hüküm verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı avukati cevap dilekçesinde; davacının aile yardımı yapılması gerektiği yönünündeki talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, toplu iş sözleşmesi gereği aile yardımı ödeneğinin evli ve çocuklu aileler yönünden ödenmesi öngörülen bir alacak kalemi olduğunu, bu ödemeyi alabilmek için eşin çalışmıyor olması gerektiğini, eğer eşlerin ikisi de işçi ise bu ödeneği sadece erkek işçinin alabileceğini, davacının bu kriterleri karşılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hükmü ile; davacının daimi kadroya geçmeden önce 04.12.2017 tarihinden itibaren yasal aşama dışı yüklenici işverenlerle yapılan faaliyet alım ihaleleri ile davalı işyerinde çalıştığı, 696 sayılı Yasa Hükmünde Kararname'nin 127 nci maddesi ile 375 sayılı Yasa Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23 ve 24 üncü maddeleri uyarınca davalı işyerinde 01.04.2018 tarihinden itibaren sürekli işçilik kadrosuna atandığı,...ve Sosyal Faaliyet İşçileri Sendikası ile davalı işyeri arasında 11.02.2021 imza günlü ve 01.11.2020-31.12.2022 yürürlük günlü toplu iş sözleşmesinin bulunduğu, davacının söz konusu Sendikaya 19.12.2020 tarihinde üye olduğu, söz konusu toplu iş sözleşmesinin incelenmesinde aile yardımı yönünde düzenleme yer aldığı ve sözleşme kapsamındaki işçilere aile yardımı ödeneceğinin belirtildiği, sözleşmede aile yardımından yararlanmak için başkaca bir koşul belirtilmemiş ise de sözleşme kapsamında bu yardımdan yararlanmanın koşulunun aile kavramının gerçekleşmesine bağlı olduğunun anlaşıldığı, davacının ise... Aile Mahkemesinin 17.07.2017 günlü 2017/563 Esas, 2017/533 Hüküm sayılı hükmü ile boşandığı ve müşterek iki çocuğun velayetinin de anneye bırakıldığı, söz konusu kararın 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği, davacının 01.11.2020-31.12.2022 tarihi itibarıyla bekâr olduğu dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu gereğince aile kavramının gerçekleşmediği, davacının aile yardımı alacağına hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2023 günlü ek hükmü ile istinaf başvurusunun miktardan reddine hüküm verilmiştir
IV.
İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararlarına karşı süresi içinde davacı avukati istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı avukati; istinaf başvurularının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin çalışmasına devam ediyor olması karşısında İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kesin olduğundan bahsedilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesinin aile kavramına ilişkin yaptığı değerlendirme neticesinde davanın reddine ilişkin kararın kabulünün mümkün olmadığını, yasal aşama konusu aile yardımının sosyal yardım başlığı altında oluşunun toplu iş sözleşmesi hükümlerinden tüm işçilerin yararlandırılması gerekliliğini ortaya koyduğunu, müşterek iki çocuğun velayetinin de anneye bırakıldığı ve bu kapsamda dahi müvekkilinin sorumluluğunda bulunan iki çocuğunun bulunduğunu, müvekkilinin bu kapsamda aile olgusuna sahip olduğunu, aile olgusunun gerçekleştiğini, müvekkilinin talep ettiği aile yardımı alacağının toplu iş sözleşmesinden doğduğunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (657 sayılı Yasa) ile ilgisi bulunmadığını, 11.02.2022 tarihinde imzalanan ve 01.01.2022 tarihinden sonrasını kapsayacak şekilde yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi Ek Protokolünde ise ilgili hükümden ilk sözleşmede belirtildiği şekliyle herkesin faydalanmayacağı, yalnızca çalışmayan veya sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 657 sayılı Kanununa tâbi personele ödenen tutarda aile yardımı ödeneceği belirtilerek yararlanan kişiler bakımından değişikliğe gidildiğini, iddia edildiği gibi sadece belirli özellik ve koşulları taşıyan kişiler söz konusu hükümden yararlanıyor olsaydı Ek Protokol ile şartlarda değişikliğe gidilmeyeceğini, davacı işçi aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yasal dinlenilme ile işçi lehine yorum ilkeleri gözetilmeksizin hüküm kurulmasının hukuk devleti ilkesinin özüne aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek İlk Derece Yargı Makamı kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne hüküm verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hükmü ile; davacının aile yardımı alacağına hak kazanacağı tespitinin ileriye yönelik etkisi bulunacağından İlk Derece Yargı Makamı hükmüne konu alacağın miktar itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceği, dosyanın esasına yönelik inceleme yapılması gerektiği, dosya kapsamından davacının yasal aşama konusu dönemde boşanmış ve iki çocuklu olarak çalıştığı, sendika üyelik tarihinin 09.12.2020 olduğu, aile yardımının toplu iş sözleşmesinin "Sosyal Yardım ve Öğrenim Yardımı" başlıklı 39 uncu maddesinde yer aldığı, temel amacının aileye yardım olduğu, tüm işçiler tabirinin aile kavramı içinde düşünülmesi ve aile sahibi tüm işçilere ayrım yapılmaksızın ödenmesi gerektiği, boşanmış ve 18 yaşını doldurmuş çocuklu çalışanlara ise bu yardımın yapılmayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hüküm verilmiştir.
V.
TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde davacı avukati temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı avukati; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelere dayanarak davanın kabulüne hüküm verilmek üzere Bölge Adliye Yargı Makamı kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Yargı Makamı kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur
C. Gerekçe
1.
Itilaf ve Yasal Nitelendirme
Itilaf, toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı bulunan işçinin, toplu iş sözleşmesinde düzenlenen aile yardımı alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Yasa) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 33, 36 ve 39 uncu maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi, 4857 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.
Temyizen incelenen hüküm, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile yasal ilişkinin nitelendirilmesine, yasal aşama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı avukatince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Yargı Makamı kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle hüküm verildi.
Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.