Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat Davasında Temerrüt Faizi Uygulaması

Trafik kazası sonucu yaralanan yolcunun, karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısına karşı açtığı maddi tazminat davasında, hükmedilecek tazminata uygulanacak faizin türü, uygulamada en sık tartışılan ve Yargıtay denetiminden geçen konuların başında gelmektedir. Zira faiz türü, tazminatın gerçek değerini koruyup koruyamayacağını doğrudan etkilediği gibi, sigortacının sorumluluğunun kapsamını da belirleyen temel unsurlardan biridir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 21.05.2019 tarihli kararı, bu tartışmanın çerçevesini net biçimde ortaya koymaktadır.

Olayın Hukuki Çerçevesi ve Tazminat Talebinin Dayanakları

Karara konu olayda, 04.11.2012 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı sigorta şirketine trafik sigortalı aracın, dava dışı sürücü yönetimindeyken tek taraflı trafik kazası yapması sonucu davacı yaralanmıştır. Davacı, inşaat ustası olarak çalıştığını, nitelikli bir inşaat ustasının günlük yevmiyesinin 90,00 TL ile 110,00 TL arasında, aylık gelirinin ise yaklaşık 2.000,00 TL ile 2.600,00 TL arasında değiştiğini ileri sürerek;

  • Sürekli işgöremezlik (sakatlık) nedeniyle kazanç kaybı,
  • Geçici işgöremezlik nedeniyle çalışamadığı döneme ilişkin kazanç kaybı,
  • Hastanede tedavi gördüğü süre boyunca bakıcı yardımından faydalanması nedeniyle ortaya çıkan bakıcı masrafları

kalemlerinden oluşan maddi tazminatın şimdilik 3.000,00 TL'sinin, olay tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont ve avans işlemlerinde uygulanan ticari-avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Temerrüt Faizi Talebinin Hukuki Niteliği

Türk Borçlar Kanunu'nun 117. ve devamı maddeleri uyarınca temerrüt faizi, borçlunun ihtar veya dava tarihinden itibaren temerrüde düşmesiyle birlikte işlemeye başlar. Trafik kazasından kaynaklanan haksız fiil sorumluluğunda ise faiz, kural olarak olay tarihinden itibaren işletilir. Ancak burada belirleyici olan, uygulanacak faizin yasal faiz mi yoksa ticari (avans) faizi mi olduğudur.

Uygulamada kabul edilen ölçüt, zarara neden olan aracın kullanım amacıdır:

  • Hususi (özel) amaçlı kullanılan araçlar: Bu araçların karıştığı kazalarda temerrüt faizi olarak 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen yasal faiz uygulanır.
  • Ticari amaçlı kullanılan araçlar: Ticari işletmeye dahil, ticari amaçla işletilen araçların karıştığı kazalarda ise 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca avans faizi (ticari faiz) uygulanır.

Bu ayrımın temelinde, ticari işlerde TTK hükümlerinin uygulanması ve ticari işletmelerin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü yatmaktadır. Dolayısıyla faiz türünün belirlenmesi, aracın ruhsatındaki kullanım amacı ve fiili kullanım şekli incelenerek yapılır.

Yargıtay'ın Faiz Türüne İlişkin Değerlendirmesi

Somut olayda davacı vekili, tazminat için temerrüt faizi olarak ticari faiz (avans faizi) talep etmiş, ilk derece mahkemesi de bu talebe uygun şekilde ticari faize hükmetmiştir. Ancak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, zarara neden olan davalıya sigortalı aracın kullanım amacının hususi olduğunu, ticari araç niteliği taşımadığını tespit etmiştir.

Bu tespit doğrultusunda Yargıtay;

  • Temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi gerekirken ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
  • Ancak bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığını,
  • 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiğini

belirtmiştir.

Düzeltilerek Onama Kararının Usul Hukuku Boyutu

Yargıtay'ın burada başvurduğu "düzeltilerek onama" kurumu, usul ekonomisi ilkesinin somut bir yansımasıdır. Buna göre;

  • Hükmün yalnızca faiz türüne ilişkin kısmı hatalıdır ve bu hata, dosyadaki delillerden açıkça anlaşılabilmektedir.
  • Hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına, delil toplanmasına veya bilirkişi incelemesine gerek bulunmamaktadır.
  • Bu nedenle Yargıtay, hükmü bozmak yerine, faiz türünü yasal faiz olarak düzelterek onamıştır.

Düzeltilerek onama, hem davaların uzamasını önler hem de tarafların gereksiz yere ek yargılama masrafına katlanmasının önüne geçer. Ancak bu yolun kullanılabilmesi için hatanın basit bir hesap veya nitelendirme hatası olması, esaslı bir vakıa incelemesini gerektirmemesi şarttır.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Trafik kaz

Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, aracın hususi mi yoksa ticari mi olduğu, faiz türünün belirlenmesi bakımından kritik önem taşımaktadır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan hatalardan biri, hasar gören veya değer kaybına uğrayan aracın ruhsat kaydındaki kullanım amacının yeterince incelenmemesi ve doğrudan ticari faiz uygulanmasıdır. Oysa ki;

  • Aracın ruhsatında "hususi" olarak kayıtlı olması, kural olarak ticari faiz uygulanmasını engeller.
  • Aracın fiilen ticari amaçla kullanıldığı iddia ediliyorsa, bu hususun davacı tarafça somut delillerle ispatlanması gerekir.
  • Salt aracın marka, model veya segment itibarıyla ticari kullanıma elverişli olması, ticari faiz uygulanması için yeterli değildir.

Bu kapsamda, özellikle kiralama yoluyla edinilmiş araçlar, şirket adına kayıtlı olsa dahi kullanım amacı hususi ise yasal faiz uygulanmalıdır. Zira faiz türü, aracın mülkiyet durumuna değil, fiili kullanım amacına göre belirlenir.

Faiz Başlangıç Tarihi ve Temerrüt

Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında faiz başlangıç tarihi de ayrı bir tartışma konusudur. Yargıtay uygulamasına göre;

  • Kaza tarihinde temerrüt faizi işlemeye başlar; ancak sigorta şirketleri bakımından 2918 sayılı KTK'nın 99. maddesi uyarınca sekiz iş günlük ihbar süresinin sonunda temerrüt oluşur.
  • Dava tarihinden önce yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmamışsa, temerrüt tarihi bu başvuruya göre belirlenir.
  • Başvuru yapılmamışsa, dava tarihinden itibaren faiz işletilir.

Dolayısıyla faiz türünün yanı sıra faiz başlangıç tarihinin de hükümde doğru şekilde gösterilmesi gerekir. Aksi hâlde hüküm, düzeltilerek onama yoluyla dahi kurtarılamayacak ölçüde sakatlanabilir.

Sonuç ve Değerlendirme

Yargıtay'ın incelediğimiz kararı, trafik kazası kaynaklı tazminat davalarında faiz türünün belirlenmesinde aracın fiili kullanım amacının esas alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Karar;

  • Hususi araçlar için yasal faiz, ticari araçlar için ticari faiz uygulanması gerektiği yönündeki yerleşik içtihatla uyumludur.
  • Düzeltilerek onama kurumunun, usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde ne şekilde işletileceğine dair somut bir örnek teşkil etmektedir.
  • Alt derece mahkemelerinin, faiz türünü belirlerken ruhsat kaydını ve fiili kullanım amacını birlikte değerlendirmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Uygulamada avukatların, dava dilekçesinde faiz talebini ileri sürerken aracın kullanım amacına ilişkin delilleri (ruhsat kaydı, kiralama sözleşmesi, ticari defter kayıtları vb.) dosyaya sunması, hem talebin kabul edilme olasılığını artıracak hem de Yargıtay aşamasında hükmün düzeltilerek onanması riskini azaltacaktır.

Sonuç olarak, trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında faiz türü, görünüşte basit bir usul meselesi gibi algılansa da, esasa doğrudan etki eden ve hükmün akıbetini belirleyen bir unsurdur. Bu nedenle gerek dava dilekçesi hazırlanırken gerekse istinaf ve temyiz aşamalarında faiz türüne ilişkin tespitlerin titizlikle yapılması, hak kaybının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.