Tenkis Davası Nedir?
Tenkis davası, mirasçıların saklı paylarının karşılığını alamamaları hâlinde miras bırakanın tasarruf edebileceği miktarı aşan kısmının iadesi amacıyla açtıkları ve ancak murisin ölümünün ardından söz konusu olabilen dava türü olup Türk Medeni Kanunu’nun 560 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
Tenkis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tenkis davasına bakmaya görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2/1 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi; yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Tenkis Davasında Süre
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer (HMK m 571/1).
Tenkis Davasını Kimler Açabilir?
Tenkis davasını açmaya kural olarak saklı pay sahipleri yetkilidir. Saklı pay sahipleri TMK madde 506’da düzenlenmektedir.
Buna göre saklı pay sahipleri; murisin alt soyu, murisin anne ve babası, murisin eşidir olup pay oranları ise aşağıdaki gibidir:
- Altsoy için yasal miras payının yarısı,
- Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
- Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü şeklindedir.
Tenkis davasının saklı pay sahipleri tarafından açılmaması hâlinde ise söz konusu tenkis davası murisin alacaklıları ve iflas masası tenkis davası açmaya yetkili hâle gelmektedir. Buna karşılık saklı pay sahiplerinin iflas etmesi hâlinde tenkis davası açmaya yalnızca iflas masası yetkili olacaktır.
Tenkis Davası Kimlere Karşı Açılabilir?
Tenkis davasına konu olan kazandırmaların yapıldığı kişiler söz konusu davada davalı olarak yer alacaktır.
Kazandırmanın yapıldığı kişinin ölmesi hâlinde de bu kişinin mirasçıları davalı sıfatını kazanacaktır.
Tenkis Davası İle İlgili Yargıtay Kararları
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 02.06.2015 Tarih ve 2015/1687 Esas – 2015/6049 Karar sayılı kararı: “Muris.. Noterliği’nde 24.08.2004 günü düzenlediği vasiyetname ile davacının evlatlık görevini yerine getirmediği, borç olarak aldığı birikimlerini iade etmediğini, mal kaçırdığını; davacı kızının da evlatlık görevini yerine getirmediği gerekçesiyle mirastan çıkarmıştır. Murisin davacılar ve davalı dışında mirasçısı bulunmamaktadır. TMK’nın 512. maddesi uyarınca ispat yükü bulunan davalı çıkarma sebeplerinin gerçekleştiğini kanıtlayamamıştır. Bu nedenle de TMK’nın 512/son maddesi uyarınca ıskat geçersiz olması nedeniyle davacılar davaya tenkis istemiyle devam etmişlerdir. 28.03.2013 günlü raporda terekenin aktif ve pasifi belirlenerek tenkise tabi tutulacak bedel saptanarak davacıların saklı payları bulunmuştur. Ancak, murisin İşbankasında bulunan tenkis hesabında değerlendirilen bedel 45.674,78 TL olarak kabul edilmiş ise de İ…B.. aracılığı ile havale edilen miktar 48.644,66 TL olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, davacılar, murisin ölümünden sonra murise ait taşınmazların aidat ve vergi borçlarını ödediklerini belirtmişler ise de; bu konuda yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmamış ve terekenin pasifinin tespitinde bu bedeller dikkate alınmamıştır. Bunun yanında, TMK’nın 507/2. maddesi gereği muris ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kişilerin üç aylık gideri 1.800,00 TL olarak belirlenmiş ise de, murisin kiminle yaşadığı ve kimin tarafından bakıldığı açıkça tespit edilmemiştir. Açıklanan eksiklikler gözetilerek, murisin ölüm tarihindeki terekesinin aktif ve pasifinin belirlenerek tasarruf edilebilir miktarının saptanması gerekir.”
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 23.06.2014 Tarih ve 2014/9116 Esas – 2014/12262 Karar sayılı kararı: “Mahkemece, yapılan hesaplamanın hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Zira tenkis davalarında öncelikle kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümüyle tespiti zorunlu olduğu halde, mahkemece dava konusu … plakalı aracın mirasbırakan tarafından davalıya temlik edilip edilmediği tam olarak belirlenmeden, bedel ödendiği iddiası varsa buna ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmeden; mirasbırakanın başka taşınmaz, hak veya alacağı bulunup bulunmadığı araştırılmadan, ayrıca tereke miktarını ve tenkis hesabını değiştirme ihtimali bulunan Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/2825 E.”
Sayılı davasının sonucu beklenmeden karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi araştırma yapılmadan ve gerekçe gösterilmeden pasif terekenin taktiren belirlenmiş olması da isabetli değildir. (…) Tenkis kuralları doğrultusunda uzman bilirkişiden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 12.05.2014 Tarih ve 2014/7602 Esas – 2014/9631 Karar sayılı kararı: “Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK. 564) araştırılmalıdır.
Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz.
Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.”
Bu internet sitesindeki her türlü bilgi, yalnızca bilgilendirme amacıyla, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirtilen ilgili düzenlemeler uyarınca hazırlanmıştır.