TCK Madde 89 – Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası

Taksirle yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kişilere Karşı Suçlar" başlıklı ikinci kısmının "Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar" başlıklı ikinci bölümünde, 89. maddede düzenlenmiştir. Suçun temel şekli, failin taksirli fiili sonucunda başkasının vücuduna acı vermesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıdır. Taksirle yaralama, sık karşılaşılan ve ceza miktarları itibarıyla sürekli tartışılan bir suç tipidir. Bu rehberde suçun unsurları, ceza miktarları, ağırlaştırıcı nedenler, şikayet şartı ve Yargıtay uygulamaları ele alınmaktadır.

TCK Madde 89 Metni

MADDE 89-

(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

  • a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
  • b) Vücudunda kemik kırılmasına,
  • c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
  • d) Yüzünde sabit ize,
  • e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
  • f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.

(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

  • a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
  • b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
  • c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
  • d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
  • e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,

neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.

(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.

Suçla Korunan Hukuki Yarar

Taksirle yaralama suçu ile korunan hukuki yarar, kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Korunan değer yalnızca fiziksel bütünlükle sınırlı olmayıp, psikolojik bütünlük de koruma altındadır. Zira madde metni "başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına" ifadeleriyle herhangi bir sınırlama getirmemiştir. Suçun temel hali için mağdurda kalıcı ya da gözle görülebilir bir emarenin bulunması zorunlu değildir.

Suçun Unsurları

Maddi Unsurlar

Konu: Taksirle yaralama suçunda konu, yaşayan bir insanın vücut bütünlüğü, beden ve ruh sağlığıdır. Madde, yaşayan bir insanda oluşan zarardan söz etmektedir. Dolayısıyla ceset, cenin veya yaşayan bir insandan kopmuş vücut parçası suçun konusunu oluşturmaz. Suç ancak failden başka birine yönelik işlenebilir; failin kendisine verdiği zararlar bu suç kapsamında değerlendirilmez.

Fail: Suçun faili herkes olabilir. İradi davranış yeteneğine sahip olmaları nedeniyle yalnızca insanlar fail olabilir; hayvan, eşya veya ceset fail olamaz. Kasten yaralama suçunda olduğu gibi failde özel nitelik aranmaz.

Mağdur: Mağdur, yaşayan her insan olabilir. Türk Medeni Kanunu m. 28/1 uyarınca insan, sağ olarak tamamıyla doğan ve bir an bile olsa yaşam fonksiyonlarını gösteren varlıktır. Kişi hem fail hem mağdur olamaz. TCK m. 89/3-e uyarınca gebe bir kadının çocuğunun düşmesine neden olunması halinde ceza artırılır; bu durumda ceninin taksirle öldürülmesinden değil, taksirle yaralama suçundan söz edilir. TCK m. 89/4 uyarınca aynı fiil nedeniyle birden çok mağdur ortaya çıkabilir.

Fiil ve Netice: Suçun oluşması için başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan bir fiil gereklidir. Fiilin sayısı önemli değildir. Acının derecesi de önemli olmayıp varlığı yeterlidir; değerlendirme objektif olarak yapılır. Örneğin acı eşiği yüksek birinde acı oluşmasa bile, eylemin objektif olarak acı vereceği kabul ediliyorsa suç oluşur. Temel hal için sağlık veya algılama yeteneğinin bozulmasında süreklilik aranmaz; ancak TCK m. 89/2 ve 89/3'teki nitelikli hallerde özel durumlar aranır. Fiil icrai veya ihmali olabilir.

Nedensellik Bağı: Failin fiili ile netice arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Örneğin hatalı sollama yapan sürücünün yayaya çarpması olayında nedensellik bağı varken, kavgadan kaçan sürücünün yayaya çarpması olayında kavga ettiği kişiyle yaya arasında nedensellik bağı yoktur; dolayısıyla kavga edilen kişi taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulamaz.

Manevi Unsur

Suçun oluşabilmesi için yaralanmaya sebep olan failin taksirinin bulunması gerekir. Olay kaza veya tesadüfi bir sebeple de ortaya çıkabilir; bu durumda suç oluşmaz. Taksir, basit taksir veya bilinçli taksir şeklinde olabilir. Her iki taksir türünde de netice istenmemelidir; aksi halde kast söz konusu olur.

Basit taksirde kişi, normalde öngörülebilecek bir neticeyi öngörmez ve neticeye sebep olur. Örneğin boş olduğunu düşündüğü silahla ateş eden kişinin yaralamaya sebep olması halinde basit taksir vardır; çünkü fail dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak silahı kontrol etmemiştir. Bilinçli taksirde ise fail, neticeyi öngörmekte ancak gerçekleşmesini istememektedir.

Taksirin cezalandırılabilmesi için fiilin taksirle işlenmesinin kanunda açıkça suç olarak düzenlenmiş olması gerekir (TCK m. 22/1). Taksirle yaralama fiilinin suç olarak değerlendirilmesinin nedeni, TCK m. 89'da bu fiilin taksirle işlenmesinin açıkça suç olarak düzenlenmiş olmasıdır. Bu düzenleme olmasaydı, yaralama fiilinin taksirle gerçekleşmesi halinde ceza verilemeyecekti.

Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Haller

TCK m. 89/2 ve 89/3'te düzenlenen nitelikli haller, netice sebebiyle ağırlaşmış suç görünümündedir. Failin bu ağır neticelerden sorumlu tutulabilmesi için ağır neticenin öngörülebilir olması gerekir. Ağır netice öngörülemiyorsa faile taksirle yaralamanın temel halinden ceza verilir. Ağır netice öngörülebiliyorsa, hafif taksirli fiil ağır taksirli fiilin içinde erimiş sayılır.

TCK m. 89/2 kapsamındaki ağırlaştırıcı nedenler (ceza yarısı oranında artırılır):

  • Duyulardan veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması
  • Vücutta kemik kırılması
  • Konuşmada sürekli zorluk
  • Yüzde sabit iz
  • Yaşamı tehlikeye sokan durum
  • Gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması

TCK m. 89/3 kapsamındaki ağırlaştırıcı nedenler (ceza bir kat artırılır):

  • İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat
  • Duyulardan veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi
  • Konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybolması
  • Yüzün sürekli değişikliği
  • Gebe kadının çocuğunun düşmesi

Gebe kadına ilişkin ağırlaştırıcı nedenlerin uygulanabilmesi için failin mağdurun gebe olduğunu bilmesi gerekir; aksi halde fiil normal yaralama sayılır. Kemik kırılması halinde yaralamanın ağırlığı, kırılan kemiğin mağdurun günlük yaşamını etkileme derecesine göre belirlenir. Hayat fonksiyonlarını etkileme derecesi soruşturma aşamasında hastane, yargılama aşamasında Adli Tıp tarafından tespit edilir.

Birden fazla kişinin yaralanması (TCK m. 89/4): Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu durumda yaralamanın derecesi önemli değildir; önemli olan taksirli fiil sonucunda birden fazla kişinin yaralanmış olmasıdır.

Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme

Taksirle işlenen suçlarda teşebbüs mümkün değildir; çünkü taksirli suçlarda failin neticeyi öngörmesi ve istemesi söz konusu olmadığından, icra hareketlerinin elverişli vasıtalarla başlaması ve failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması durumu taksirli suçlar için geçerli değildir. Aynı şekilde gönüllü vazgeçme de taksirli suçlarda uygulanmaz.

Suçun Cezası ve Şikayet Şartı

Taksirle yaralama suçunun temel hali için öngörülen ceza, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır (TCK m. 89/1). Nitelikli hallerde bu ceza yarısı oranında veya bir kat artırılır. Birden fazla kişinin yaralanması halinde ise dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

Suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz (TCK m. 89/5). Şikayet süresi, mağdurun olayı öğrenmesinden itibaren altı aydır. Bilinçli taksirle işlenen ve TCK m. 89/2 veya 89/3 kapsamına giren yaralamalarda soruşturma re'sen yapılır.

Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Taksirle yaralama suçu nedeniyle mağdur, uğradığı zararlar için fail aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Maddi tazminat, tedavi masrafları, kazanç kaybı gibi ekonomik kayıpları kapsar. Manevi tazminat ise duyulan acı ve elem nedeniyle talep edilir. Ceza davasından bağımsız olarak açılabilen tazminat davası, ceza mahkemesi kararından etkilenebilir.

Yargıtay Kararları Işığında Önemli Hususlar

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 31/03/2014 tarih ve 2013/12737 E. – 2014/7843 K. sayılı kararında, sanığın idaresindeki yolcu minibüsüne binen katılanın yerine oturmasını beklemeden hareket etmesi nedeniyle geriye doğru savrulan katılanın açık kapıdan düşerek yaralanması olayında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilmiş; ancak CMK m. 226/2 uyarınca iddianamede yer almayan TCK m. 22/3'ün uygulanabilmesi için sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 27/03/2014 tarih ve 2013/16645 E. – 2014/7629 K. sayılı kararında, sanığın alkollü olarak yönetimindeki otoyla direksiyon hakimiyetini kaybedip takla atması sonucu araçta yolcu olarak bulunan ve şikayetçi olmayan arkadaşının orta derecede klavikula kemik kırığı ile yaralanması olayında, yaralanmanın TCK m. 89/2-b kapsamında kaldığı ve bilinçli taksir nedeniyle takibin şikayete bağlı olmadığı belirtilmiştir. Mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle verilmiş bir takipsizlik kararı bulunmadığı da dikkate alınarak, sanık hakkında TCK m. 89/2-b uyarınca ek savunma hakkı verilerek mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 28/04/2014 tarih ve 2013/18217 E. – 2014/10183 K. sayılı kararında ise, 145 promil alkollü sanığın idaresindeki otomobille müştekinin aracına çarparak yaralamalı trafik kazasına sebebiyet vermesi olayında, asli ve tam kusurlu sanığın TCK m. 61/1 ve 22/4'teki ölçütlerden zararın ağırlığı ve taksirin yoğunluğu nazara alınarak temel ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Taksirle Yaralama Suçunda Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Suçun manevi unsuru olan taksirin türü (basit/bilinçli) ceza miktarını ve şikayet şartını etkiler.
  • Nitelikli hallerde ağır neticenin öngörülebilir olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir.
  • Şikayet süresi altı aydır; bilinçli taksirle işlenen nitelikli yaralamalarda şikayet aranmaz.
  • Kemik kırılması gibi hallerde hayat fonksiyonlarına etki derecesi Adli Tıp raporuyla belirlenir.
  • Yargıtay içtihatları, ek savunma hakkı ve cezanın bireyselleştirilmesi gibi usul kurallarına uyulmasını gerektirir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olayınıza ilişkin hukuki danışmanlık için bir avukata başvurmanız önerilir.