6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı statüsüne alınan ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin, yüklenici ile akdettiği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici konumunda olup olmadığı ve bu uyuşmazlığın hangi mahkemede çözümleneceği, farklı bölge adliye mahkemeleri arasında görüş ayrılığına yol açmıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 12.02.2026 tarihli 2026/23 E. ve 2026/496 K. sayılı kararıyla bu uyuşmazlığı gidermiş ve konuyu açıklığa kavuşturmuştur.
Uyuşmazlığın Konusu ve Başvuru Süreci
Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, 6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı kararı verilen taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin tüketici konumunda olup olmadığı ve buna bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından farklı bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu, 01.07.2024 tarihinde yaptığı toplantıda, farklı yer bölge adliye mahkemelerinin farklı hukuk dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğunu tespit etmiştir. Kurul, ana taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde bağımsız bölüm malikinin tüketici olmadığı ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği yönündeki Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. ve 10. Hukuk Dairelerinin görüşünü benimsemiş; 5235 sayılı Kanun'un 35/3-4 maddesi uyarınca farklı bölge adliye mahkemelerinin hukuk daireleri arasında çıkan uyuşmazlığın giderilmesi için dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine oybirliği ile karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemeleri Arasındaki Görüş Ayrılığı
Tüketici Sıfatının Bulunmadığı Yönündeki Kararlar
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 01.03.2024 tarihli 2024/35 E. ve 2024/555 K. sayılı kararında özetle; davacının davalı şirket ve müteselsil kefil arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yüklenici şirketten eksik ifa nedeniyle tazminat talep ettiği, taraflar arasındaki ihtilafın daire satım işinden değil inşaat yapım işinden ve tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirip getirmediğinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Bu durumda davacı ve davalıların 6502 sayılı Yasa'nın aradığı şekilde tüketici ve satıcı sıfatına sahip olmadığı, Yasa kapsamında kalan bir ilişkinin mevcut bulunmadığı ve davada 6502 sayılı Kanun hükümlerinin değil genel hükümlerin uygulanacağı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2024 tarihli 2023/2072 E. ve 2024/804 K. sayılı kararında ise arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amacın kullanmak için konut edinmek değil arsasını değerlendirmek olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle arsa sahibinin sözleşme imzalarken güttüğü saikin, salt kullanma ve tüketme kapsamında kabul edilen tüketici saikinden farklı olduğu; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi gerektirmesi ve sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunması nazara alındığında uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun'a göre tüketici mahkemelerinde değil, genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Tüketici Sıfatının Bulunduğu Yönündeki Kararlar
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 25.05.2023 tarihli 2022/2977 E. ve 2023/1497 K. sayılı kararında; davacılar ile davalı şirket ve taşınmaz malikleri arasında "İnşaat Yapım Sözleşmesi" düzenlendiği, sözleşmede davalı müteahhide herhangi bir taşınmazın verilmesinin öngörülmediği, sözleşme eki ödeme tablosunda arsa sahipleri tarafından davalı müteahhide ödenecek miktarların belirlendiği, tapu kaydı incelendiğinde taşınmaz üzerinde daha önce bir yapının bulunduğu ve 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir. Kentsel dönüşüm kapsamında bina sahipleri tarafından eski yapının yıktırılarak yeni yapı yaptırıldığı, davacıların amacının arsasını değerlendirmek olmadığı, kendisine ait yapının riskli yapı olması sebebiyle yıkılarak yeni bir yapı yapılması amacı bulunduğu, taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğu ve davacıların da 6502 sayılı Yasa kapsamında tüketici olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 12.01.2023 tarihli 2020/2062 E. ve 2023/83 K. sayılı kararında; taraflar arasında imzalanan 25.12.2015 tarihli eser sözleşmesi ile tapuda davacı adına kayıtlı taşınmazda yüklenici tarafından mevcut durumun rölevesinin alınması, iki ayrı bağımsız bölüm için kentsel dönüşüm yapılması, yanan yıkılan ruhsatının alınması, komple proje çizilmesi, yapı ruhsatının alınması ve ruhsat alındıktan sonra uygulama projesi çizilmesi işi konusunda anlaşma sağlandığı belirtilmiştir. Davacı-birleşen davada davalının tüketici konumunda olduğu ve davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği; göreve ilişkin yapılan yanlışlığın HMK'nın 355. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık kapsamında kaldığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın öncelikle bu nedenle HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 19.07.2018 tarihli 2018/1125 E. ve 2018/1013 K. sayılı kararında; taraflar arasındaki uyuşmazlığın Kentsel Yenileme Projesi Gayrimenkul Satış Sözleşmesinden kaynaklandığı ve 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığına göre uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2022 tarihli 2022/2143 E. ve 2022/2129 K. sayılı kararında ise davalının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile bir adet bağımsız bölümünün kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda sözleşme yapmış olup tüketici kabul edilmesi gerektiği, bu durumda davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay'ın Değerlendirmesi ve Hukuki Çerçeve
Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin başvuru, 6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğacak uyuşmazlıklarda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) uyarınca tüketici konumunda olup olmadığı ve sonuca bağlı olarak görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkindir.
6306 sayılı Kanun gereği, riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapı, riskli yapı statüsündedir (m. 2/1-d). Riskli yapı statüsüne alınan binada bağımsız bölümü bulunan taşınmaz maliki, yasadan kaynaklı bir zorunluluk nedeniyle binanın yıkılarak tekrar inşa edilmesi için yüklenici ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapmaktadır. Buna ilişkin izlenecek yöntem ve usul ise Kanun'un 6 ve 6/A maddelerinde ayrıntılı şekilde düzenlenmektedir.
Riskli yapı kararı verilen taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici ile akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin tüketici konumunda olup olmadığı ve bu işlemin tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı öncelikle belirlenmelidir. Zira 6502 sayılı TKHK'da, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevli kılınmıştır (TKHK, 73/1). Kanun koyucu, tüketici mahkemelerinin görev alanını belirlerken tüketici işlemi ile tüketici sıfatından yararlanmıştır.
Tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade etmektedir (TKHK m. 3/1-l). Tüketici ise "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" şeklinde düzenlenmiştir (TKHK m. 3/1-k).
6502 sayılı Yasa'nın 3/1 bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri de alınmıştır. Hemen ifade etmek gerekir ki, arsasına karşılık birden çok konut niteliğinde bağımsız bölüm veya işyeri alacak olan arsa sahibi, salt kişisel ve ailevi tüketim amacından çıkmaktadır. Bu durumdaki arsa sahibinin sözleşme yapmaktaki asıl amacı, bizzat oturmak amacıyla arsasına bina yaptırmak olmayıp taşınmazını değerlendirmektir. Salt kişisel ihtiyaçlar için kullanma amacını aşan saikler ön plana çıkmaktadır.
Sonuç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2026 tarihli 2026/23 E. ve 2026/496 K. sayılı kararı, riskli yapıdaki taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan malikin, yükleniciyle yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici konumunda olduğunu ve bu uyuşmazlıkların tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, riskli yapı malikinin yasadan kaynaklı zorunluluk nedeniyle sözleşme yapmasını ve amacının arsasını değerlendirmek değil güvenli bir konuta kavuşmak olmasını temel almaktadır.