Mirastan Feragat Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Dönme Yasağı
Mirastan feragat sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu'nun 528. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan ve mirasçının miras hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmesini sağlayan bir sözleşmedir. Bu sözleşme, tek taraflı bir irade beyanıyla değil, karşılıklı anlaşma ile kurulan bir hukuki işlem niteliği taşır. Bu nedenle, mirastan feragat eden mirasçının tek yönlü iradesiyle sözleşmeden dönmesi hukuken mümkün değildir. Feragat sözleşmesi, taraflar arasında bağlayıcı bir hukuki sonuç doğurur ve mirasçının mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirasçılık sıfatını ortadan kaldırır.
Yargıtay içtihatları da bu hususu açıkça ortaya koymaktadır. Feragat sözleşmesinin resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerektiği, 11.02.1959 tarihli ve 16/14 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile hüküm altına alınmıştır. Bu şekil şartı, sözleşmenin geçerliliği açısından hayati önem taşır. Şekil şartına uyulmadan yapılan feragat sözleşmeleri geçersiz sayılacaktır.
Dönme ile İptal Arasındaki Temel Fark
Mirastan feragat sözleşmesinden dönme ile sözleşmenin iptali birbirinden tamamen farklı hukuki kavramlardır. Dönme, tek taraflı bir irade beyanıyla sözleşmeyi sona erdirmeye yönelik bir hak olup, feragat sözleşmesinde böyle bir hak tanınmamıştır. Buna karşılık iptal, sözleşmenin kurulması esnasında var olan sakatlıklar nedeniyle mahkeme kararıyla sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasıdır. İptal sebepleri sınırlı olup, kanunda öngörülen belirli hallerde ileri sürülebilir.
Mirastan Feragat Sözleşmesinin İptal Edilebilme Şartları
Mirastan feragat sözleşmesinin iptali, ancak belirli hukuki sebeplere dayanılarak talep edilebilir. Bu sebepler, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen irade sakatlığı halleri ile ayırt etme gücünün bulunmaması gibi butlan sebepleridir. İptal davası açılabilmesi için aşağıdaki şartların varlığı aranır:
- Yanılma (Hata): Sözleşme kurulurken esaslı bir yanılgıya düşülmüş olması gerekir. Örneğin, mirasbırakanın malvarlığının kapsamı hakkında yanıltıcı bilgi verilmesi.
- Aldatma (Hile): Karşı tarafın kasıtlı olarak yanıltıcı davranışlarıyla sözleşmenin kurulmasına sebebiyet vermesi.
- Korkutma (İkrah): Mirasçının iradesinin baskı altında alınarak feragat sözleşmesinin imzalatılması.
- Gabin (Aşırı Yararlanma): Taraflar arasındaki edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu oransızlığın, zor durumda kalmanın veya tecrübesizliğin istismar edilmesiyle ortaya çıkması.
İptal davasının, irade sakatlığının öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkeme tarafından re'sen dikkate alınır. Sürenin kaçırılması halinde iptal talebi hukuken dinlenemez.
Gabin İddiasının Mirastan Feragat Sözleşmesinde Uygulanabilirliği
Gabin, Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesinde düzenlenmiş olup, edimler arasındaki açık oransızlığın taraflardan birinin zor durumda kalması, tecrübesizliği veya düşüncesizliği nedeniyle istismar edilmesi halinde söz konusu olur. Mirastan feragat sözleşmesinde gabin iddiasında bulunulması teorik olarak mümkündür. Ancak burada önemli bir sorun ortaya çıkar: Feragat sözleşmesi kurulduğu anda terekenin kapsamı henüz bilinmemektedir. Mirasbırakanın ölümüyle birlikte terekenin aktif ve pasif değerleri netleşir. Dolayısıyla, sözleşme kurulduğu anda edimler arasında bir oransızlık bulunup bulunmadığının tespiti güçleşir. Bu nedenle gabinin mirastan feragat sözleşmesine uygulanabilirliği doktrinde tartışmalıdır. Yine de sözleşmenin iptali, genel kural olarak taraflarca talep edilebilecektir.
Yargıtay Kararları Işığında Dönme ve İptal Talepleri
Yargıtay, mirastan feragat sözleşmesinden tek taraflı dönme taleplerini istikrarlı bir şekilde reddetmektedir. T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2003/11149 Esas ve 2003/14180 Karar sayılı, 23.10.2003 tarihli kararı bu konuda emsal teşkil eder. Kararda, davacının 03.11.1982 tarihinde mirasbırakanları M. ve M.'nin iştirakiyle kardeşi E. yararına mirastan feragat sözleşmesi yaptığı, bu sözleşmenin resmî vasiyet şeklinde düzenlendiği belirtilmiştir. Yargıtay, davacının tek yönlü iradesiyle bu sözleşmeden dönmesine imkân bulunmadığını, lehine feragat edilen E.'ın mirasçı olmasını engelleyen bir halin de bulunmadığını ve iradeyi sakatlayıcı bir sebebin ileri sürülmediğini vurgulamıştır. Bu nedenle davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ayırt Etme Gücünün Bulunmaması ve Butlan Sonucu
Sözle
leşmenin geçerliliği için gerekli olan ayırt etme gücünün sözleşme kurulduğu sırada bulunup bulunmadığı, hem sözleşmenin hukuki niteliği hem de tarafların ehliyeti bakımından belirleyici bir unsurdur. Türk Medeni Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin fiil ehliyeti bulunmamaktadır. Mirastan feragat sözleşmesi, mirasçının miras hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmesi sonucunu doğuran, miras hukuku bakımından son derece ağır sonuçları olan bir tasarruf işlemidir. Bu nedenle sözleşmenin kurulduğu anda feragat edenin ayırt etme gücüne sahip olması zorunludur. Aksi halde yapılan sözleşme, TMK m. 15 uyarınca hükümsüz (butlan) sayılır. Butlan, sözleşmenin baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelir ve bu sakatlık, ilgililer tarafından her zaman ileri sürülebilir; hâkim tarafından da re'sen dikkate alınır.
İrade Sakatlıkları ve İptal Talebinin Kapsamı
Ayırt etme gücünün bulunmasına rağmen sözleşmenin yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlıkları altında yapılması halinde ise sözleşme baştan itibaren geçersiz olmaz; ancak sakatlanan iradeye dayanarak iptal talebi ileri sürülebilir. TMK m. 557, ölüme bağlı tasarrufların iptali sebeplerini düzenlemekte olup, mirastan feragat sözleşmesinin resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi halinde bu hükümlerin kıyasen uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna göre, mirasbırakanın yanılma, aldatma veya korkutma nedeniyle tasarrufta bulunduğu hallerde iptal davası açılabilir. İptal davası, sözleşmenin tarafı olan mirasçılar veya mirasbırakan tarafından açılabilir. İptal kararı, sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır ve feragat eden mirasçı, sanki feragat sözleşmesi hiç yapılmamış gibi mirasçılık sıfatını yeniden kazanır.
Dönme ve İptal Arasındaki Fark ve Uygulamadaki Yansımaları
Tek taraflı dönme ile iptal talebi arasındaki temel fark, hukuki dayanak ve sonuçları bakımından ortaya çıkar. Dönme, sözleşmeye bağlılık ilkesinin istisnası olarak kanunda öngörülen belirli hallerde (örneğin TMK m. 549 veya m. 550 kapsamında) mümkün olabilirken; iptal, sözleşmenin kuruluş aşamasındaki sakatlıklara dayanır. Yargıtay içtihatları, mirastan feragat sözleşmesinden tek taraflı dönmenin mümkün olmadığını, ancak irade sakatlığı veya ehliyetsizlik gibi sebeplerin varlığı halinde iptal davasının açılabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararında da vurgulandığı üzere, iradeyi sakatlayıcı bir sebebin ileri sürülmemesi ve lehine feragat edilen kişinin mirasçı olmasını engelleyen bir halin bulunmaması, dönme talebinin reddini gerektirmiştir.
Sonuç ve Değerlendirme
Mirastan feragat sözleşmesi, miras hukukunda önemli sonuçlar doğuran, şekle bağlı ve tarafların iradesini kesin olarak ortaya koyan bir hukuki işlemdir. Sözleşmenin tek taraflı irade beyanıyla ortadan kaldırılması kural olarak mümkün değildir. Ancak sözleşmenin kurulduğu sırada ayırt etme gücünün bulunmaması halinde butlan; yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlıklarının varlığı halinde ise iptal davası açılması mümkündür. Gabin iddiası ise terekenin kapsamının sözleşme anında belirsiz olması nedeniyle uygulamada sınırlı bir şekilde kabul görmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, sözleşmeye bağlılık ilkesini güçlendirmekte ve tek taraflı dönme taleplerine kapıyı kapalı tutmaktadır. Bu nedenle, mirastan feragat sözleşmesinden kurtulmak isteyen mirasçının, öncelikle butlan veya iptal sebeplerine dayanması, bu sebeplerin somut delillerle desteklenmesi ve dava açma sürelerine (özellikle TMK m. 559'daki hak düşürücü süreler) dikkat edilmesi gerekmektedir. Aksi halde, sözleşmenin geçerliliği korunacak ve mirasçı, feragat ettiği miras hakkını geri kazanamayacaktır.