Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:
Hukuk Büromuz
Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /
Yazı İçeriği:
Mirasın Reddi Ne Demektir?
Mirasın Reddi Nasıl Gerçekleştirilir?
Mirasın Reddi Davası
Mirasın Gerçek Reddi Davası
Mirasın Hükmen Reddi Davası
Hangi Mirasçılar Reddi Miras Yapabilir?
Mirasın Reddinin Sonuçları
Mirasçıların Tamamının Mirası Reddedilmesi Halinde
Mirasçılardan Biri veya Bir Kısmının Mirası Reddetmesi Halinde
Sonra Gelen Mirasçılar Lehine Mirasın Reddedilmesi
Mirasın Sağ Kalan Eşe Geçmesi
Alacaklıların Korunması
Mirasçının Alacaklılarının Korunması
Mirasbırakanın Alacaklılarının Korunması
Mirası Reddetme Süresi
Mirasın Reddinde Yetkili ve Görevli Mahkeme
Mirasın Reddinin İptali Davası
Alacaklılar vasıtasıyla Açılan Mirası Reddin İptali Davası
Mirasçılar vasıtasıyla Açılan Mirası Reddin İptali Davası
Reddi Miras Yapamadan Ölen Mirasçının Durumu
Mirasın Reddi Davasında
Sıkça Sorulan Sorular
Mirasın Reddine İlişkin Yargıtay Kararları
Mirasın Reddi Ne Demektir?
Mirasın reddi, terekenin(miras konusu mallar, haklar ve borçların tümü) borca batık olması veya başkaca bir nedenle mirasın reddedilmesi anlamına gelir.
Aşağıda detaylı olarak açıklayacak olduğumuz üzere: Muristen kalan mirasın borca batık olması veya başkaca herhangi bir sebepten dolayı mirasçılar vasıtasıyla mirasın reddi yoluna gidilebilmektedir. Mirasın reddi, halk arasında reddi miras olarak da adlandırılmaktadır. Mirasın reddi yoluna başvuran mirasçıların, yalnızca muristen miras kalan borçları reddetmeleri gibi bir vaziyet bahsi geçen olamamaktadır. Mirası reddeden kişi, miras konusu olan tüm hakları, malları ve borçları reddetmektedir.
Miras hukukumuza göre mirasçılar, murisin(mirasbırakan) mirası üzerinde ölüm olayıyla birlikte mülkiyet hakkına sahip olurlar.
Miras bırakanın ölümü halinde tüm malvarlığı, ölüm anından itibaren hukuken bir bütün olarak “tereke” adını verdiğimiz malvarlığı yığınını oluşturur ve miras hukukuna tabii olur. Bunun sonucu olarak tereke malları, yani miras bırakana ait olan aktif ve pasif tüm malvarlığı değerlerine ilişkin mülkiyet hakkı, ölüm olayının gerçekleşmesi ile birlikte mirasçılara geçmiş olur. Dolayısıyla mirasçılar, murisin sahip olduğu haklara mirasçı olacakları gibi, borçlara da mirasçı olurlar. Mirasçılık sıfatını ölüm olayıyla birlikte kazanan mirasçılar, kural olarak(murisin ölümü öncesinde mirastan feragat veya mirasçılıktan çıkarma diğer adıyla ıskat vb.
Bir vaziyet bahsi geçen olmamışsa) miras mallarına sahip olacakları gibi, borçlardan da kendi şahsi malvarlıklarıyla sorumlu hale gelirler. Dolayısıyla miras mallarının mirasbırakanın borçlarını karşılamakta yetersiz kalması hâlinde alacaklılar, mirasçıların kendi şahsi malvarlıklarına yönelebilir ve bu şekilde tahsilat sağlayabilir.
Mirasın reddedilmesi hâlinde ise hiçbir alacaklı, mirası reddetmiş olan mirasçılara, miras hak ve alacaklarından dolayı icra takibi ve yasal aşama açamaz. Ancak çeşitli şartların varlığı halinde alacaklıların da hakları korunur ve mirasın reddinin iptali yasal süreci açılabilir. Tüm bu detay hususlara makalemizin devamında yer alan alt başlıklar altında yer vereceğiz.
Mirasın Reddi Nasıl Gerçekleştirilir?
Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunumuzun 605.
Ve 618. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Mirasın reddi, yalnızca yasal aşama yoluyla gerçekleştirilebilir. Mirası reddetmek isteyen mirasçılar, usulüne uygun bir şekilde yetkili ve görevli yargı merciine başvurmalı ve mirası ret yasal süreci açmalıdır.
Dolayısıyla mirasçıların bir kısmının veya tamamının tek taraflı irade beyanıyla mirası reddetmeleri mümkün değildir.
Mirası reddin ne şekilde gerçekleştirileceği hususu, Türk Medeni Kanunumuzun 609. Maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Türk Medeni KanunumuzUn 609. Maddesine Göre:"Mirasın reddi, mirasçılar vasıtasıyla sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir."
Madde içerisinde yer alan "Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir." ifadesiyle mirasın reddi talebinde bulunan kişinin hiçbir koşul olmaksızın mirasın tamamını, tüm haklar ve borçlarla birlikte reddetmesidir.
Mirasın Reddi Davası
Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunumuzun 605. Maddesi uyarınca iki farklı şekilde sağlanabilmektedir.
Türk Medeni Kanunumuzun 605.
Maddesine Göre:
"Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır."Yukarıda alıntılamış olduğumuz TMK 605. Madde metninin iki fıkrasını ayrı ayrı ele alacak olursak, miras yasal ve atanmış mirasçılar vasıtasıyla reddedilebileceği gibi, mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkla belli veya resmen tespit edilmiş ise, yani tereke mirasbırakanın ölümü tarihinde borca batık ise yasa hükmü gereği reddedilmiş sayılabilecektir. O halde şu aşamada mirasın reddinin iki şekilde gerçekleştiğini söylemek yanlış olmayacaktır:
Birinci fıkrada düzenlenen mirasın gerçek reddi,
İkinci fıkrada düzenlenen mirasın hükmen reddi.
Mirasın reddi, makalemizin devamında detaylı olarak açıklayacak olduğumuz üzere: Miras hukukunun genelinde olduğu gibi sıkı şekil koşulları ve esasa ilişkin düzenlemelere tabii olup; sürecin profesyonel bir şekilde yürütülmemesi hâlinde geri dönülmesi imkansız hak kayıpları yaşanabilmektedir. Örneğin mirası kabul anlamına gelebilecek şekilde miras malları ve haklardan faydalanılması hâlinde, sonradan mirasın reddi talebinde bulunulması Türk Medeni Kanunumuzun 2.
Maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olarak kabul edilmektedir. Bu gibi istisnai hususlar, büyük çaplı zararlar meydana getirebilmektedir. Bu nedenle mutlaka alanında uzman bir miras avukatından yardım alınması tavsiye edilmektedir.
A) Mirasın Gerçek Reddi Davası
Mirasın gerçek reddi, yasal ve atanmış mirasçıların usulüne uygun bir şekilde mirası ret süresi içerisinde ileri sürecekleri, bozucu yenilik doğuran mirası ret beyanı ile gerçekleşecektir. Mirasın gerçek reddi yasal süreci, üç(3) aylık süre içerisinde yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi'nde hasımsız olarak açılabilir.
Bu kişiler adına mirası ret beyanında bulunmaya hukuken yetkili kimseler de mirasçılar adına mirası ret beyanında bulunabileceklerdir(örneğin 18 yaşından küçük çocuklar için velayet hakkı sahibi anne veya baba).
Mirasın gerçek reddi hâlinde murisin borçları vb.
Herhangi bir gerekçe gösterilmesine dahi gerek yoktur. Dolayısıyla üç aylık süre içerisinde mirasın reddi halinde, hiçbir gerekçe aranmaksızın mirasın reddi sağlanabilmektedir.
B) Mirasın Hükmen Reddi Davası
Herhangi bir nedenle mirasın gerçek reddi sağlanamamışsa ve üç aylık süre de sona ermişse, artık mirasın gerçek reddi yoluna başvurulamayacaktır. Bu vaziyette mirasın hükmen reddi yoluna gidilmesi gerekecektir. Ölümü anında murisin ödemeden aczi açıkça belli ise veya resmen tespit edilmiş ise miras hükmen reddedilmiş olur.
Ancak ölüm olayı sonrasında terekenin kabulü için mirasçıların açıkça veya örtülü olarak irade beyanında bulunmuş olmaları ya da kabul anlamına gelebilecek herhangi bir şekilde hareket etmeleri halinde mirasın hükmen reddi de mümkün olamayacaktır.
Mirasın gerçek reddinden farklı olarak, mirasın hükmen reddi yasal süreci herhangi bir süreye tabii değildir. Bununla birlikte mirasın hükmen reddi yasal süreci, mirasın gerçek reddi davasında olduğu gibi hasımsız açılmamaktadır. Bu davada terekenin borcu, tereke alacaklılarının kimliği gibi terekenin pasiflerine ilişkin bilgilere dair açıklamalar yapılır ve yasal aşama alacaklılara yöneltilir. Böylece alacaklılara da dosyaya ve talebe ilişkin olarak beyanda bulunma ve eğer varsa, talebin aksini gerektiren delilleri dosya muhteviyatına kazandırma olanağı sağlanmış olacaktır.
Mirasın hükmen reddi davasında terekenin tüm aktif ve pasifleri belirlenir, bu anlamıyla terekenin tespiti istemini de muhteviyatında barındırdığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Terekenin tüm aktif ve pasiflerinin belirlenmesi akabinde sonuca göre hüküm verilir.
Mirasbırakanın ölümü anında borçlarını ödemekte acze düşmüş olduğu hususunun açıkça belli olup olmadığı veya resmi olarak bu durumun tespit edilip edilmediğinin bilinmediği hallerde mirasçılar işlerini şansa bırakmamalı ve mutlaka alanında uzman bir miras avukatı ile temasa geçmeli ve istenmeyen sonuçların meydana gelmemesi adına sürecin profesyonel bir şekilde yürütülmesine ön ayak olmalıdır.
Hangi Mirasçılar Reddi Miras Yapabilir?
Hem kanuni mirasçılar, hem de atanmış mirasçılar vasıtasıyla mirasın reddi gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca bunların yanında, vasiyet alacaklısının da mirası reddetmesi mümkündür.
Ancak Türk Medeni Kanunumuzun 610. Maddesinde sayılmış olan hallerin varlığı hâlinde mirasın reddi mümkün olamamaktadır.
Türk Medeni Kanunumuzun 610. Maddesine Göre:"Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için lazım gelenın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için yasal aşama açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz."
Bu noktada ikili bir ayrım yapmamız gerekirse: Üç aylık yasal sürenin sona ermesi akabinde hiçbir mirasçı vasıtasıyla mirasın gerçek reddi yoluna başvurulamaz.
Ancak aşağıda saydığımız mirasçılar, mirasın hükmen reddi yoluna dahi başvuramayacaklardır:
Mirasçıların tereke işlemlerine karışan mirasçılar,
Miras mallarının olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için lazım gelenın dışında işler yapan mirasçılar ya da
Tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçılar.
Bu mirasçılar vasıtasıyla mirasın reddine istinaden yasal aşama açılmış ve yargı mercii vasıtasıyla bu hususlar gözden kaçırılarak davanın kabulüne hüküm verilmişse, bu vaziyet alacaklılar vasıtasıyla mirasın reddinin iptali davasına konu edilebilir ve mirasın reddi işleminin iptali sağlanabilir.
Mirasın Reddinin Sonuçları
Mirasın reddinin sonucu olarak mirasçılar, mirasbırakandan kalan hiçbir hak, mal veya alacak üzerinde hak sahibi olamazlar ve kural olarak mirasbırakanın borçlarından da sorumlu olmazlar. Ancak bu kuralın çeşitli istisnaları da mevcuttur. Aşağıda, mirası reddin sonuçlarını alt başlıklar altında inceleyelim.
A) Mirasçıların Tamamının Mirası Reddedilmesi Halinde
Mirasın, en yakın yasal mirasçıların tamamı vasıtasıyla reddedilmesi halinde, tereke malları iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan malvarlığı değerleri bahsi geçen olursa, sanki mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine miras payları oranında verilir.
B) Mirasçılardan Biri veya Bir Kısmının Mirası Reddetmesi Halinde
Mirasın yasal mirasçılardan biri vasıtasıyla reddedilmesi hâlinde, mirası reddeden mirasçının payı, murisin ölümü anında kendisi sağ değilmiş gibi değerlendirilir ve ilgili miras hukuku hükümlerine göre hak sahibi olan kişilere geçer.
Atanmış mirasçıların mirası reddetmesi hâlinde, murisin mirasçı atamasını gerçekleştirdiği ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, bu atanmış mirasçıların payı, murisin en yakın yasal mirasçılarına kalır.
Örneğin evli olmayan ve 3 çocuk sahibi bir murisin vasiyetname ile mirasçı ataması hâlinde, atanmış mirasçı mirası reddederse, onun payı murisin 3 çocuğu arasında eşit paylarla pay edilir.
C) Sonra Gelen Mirasçılar Lehine Mirasın Reddedilmesi
Mirası reddeden mirasçılar, mirası reddederken tasfiyeden önce kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını isteyebilir. Mirasın reddinin bu şekilde gerçekleştirilmesi hâlinde hakim vasıtasıyla ilgili vaziyet daha sonra gelen mirasçılara bildirilir.
Bu vaziyette sonra gelen mirasçılar, bildirim tarihinden itibaren bir(1) aylık hak düşürücü süre içerisinde mirası kabul etmezlerse, onlar da mirası reddetmiş sayılırlar ve miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler önce gelen mirasçılara verilir.
D) Mirasın Sağ Kalan Eşe Geçmesi
Murisin altsoyunun tamamı vasıtasıyla mirasın reddedilmesi hâlinde, bunlara kalacak olan miras paylarının tamamı murisin sağ kalan eşine geçer. Sağ kalan eşin mirası reddetmesi hâlinde, sanki murisin sağ kalan eşi yokmuş ya da murisin ölüm tarihinden önceki bir tarihte vefat etmiş gibi sağ kalan eşin payı, payları oranında diğer mirasçılara geçer.
E) Alacaklıların Korunması
Kimi zaman mirasçılar vasıtasıyla mirasın reddi yoluna başvurulmasının arkasında dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil eden vaziyetler bahsi geçen olabilmektedir.
Mevzuatta bu gibi vaziyetler nedeniyle alacaklıların uğrayabileceği olası hak kayıplarının önlenmesi amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
Bu düzenlemeler arasında hem mirasçının hem de mirasbırakanın alacaklılarını korumaya yönelik önlemler mevcuttur.
E.1) Mirasçının Alacaklılarının Korunması
Tereke işlemlerine karışan, miras mallarının olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya murisin işlerinin yürütülmesi için lazım gelenın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçıların mirasın gerçek reddi veya mirasın hükmen reddi yoluyla mirası reddetmeleri hâlinde, Türk Medeni Kanunumuzun 610. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince alacaklılar vasıtasıyla mirası reddin iptali yasal süreci açılabilir.
Ayrıca, Türk Medeni Kanunumuzun 617. Maddesi uyarınca: Borçlu olan ve kendi malvarlığı borcunu karşılamaya yetmeyen mirasçının, salt kendi alacaklılarının alacaklarını tahsil etmelerini engellemek amacıyla mirası reddetmesi hâlinde: Mirasçının alacaklıları veya iflas idaresi vasıtasıyla ret tarihinden başlayarak altı ay içerisinde mirasın reddinin iptali yasal süreci açılabilir.
Bu davanın açılmasını önlemek isteyen mirasçı, alacaklı veya iflas idaresine yeterli bir güvence verebilir. Mirasın reddinin iptali davasında reddi miras işleminin iptaline hüküm verilmesi hâlinde miras resmen tasfiye edilir.
Bu şekilde mirasın tasfiyesi sağlanacak olur da mirası reddetmiş olan mirasçının payına herhangi bir malvarlığı değeri düşerse, bu malvarlığı değerleri ile önce mirasın reddinin iptali yasal süreci açan alacaklılar ve daha sonra da diğer alacaklıların alacakları ödenir. Tüm alacaklıların alacakları ödendikten sonra arta kalan değerler bahsi geçen olursa, mirasın reddi geçerli olsaydı bu reddi miras işleminden yararlanacak olan mirasçılar yararlanır. Özetle bu halde, mirası reddeden kişinin payı, önce mirası reddin iptalini sağlayan alacaklılar ve sonra da varsa diğer alacaklıların alacağını karşılamak için kullanılır ve herhangi bir değer arta kalırsa, bu kalan değer, sanki mirasın reddi işlemi geçerli bir şekilde sağlanmış ve yürürlükteymiş gibi hak sahibi olacak olan diğer mirasçılara verilir.
E.2) Mirasbırakanın Alacaklılarının Korunması
Türk Medeni Kanunumuzun 618.
Maddesi uyarınca mirası reddeden mirasçılar, mirasbırakanın ödemeden aciz içerisinde olması hâlinde kural olarak mirasbırakanın alacaklılarına karşı, ölüm olayından önceki beş(5) yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Bu kuralın istisnaları da mevcuttur. Olağan eğitim-öğrenim giderleri ve adet üzere verilen çeyiz açısından bu kural bahsi geçen olmayacaktır. Mirasçıların iyiniyetli olması hâlinde, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumluluk bahsi geçen olur.
Tüm bunlara ek olarak, Türk Medeni Kanunumuzun 610.
Maddesinde yer alan durumların mevcut olması halinde mirasbırakanın alacaklıları vasıtasıyla da mirası reddin iptali yasal süreci açılabilir. Aşağıda "mirasın reddinin iptali yasal süreci alt başlığımız altında bu davaya ilişkin olarak bilgilendirme yapacağız.
Mirası Reddetme Süresi
Mirasın gerçek reddi yasal süreci için üç(3) aylık süre bahsi geçendur.
Türk Medeni Kanunumuzun 606. Maddesine Göre: "Miras,Üç ayIçinde reddolunabilir.Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar."
Madde hükmünden açıkça anlaşılabileceği üzere, yasal mirasçılar için mirasın gerçek reddi için üç aylık sürenin başlangıç tarihi: Mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih olarak kabul edilir.
Üç aylık sürenin sona ermesi akabinde mirasın gerçek reddi yoluna başvurulması mümkün değildir. Ancak mirasın hükmen reddi için üç aylık süre bahsi geçen değildir.
Ayrıca Türk Medeni Kanunumuzun 615. Maddesi hükmü gereğince sulh hakimi vasıtasıyla ret süresinin uzatılmasına veya yeni bir süre tanınmasına hüküm verilebilmektedir.
Türk Medeni Kanunumuzun 615. Maddesine Göre:"Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir."
Vasiyetname ile atanmış olan mirasçılar açısından ise ret süresi tasarrufun kendilerine bildirilmesi sonrasında işlemeye başlar.
Mirasın Reddinde Yetkili ve Görevli Yargı Mercii
Mirasın gerçek reddinin bahsi geçen olması halinde yetkili yargı mercii, mirasın açıldığı yer yargı makamı olacaktır; görevli yargı mercii ise sulh hukuk mahkemesidir.
Mirasın hükmen reddinde ise vaziyet farklıdır. Mirasın hükmen reddi yasal süreci bir tereke alacaklılarına husumet yöneltilerek açılır ve görevli yargı mercii, bu yasal aşama çekişmeli olarak görülecek olduğundan dolayı asliye hukuk yargı makamı olacaktır.
Ayrıca bu halde yetkili yargı mercii de tereke alacaklısının yerleşim yeri yargı makamı olacaktır. Bu nedenle herhangi bir karışıklık yaşanmaması adına mutlaka bir mirasın avukatının profesyonel yasal yardımından faydalanılmasını tavsiye etmekteyiz.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/10248 E., 2016/10019 K. Sayılı hükmünde yer alan:
"23.12.1942 günlü ve 24/29 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, mirasın hükmen reddi davasında görevli yargı mercii borç miktarına göre belirlenir.
Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesinde ise asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığının tayin ve tespiti konusunda, yasal aşama konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk yargı makamı olduğu hükme bağlanmıştır. Kanunda bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra terekenin borca batık olduğunun tespitine, "Mirasın hükmen reddine" ilişkin olarak açılacak davalarda davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk yargı makamı görevlidir." ifadeleriyle mirasın hükmen reddi davasının niçin Sulh Hukuk Mahkemelerinde değil de, Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği hususu açıklanmıştır:
Mirasın Reddinin İptali Davası
Kural olarak mirasın gerçek reddi yasal süreci açan mirasçının, mirasın reddi işleminin iptalini sağlaması mümkün değildir. Mirasın gerçek reddine ilişkin beyan, sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra bu ret beyanından dönülmesi, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya mirası reddin iptali yasal süreci ile mümkündür.
Ancak kimi durumlarda alacaklılar veya bizzat reddi miras yapan mirasçı vasıtasıyla mirası reddin iptali yasal süreci açılabilir. Mirası reddin iptali yasal süreci, iki farklı şekilde açılabilir:
Alacaklılar vasıtasıyla Türk Medeni Kanunumuzun 610/2 veya 617. Maddeleri uyarınca açılabilir.
Mirası reddeden mirasçı vasıtasıyla hata, hile, korkutma gibi sebeplere dayanarak açılabilir.
Bu davalarda yetkili yargı mercii, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Görevli yargı mercii ise asliye hukuk mahkemeleridir ve eğer ki mirası reddin iptaline hüküm verilecek olursa, miras tasfiye edilir.
A) Alacaklılar vasıtasıyla Açılan Mirası Reddin İptali Davası
Mirasbırakanın alacaklıları veya mirası reddeden mirasçının alacaklıları vasıtasıyla Türk Medeni Kanunumuzun 610.
Maddesi uyarınca mirası reddin iptali yasal süreci açılabilir.
Türk Medeni Kanunumuzun 610/2. Maddesine Göre:"Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için lazım gelenın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez."Bu davanın, yukarıda alıntılamış olduğumuz maddeye dayalı olarak mirasbırakanın alacaklıları vasıtasıyla açılabilmesi için, mantıken tüm mirasçıların mirası reddetmiş olması koşulu aranmaktadır; Yargıtay'ın görüşü de bu yöndedir(Bakınız Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin aşağıda alıntılamış olduğumuz 2016/9015 E., 2019/3112 K. Sayılı hükmü).
Ancak kanaatimizce bu vaziyet ve Yargıtay'ın görüşü, mirasbırakanın alacaklılarının haklarının ihlali anlamına gelecek nitelikte sonuçlar doğurmaya gebe bir vaziyet teşkil etmektedir. Çünkü Türk Medeni Kanunumuzun yukarıda alıntılamış olduğumuz 610. Maddesinin ikinci fıkrasında "tüm mirasçıların mirası reddetmiş olması" hususu mirasçıların mirası reddedememe şartlarından biri olarak sayılmamıştır.
Ayrıca, mirası reddeden mirasçının kendi alacaklıları vasıtasıyla Türk Medeni Kanunumuzun 617. Maddesine dayalı olarak da iptal yasal süreci açılması mümkündür.
Ancak mirasbırakanın alacaklılarının 617. Maddenin korumasından faydalanması ve 617. Maddeye dayalı olarak mirası reddin iptali yasal süreci açması mümkün değildir.
Türk Medeni Kanunumuzun 617. Maddesinin 1.
Fıkrasına Göre:
"Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında yasal aşama açabilirler."TMK 610. Ve 617. Maddelerine dayalı olarak açılacak olan mirası reddin iptali davaları arasındaki bir diğer fark da, yasal aşama açma sürelerine ilişkindir. TMK 617.
Maddeye dayalı olarak açılacak olan davalarda, madde hükmünde açıkça ifade edildiği üzere altı aylık süre bahsi geçendur. Oysa TMK 610. Maddeye göre açılacak olan iptal davalarına istinaden herhangi bir süre bahsi geçen değildir.
B) Mirasçılar vasıtasıyla Açılan Mirası Reddin İptali Davası
Mirası reddeden mirasçılar vasıtasıyla tek taraflı irade beyanıyla reddi miras işleminin iptalinin sağlanması mümkün değildir. Bunun için ya bütün diğer mirasçılar, reddi mirasın iptalini kabul etmeli ya da mirası reddeden mirasçı vasıtasıyla mirası reddin iptali yasal süreci açılmalıdır.
Mirası reddeden mirasçılar, irade sakatlığı halleri nedeniyle mirası reddin iptalini talep edebilirler.
Örneğin diğer mirasçılar vasıtasıyla korkutulan ya da terekenin borca batık olduğu iddiasıyla kandırılan mirasçılar, bu nedenle mirasın reddi yoluna başvurmuşlar ve mirası reddetmişlerse, daha sonra bu sebeplere dayanarak mirası reddin iptali yasal süreci açabilirler.
Reddi Miras Yapamadan Ölen Mirasçının Durumu
Murisin ölümü akabinde mirasçı olan kişinin mirası reddedemeden ölmesi hâlinde, ölen mirasçının ret hakkı, ölenin kendi mirasçılarına geçer. Bunun üzerine ölen mirasçının mirasçılarının üç aylık mirası ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar.
Türk Medeni Kanunumuzun 608. Maddesine Göre:"Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer.Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar vasıtasıyla mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar."
Bu noktada bir ayrıma gitmek gerekir.
Bir örnek ile somutlaştırmamız gerekirse:
A'nın mirasçısı B, B'nin mirasçısı C olsun
A'nın ölümü akabinde B reddi miras yapamadan ölürse, A'nın mirası borçlarla birlikte B'ye geçeceğinden ve B'de ölmüş olacağından C, A'nın borçlarını ödemek hâlinde kalır
Ancak Türk Medeni Kanunumuzun 608. Maddesi gereğince C, B'nin mirasını reddetmeksizin doğrudan ölmüş olan B adına A'nın mirasını reddedebilir
Böylece C, A'nın mirasını ölmüş olan B adına reddederek yalnızca B'nin mirasını alabilir.
Mirasın Reddi Davasında
Avukata verilecek olan vekaletnamede mirasın reddi işlemlerine istinaden özel yetki verilmiş olmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün "Reddin Şekli" Başlıklı 39. Maddesinin 2. Fıkrasına Göre:"Mirasçının mirası reddetmesi halinde, sulh hakimince düzenlenecek bir tutanakla reddeden mirasçının açık kimliği belirlenir ve ret beyanı mirası reddedene veya istem, bu konuda yetkisi olan imza ettirilip, hakim ve zabıt katibince imzalanır.
Avukatin vekaletnamesi bu tutanağa eklenir.
"Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da, mirasın reddi davasının alınacak vekaletnamede avukata özel yetki verilmesi gerektiği yönündedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Reddi Miras Nasıl Yapılır?
Mirasın reddi, mirasın gerçek reddi veya mirasın hükmen reddi olarak iki farklı şekilde gerçekleştirilebilir. Her iki halde de mirasın reddinin sağlanabilmesi için yargı merciine başvurulması gerekmektedir. Mirasın gerçek reddi, 3 aylık süre içerisinde gerçekleştirilmelidir; mirasın hükmen reddi için ise herhangi bir süre bahsi geçen değildir.
Reddi Miras Süresi Ne Kadardır?
Mirasın gerçek reddi için 3 aylık süre bahsi geçendur. Ancak mirasın hükmen reddinin sağlanabilmesi için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
Üç(3) Ay İçerisinde Reddi Miras Yapılmazsa Ne Olur?
Üç aylık süre içerisinde mirasın reddinin sağlanmamış olması hâlinde artık yalnızca mirasın hükmen reddi yoluna başvurulabilir.
Mirasın Gerçek Reddi Nedir?
Mirasın gerçek reddi, mirasın üç aylık süre içerisinde kayıtsız ve şartsız olarak reddedilmesidir.
Mirasın gerçek reddi yasal süreci sulh hukuk mahkemesinde hasımsız olarak açılır ve kanuni şartlar mevcutsa kabul edilir.
Mirasın Hükmen Reddi Nedir?
Murisin ölümü anında ödemeden aczi açıkça belli ise veya resmen tespit edilmiş ise, üç aylık mirasın gerçek reddi süresi dolmuş dahi olsa mirasçılar vasıtasıyla mirasın hükmen reddi yasal süreci açılabilir. Ancak tereke mallarını açıl veya örtülü olarak kabul etmiş veya kullanmış olan mirasçılar, mirasın hükmen reddi yasal süreci açamaz.
Mirası Reddin İptali Nasıl Sağlanır?
Mirasın reddinin iptali yasal süreci, mirasbırakanın ya da mirasçının alacaklıları vasıtasıyla ya da bizzat mirası reddetmiş olan mirasçı vasıtasıyla açılabilir. Alacaklılar TMK 610. Ve 617.
Maddeleri nedeniyle, mirası reddeden mirasçılar ise irade sakatlığı halleri nedeniyle mirası reddin iptalini talep edebilir.
Mirasın Reddine İlişkin Yargıtay Kararları
Mirası reddin iptali davasına ilişkin hüküm,
TMK 610/2. Maddesi uyarında açılan mirası reddin iptali davasında hak düşürücü sürenin bahsi geçen olmayacağına ilişkin hüküm,
Tereke mallarını kendisine maleden mirasçıların mirası reddedemeyeceğine ilişkin hüküm,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/9015 E., 2019/3112 K. Sayılı hükmü
"...
...
...
Mirası reddin iptali yasal süreci, mirasbırakanın alacaklılarının, mirası reddeden mirasçıların buna haklarının olmadığının (TMK 610/2) tespiti için açtığı davadır.
Türk Medeni Kanunu madde 610/2 uyarınca, ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için lazım gelenın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Bu nedenle, reddeden mirasçıların terekeden bir kısım malı kendilerine mal edindiklerinin, olağan yönetimi aşan işlerin yapıldığının, terekenin açık veya zımnen kabul edildiğinin kanıtlanması hâlinde, reddin iptaline hüküm verilir. Mirasbırakanın alacaklılarının korunması amacıyla düzenlenen mirası reddin iptali davasında, mirasçıların tamamının mirası reddetmiş olması gerekir, bir mirasçı dahi mirası kabul ederse, reddin iptali istenemez. Mirasbırakanın alacaklılarının korunması amacıyla düzenlenen mirası reddin iptali davasında yasal aşama açmak için, herhangi bir süre yoktur.
Davacı, mirasbırakanın alacaklıları veya iflas idaresidir, davalı ise tüm mirasçılardır. Yetkili yargı mercii, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Görevli yargı mercii, Asliye hukuk mahkemesidir. Reddin iptaline hüküm verildikten sonra, başka işleme gerek kalmaksızın resmi tasfiye yapılır.
Somut olayda, muris..., 09.02.2008 tarihinde bekar ve çocuksuz vefat etmiştir.
Mirasçıları olarak geriye sadece davalılar kalmıştır. Davalıların,.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/215 Esas 2012/453 Hüküm sayılı dosyasında mirası hükmen reddettiklerinin tespitine hüküm verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin 29.09.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
... İli,...
İlçesi,... Mahallesinde kain 15020 ada 24 parsel 7 numaralı bağımsız bölüm, mirasbırakanın babası... Adına kayıtlı iken 25.04.2014 günlü ve 10115 yevmiye sayılı intikal işlemi ile... Ve...
Adına 1/2'şer oranlarda intikal ettirilmiştir. Mirasbırakanın babası..., 03.10.1988 tarihinde, mirasbırakan..., 09.01.2008 tarihinde vefat etmiştir. Mirasbırakan... ’nin de taşınmazda hissesi olmasına karşın davalıların mirasbırakanın kendi mirasbırakanından gelen hissesini benimsemek sureti ile taşınmazı 1/2'şer oranda üzerilerine intikal ettirmeleri mirasbırakan... ’nin terekesinin davalılarca benimsenmesi niteliğindedir. Tereke mallarını kendisine maleden davalı mirasçılar, mirası reddedemez.
Mirasbırakanın alacaklılarının açtığı mirası reddin iptali davasında hak düşürücü süre bahsi geçen değildir.
Öte yandan mahkemenin davacının sebepsiz zenginleşme yasal süreci açma hakkı bulunduğu ve mirası reddin iptali yasal süreci açmakta yasal yararının bulunmadığı yönündeki gerekçesi ise her iki davanın farklı yasal süreçler olmaları ve farklı neticelerinin bulunması nedenleri ile yasal değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne hüküm verilmesi gerekirken reddine hüküm verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir....
...
..."
Mirasın reddi davasının icra takip tarihinden önce açılıp kabul edilmiş olması hâlinde takibin durdurulmasına hüküm verilmesi gerektiğine ilişkin hüküm,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/27573 E., 2018/1282 K. Sayılı hükmü
"...
...
... Alacaklı, borçlu...’ın takip tarihinden önce vefat etmesi üzerine borçlunun mirasçıları aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmış, mirasçılar mirasın gerçek reddi yasal süreci açtıklarını, borçtan dolayı sorumluluklarının olmadığını takibin ertelenmesini talep etmeleri üzerine, mahkemece mirasın reddi davasında davanın kabulüne hüküm verildiğinden davanın konusu kalmadığı için hüküm verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Takip tarihinin 02.02.2016 olduğu, mirasçıların 01.02.2016 tarihinde mirasın reddi yasal süreci açtıkları,...
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/76 Esas sayılı dosyasında 06.04.2016 tarihinde davanın kabulüne mirasın reddedildiğinin tespitine hüküm verildiği anlaşılmıştır.
Takip tarihinden önce mirasın reddi yasal süreci açıldığı, mirasın reddi davasının kabulüne hüküm verildiği anlaşılmakla takibin durdurulmasına hüküm verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesisi isabetsizdir....
...
..."
Mirasın reddi davasında avukata verilecek olan vekaletnamede bu davaya ilişkin olarak özel yetki verilmesi gerektiğine ilişkin hüküm,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/14656 E., 2020/4816 K. Sayılı hükmü
"...
...
... Yasal Aşama, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak TMK'nun 605/2.
Maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi davasıdır. TMK'nun velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. Fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması mecburidir.
Somut olayda ise, davacılar avukatinin vekaletnamesinde mirasın reddi yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından bu yetkiyi içeren özel vekaletnamenin temin edilerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 10.09.2020 tarihinde oy birliği ile hüküm verildi."
Mirasın gerçek reddi ve mirasın hükmen reddi arasındaki farklılıklara ilişkin hüküm,
Mirasın gerçek reddi davasında yetkili yargı merciine ilişkin hüküm,
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/3386 E., 2016/5323 K.
Sayılı hükmü"...
...
... Türk Medenî Kanununun 605/1. Maddesinde "gerçek ret", 605/2. Maddesinde ise "hükmen ret" düzenlenmiştir.
TMK'nın 605/1. Maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) Bu yasal aşama hasımsız açılabilir. Görevli yargı mercii ise sulh hukuk mahkemesidir.
Hükmen ret ise süreye tabî değildir. Hükmen ret istemli davada terekenin borcu, terekenin alacaklılarının kimliği konusunda açıklama yaptırılarak davanın alacaklılara yöneltilmesi, taraflara delil bildirme olanağı sağlanması, terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.
Somut olayda davacıların, TMK'nın 605/1 maddesinde öngörülen, mirasbırakanın ölümünden itibaren üç aylık süre içerisinde, hasımsız olarak ve yasal aşama değeri belirtmeksizin mirasın kayıtsız ve şartsız reddedildiğini belirterek yasal aşama açtıkları ve Türk Medenî Kanununun 606.
Maddesi gereğince mirasın gerçek reddini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Yasal Aşama, mirasın gerçek reddine ilişkin olup görevli yargı mercii sulh hukuk mahkemesidir. Bu vaziyette uyuşmazlığın, sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir....
...
..."
Mirasın hükmen reddi davasında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olacağına ilişkin hüküm,
Mirasın gerçek reddi ve mirasın hükmen reddi davaları arasındaki farklılıklara ve somut olayda bu davalardan hangisinin bahsi geçen olduğunun saptanmasına ilişkin hüküm,
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/10248 E., 2016/10019 K. Sayılı hükmü
"...
...
...
Türk Medeni Kanununun 605/1. Maddesinde "gerçek ret", 605/2. Maddesinde ise "hükmen ret" düzenlenmiştir. TMK'nın 605/1.
Maddesi uyarınca miras ancak üç ay içinde reddolunabilir. (TMK m. 606) Bu yasal aşama hasımsız açılabilir. Görevli yargı mercii ise sulh hukuk mahkemesidir.
Hükmen ret ise süreye tabi değildir. Hükmen ret istemli davada terekenin borcu, terekenin alacaklılarının kimliği konusunda açıklama yaptırılarak davanın alacaklılara yöneltilmesi, taraflara delil bildirme olanağı sağlanması, terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı, davayı hasımsız olarak ve yasal aşama değeri belirtilmeksizin, kayıtsız şartsız mirastan feragat ettiğini belirterek mirasın tamamını kayıtsız şartsız red isteminde bulunmuştur. Gerek 743 sayılı Medeni Kanunda, gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Yasasında bu tür davaların sulh mahkemelerinde görüleceği hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 23.12.1942 günlü ve 24/29 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, mirasın hükmen reddi davasında görevli yargı mercii borç miktarına göre belirlenir.
Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesinde ise asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığının tayin ve tespiti konusunda, yasal aşama konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk yargı makamı olduğu hükme bağlanmıştır. Kanunda bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra terekenin borca batık olduğunun tespitine, "Mirasın hükmen reddine" ilişkin olarak açılacak davalarda davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk yargı makamı görevlidir.
Ancak davacının mirasın reddi istemli davasını hasımsız olarak açması üzerine dosya... 21. Asliye Hukuk Yargı Makamı vasıtasıyla davacıya hasım göstermesi ve murisin alacak ve borçlarını bildirmek üzere kesin süre verilmiş bu sürede davacı avukati yargı merciine sunduğu 09.05.2016 günlü dilekçesinde yasal aşama dilekçesinin ıslahının bahsi geçen olmadığını, davanın terekenin borca batık olduğunun tespiti olmadığını, mirasın gerçek reddini talep ettiklerini, müvekkilinin mirası kayıtsız şartsız reddetmek istediğini belirtmiştir.
Bu vaziyette, yasal aşama mirasın gerçek reddi olup, görevli yargı mercii ise sulh hukuk mahkemesidir.
Görev uyuşmazlığı... 4. Sulh Hukuk Yargı Makamı ve... 21. Asliye Hukuk Yargı Makamı arasında çıkmıştır. Uyuşmazlığın,... 4.
Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir....
...
..."
Mirasın gerçek reddi beyanı yargı merciine ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebileceğine ilişkin hüküm,
İrade sakatlığı nedeniyle mirasın reddinin iptali davasına ilişkin hüküm,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/4915 E., 2018/1179 K. Sayılı hükmü
"...
...
... Yasal koşulların gerçekleşmesi halinde mirasçılar Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesine dayalı yasal aşama açabilecekleri gibi, Türk Medeni Kanununun 605/2 maddesine dayalı yasal aşama da açabilirler.
Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır. (TMK m. 609) Yasal mirasçıların murisin ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddetmeleri gerekir.
Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Böyle bir davada sulh hukuk yargı makamı hakiminin görevi reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. Maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.
Mirasın kayıtsız ve şartsız reddine ilişkin beyan sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra bu beyandan tek taraflı olarak dönülemez. Mirasın gerçek reddi beyanı yargı merciine ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir.
Somut olayda, mirasçılar...,...,...,...,...
Ve... Vasıtasıyla... Sulh Hukuk Yargı Makamı 13.03.2008 tarih ve 2008/194-143 E. K.
Sayılı dosyada yapılan beyanla mirasın gerçek reddinin yasal sonuçları doğmuştur. Mirasın reddin iptali ancak diğer tüm mirasçıların muvafakatleri ile mümkündür. Davacılar vasıtasıyla iradelerinin fesada uğratılması sonucu mirasın reddedildiği iddia edilmiş ise de; davalı...’ın hileli davranışlarla davacıların mirası reddetmelerine neden olduğu, mahkemece dinlenen tanık beyanları ile net ve kesin olarak kanıtlanmış olduğu söylenemez. Mirasçılardan...
Mirasın reddin iptalini kabul etmediğinden tüm mirasçıların mirasın reddinin iptalini kabul ettiği söylenemez. Bu vaziyette davanın reddi gerekirken kabule hüküm verilmesi doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir....
...
..."
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.