Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.
4. Hukuk Dairesi 2018/2928 E., 2019/2868 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Yargı Makamı
Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi ödenek davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 08/02/2018 gün ve 2016/2804-2018/740 sayılı ilamıyla onanmasına hüküm verilmiştir. Süresi içinde davacılar avukati vasıtasıyla kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442.
Maddeleri uyarınca tetkik hakimi vasıtasıyla hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Yasal Aşama, haksız fiilden kaynaklanan maddi ödenek istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine hüküm verilmiş; hüküm, Dairemizin 08/02/2018 gün ve 2016/2804-2018/740 sayılı ilamı ile onanmıştır. Davacılar avukati vasıtasıyla kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Davacılar avukati, davalılardan... Ile diğer davalıların murisi...’ın, 05/05/2013 tarihinde davacılardan...
Ve...’un oğlu,...’in eşi olan...’u ateşli silahla öldürdüklerini, davacıların geçimlerinin müteveffa... Vasıtasıyla sağlandığını, davalılardan... Ve diğer davalıların murisi...’ın eylemi nedeniyle davacıların, müteveffa...’un desteğini kaybettiklerini, davalılardan...’ın ceza mahkemesinde yargılanıp cezalandırılmasına hüküm verildiğini belirterek oluşan maddi zararın tazmini talep etmiştir.
Davalılar avukati, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların eldeki davayı açmadan önce, müteveffa...’un mirasını kayıtsız ve şartsız reddettikleri, müteveffa...’un yeni evlendiği ve bu nedenle düğün borcu bulunduğu, ayrıca müteveffanın,...’ı öldürmesi nedeniyle davacılar aleyhine maddi ve manevi ödenek yasal süreci açıldığı, müteveffanın gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu, elde ettiği geliri yakınlarına destek olarak harcamayıp borçlarını ödemekte kullanacağı, dolayısıyla müteveffanın yakınlarına bakım gücü olmadığından davacılarının destek zararının da oluşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiştir.
Kararın davacılar avukati vasıtasıyla temyizi üzerine de Dairemizin 08/02/2018 gün ve 2016/2804-2018/740 sayılı ilamı ile onanmıştır.
Dosya kapsamından, davacılar vasıtasıyla... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/737 esas ve 2013/954 hüküm sayılı ilami ile muris...’un mirasını kayıtsız ve şartsız reddettileri ve kararın 05/12/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatının yasal dayanağı 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45.
Maddesi (6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesi) olup destek kavramı, yasal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu amaçlar ve hısımlık ilişkisine ya da yasanın nafaka hakkındaki düzenlemelerine dayanmaz. Yasa gereğince bir kimseye yardım etmek zorunda bulunan kişi değil, eylemli ve düzenli olarak onun geçiminin bir bölümünü veya tümünü sağlayacak biçimde yardım eden ve
Olayların olağan akışına göre, eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Destek mutlaka para veya maddi katkı şeklinde olmayabilir.
Bunun dışında çeşitli faaliyet ve yardımlar ile de destek olunabilir.
Yine destekten yoksun kalma ödeneği niteliği itibarıyla, üçüncü kişilere, desteğin gelir ve yardımından yoksun kalmaları nedeniyle tanınmış, bağımsız bir hak olup, mirasçılık sıfatı ve miras hukuku ile ilgisi yoktur. Çünkü bu hak, mirasçılık sıfatından değil, eylemli olarak destek olanın ölümü nedeniyle, onun gelir ve yardımından yoksun kalma ya da farazi destek olma olgusundan kaynaklanmaktadır.
Bu itibarla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. Maddesinde “ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler” tabirinden, ölenle aralarında yakın ilişki bulunan anası, babası, eşi, çocukları, kardeşleri, nişanlısı, hatta evlilik dışı birlikte yaşadığı kimsenin anlaşılması gerektiği; miras hukuku ile ilgili olmadığı için de, mirasçı olmak veya ölen yönünden nafaka borçlusu bulunmak zorunluluğunun bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır (Turgut Uygur, Açıklamalı Içtihatlı Borçlar Kanunu Sorumluluk ve Ödenek Hukuku, 2003, 2. Cilt, s:2062).
Bu haliyle destekten yoksun kalma ödeneği talep edebilecek kimseler yönünden her hangi bir sınırlama yapılmadığı ve müteveffanın yardımından mahrum kalma esasının kabul edildiği kuşkusuzdur.
Sonuç olarak, destekten yoksun kalma ödeneği nitelik itibariyle bağımsız bir hak olup ölen kimse ile davacılar arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmediğinden, mirasın reddedilmiş olması, destekten yoksun kalma davasının açılmasına engel değildir. Yine destek kavramı eylemli ve düzenli bir durumu ifade edip mutlaka para ve maddi katkı şeklinde olması gerekmediğinden, desteğin borcu olması, talep edilen destekten yoksun kalma tazminatının reddedilmesini gerektirmez. Zira dosya kapsamında dinlenen taraf tanıklarının beyanlarından davacıların müteveffa... Ile aynı evde ikamet ettikleri ve evin geçimini müteveffa...’un sağladığı anlaşılmaktadır.
Şu vaziyette mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir ise de, bu yön gözetilmeden hüküm onanmış olduğundan, davacı avukatinin hüküm düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemizin 08/02/2018 gün ve 2016/2804 esas ve 2018/740 hüküm sayılı onama hükmü kaldırılmalı ve yerel yargı mercii hükmü açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442.
Maddeleri gereğince davacı avukatinin hüküm düzeltme isteminin kabulüne; Dairemizin 08/02/2018 gün ve 2016/2804 esas, 2018/740 hüküm sayılı onama kararının kaldırılmasına; kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve tashihi hüküm talep eden davacılardan önceki onama kararımızla alınan harç ile peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/05/2019 gününde oy birliğiyle hüküm verildi.
Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir. Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.