İçerik
- I. Miras Ortaklığı
- 1. Genel Olarak Miras Ortaklığı
- 2. Miras Ortaklığında Mirasçıların Hakları
- 3.
Miras Ortaklığının Yönetimi
- II. Miras Ortaklığına Temsilci Atanması
- 1. Temsilci Atanması İçin Gereken Şartlar
- 2. Temsilci Atanma Usulü
I.
Miras Ortaklığı
1. Genel Olarak Miras Ortaklığı
Mirasbırakanın ölümüyle birlikte miras, külli olarak bir bütün halinde mirasçılara geçmektedir. Ölüm ile mirasçılara intikal eden haklara ve borçlara tereke adı verilmektedir. Terekenin mirasçıya geçişine ise miras denmektedir.
Tüm mirasçlara ise miras ortaklığı denir
Mirasbırakanın birden çok mirasçısı olursa mirasbırakanın ölümünden paylaşmanın gerçekleşmesine kadar mirasçıların tereke malları üzerinde elbirliğiyle hak sahibi olmasına ise miras ortaklığı adı verilmektedir. Miras ortaklığı; mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklıktır. Ortaklığa hem yasal hem de atanmış mirasçılar dahildir. Miras ortaklığının tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Mirasbırakanın borçlarından tüm mirasçılar müteselsilen ve şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu bulunmaktadırlar.
Bu sebeple alacaklılar terekenin tüm borçlarını bir mirasçıdan tahsil etme hakkına sahiptir.
Mirasın ortaklığı;
- Terekede hiç mal kalmayınca,
- Külli halef mirasçı sıfatı tek bir kişinin şahsında toplanınca,
- Miras tümüyle paylaşılınca,
- Paylı mülkiyet birliği veya başka bir birliktelik kurulunca sona ermektedir.
Miras ortaklığı geçici nitelikte bir ortaklıktır. Ortaklığın amacı, paylaşmaya kadar geçecek olan aşamada terekenin bütünlüğünü sağlamaktır. Bununla beraber çekişmeleri çözüme bağlamaktır. Miras ortaklığının asıl amacı ise paylaşmanın gerçekleştirilmesidir.
2.
Miras Ortaklığında Mirasçıların Hakları
Mirasçıların hepsinin terekedeki malları kullanma ve yararlanma hakkı vardır. Terekeden yararlanma hakkında
Miras payları esas alınmaktadır. Terekede gelir getiren bir mal varsa bu geliri mirasçılar kendi aralarında hisseleri oranında paylaşabilmektedir. Eğer paylaşmazlarsa bu gelir de terekeye eklenmektedir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki şahsi hakları ilgilendiren talep ve yasal aşama haklarını ayrı ayrı kullanabilmektedir.
Fakat sadece şahsi haklarını ilgilendirmeyen kalan talep ve yasal aşama haklarını hep birlikte kullanmaları gerekmektedir.
Mirasçıların her biri, olağan veya mecburi yönetim işini gerektiren bakım, onarım ya da eylem ve işlemler açısından tek başına yasal aşama açmaya yetkilidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, muarazanın men’ i ve mülkiyetin tespiti davasının terekedeki hakların korunmasına yönelik olmasından dolayı mirasçılardan her biri tarafından açılabileceğine hüküm vermiştir ( Y. HGK. 28.01.2004 T. 2004/2-13 E. 2004/43 K.,)
Muris muvazaasına dayanan tapu iptal ve tescil davasını mirasçılık sıfatına dayalı bir hak olması nedeniyle tüm mirasçılar tek başına kendi payları için açabilmektedir. Ancak tekereye iade yönünde açılan tapu iptali ve tescil davaları yönünden de temsilci atanması gerekmektedir.1Tenkis davasını da mirasçılardan her biri kendi payı için açabilmektedir. Üçüncü kişiler tarafından miras ortaklığı aleyhine yasal aşama açılırsa davalı olarak mirasçıların tamamının gösterilmesi gerekmektedir.
Mirasın açılmasından sonra miras payının alacaklılar tarafından haczi ise mümkündür.
Fakat haczedilen
Miras payının icra dairesince sattırılıp paraya çevrilmesi mümkün değildir. Mirasın paylaşılması ve haczedilen miras payına isabet eden tereke mallarının belirlenmiş olması hâlinde satış yapılabilmektedir.
3. Miras Ortaklığının Yönetimi
Mirasçılar, elbirliği ile malik olduklarından birlikte hareket etme zorunlulukları bulunmaktadır. Kararları oybirliği ile vermeleri gerekmektedir.
Olağan yönetim işleri ve olağan olmayan yönetim işlerinde verilen hükümler farklılık arz etmektedir.
Olağan yönetimi işlerini mirasçılardan her biri tek başına yapabilmektedir. Bu işler;
- Terekede bulunan malların korunması ya da değerini kaybetmemesi için yapılması mecburi olan eylem ve işlemler,
- Eşyanın kullanılabilirliği ya da değerinin azalmasını engellemek için yapılan mecburi yönetim işleri,
- Eşyanın zarara uğramasını ya da uğradığı zararın daha da artmasını engellemek için yapılan acele yönetim işleri,
- Mahsullerin toplanması,
- Bozulma tehlikesi olanların satılması,
- Acele hallerde ya da küçük, olağan bakım ve onarıma yönelik hallerdir.
Olağan yönetim kapsamına girmeyen her türlü eylem ve işlem olağan olmayan yönetim işlemi olarak sayılmaktadır.. Bu işlerde mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Mirasçıların hepsinin rızası gerekmektedir.
Olağan olmayan yönetim işlerine örnekler;
- Terekedeki malların işletilmesi,
- Kiraya verilmesi,
- Büyük onarım ve bakım işlemleri,
- Gayrimenkulün üzerine inşaat yapılması,
- Satılmasıdır.
II. Miras Ortaklığına Temsilci Atanması
Miras ortaklığına temsilci atanması, Türk Medeni Kanunu’nun 640’ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında;“Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh yargı makamı, miras ortaklığına paylaşmaya kadar temsilci atayabilir.”Şeklinde düzenlenmektedir.
Mirasçılar arasındaki problemlerden veya başka bir durumdan ötürü miras ortaklığında hüküm alınamıyorsa mirasçılardan her biri terekeye temsilci atanmasını talep edebilmektedir. Terekeye gerçek kişiler veya tüzel kişiler temsilci olarak atanabilmektedir. Mirasçılardan biri, birkaçı ya da mirasçı olmayan üçüncü bir kişi miras ortaklığına temsilci olarak atanabilmektedir.
Mirasçılar arasında menfaat çatışması bulunması hâlinde üçüncü bir kişi temsilci olarak atanmaktadır. (Y. 2. HD. 05.04.1971 T. 1971/2081 E. 1971/2197 K.)
Temsilci; tereke mallarını yönetme, yasal işlem yapma, yasal aşama ve işlerde miras ortaklığını temsil etme gibi terekenin
Olağan idaresini yürütme yetkisine sahiptir. Mirası paylaştırma veya terekenin tasfiyesi gibi yetkilere sahip değildir.
Yargı Mercii, terekenin yönetim ve temsilini tamamen temsilciye bırakarak genel yetki verebilmektedir. Fakat aynı zamanda temsilciye belirli işlemlerin yapılması için özel yetki de verebilmektedir.
Mirasçılar arasındaki itilaf ortaklığı bütünüyle felç etmişse ve tereke yönetiminin temsilciye bırakılması tek çare olarak görülüyorsa, temsilciye genel yetki verilmektedir. Fakat bir tereke aktifinin satışı ya da miras ortaklığının bir davada temsili için temsilciye ihtiyaç duyuluyorsa özel yetki verilmektedir.
Miras ortaklığına genel yetkili bir temsilci atanmasıyla mirasçıların terekeye ilişkin yönetim ve temsil yetkileri sona ermektedir. Terekenin temsili ve yönetimi tamamen temsilciye geçmektedir. Terekeye genel yetkili temsilci atanmışsa, terekedeki hakların korunması için dahi olsa, mirasçılardan herhangi biri veya hepsi birlikte temsilcinin görevi devam ettiği sürece yasal aşama açamamaktadır.
Mirasçılar, yargı mercii tarafından atanmış olan temsilcinin yetkilerini sınırlandıramamaktadır.
Ya da temsilciyi azledememektedirler. Fakat temsilciyi yargı merciine şikayet edebilirler. Yargı Mercii tarafından atanmış olan temsilcinin yetkileri sadece yine yargı mercii tarafından sınırlandırılabilir.
Yargı Mercii tarafından atanan temsilcinin yetkisi mirasın paylaşılmasına kadar devam etmektedir. Temsilci yaptığı görev nedeniyle ücrete hak kazanmaktadır.
Ücretin miktarını yargı mercii belirlemektedir.
Yargıtay tarafından miras ortaklığı temsilcisi, özel kayyım olarak kabul edilmektedir. Temsilciye ilişkin itilaflarda vasiye ilişkin hükümler uygulanmaktadır.
1. Temsilci Atanması İçin Gereken Şartlar
Miras ortaklığına temsilci atanması için belirli şartların varlığı gerekmektedir. Bunları şekli şartlar ve maddi koşul olarak ikiye ayırabiliriz.
Maddi koşul, miras ortaklığının hareket kabiliyetinin ortadan kalkmasıdır. Şekli şartlar;
- Mirasçılardan birisinin talepte bulunması,
- Miras ortaklığının mevcudiyeti,
- Terekenin tek elden yönetim altında bulunmamasıdır.
Miras ortaklığına temsilci atanabilmesi için yukarıda belirtilen tüm şartların birlikte bulunması gerekmektedir. Fakat bu şartlar bulunsa dahi yine de hakimin takdir hakkı bulunmaktadır. Hakim ayrıca temsilci atanmasının gerekli olup olmadığını da gözeterek hüküm vermektedir.
Mirasçılardan birinin temsilci atanması için talepte bulunması yeterlidir.
Tüm mirasçıların talepte bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca diğer mirasçıların temsilci atanmasını istememesi hâlinde da şartlar mevcutsa temsilci atanmasına hüküm verilebilecektir.
Miras ortaklığının mevcut olmasından kasıt; mirasbırakanın ölümüyle bir miras ortaklığının meydana gelmesidir. Ayrıca terekenin paylaşılmamış olması ve ortaklığın hala daha devam ediyor olması gerekmektedir.
Miras ortaklığına temsilci atanmasının amacı ortakların birbirleriyle anlaşamamaları ya da başka problemler sonucunda ortaklığın malları hakkında hiçbir işlem yapılamıyorsa bu ortaklığın yeniden işler hale getirilmesidir. Eğer ki vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa veya tereke resmi tasfiye sürecindeyse miras ortaklığına temsilci atanmamaktadır.
Bununla beraber miras ortaklığına zaten atanmış bir temsilci varsa bu temsilci azledilmedikçe yeni temsilci atanamaz.
Yargıtay’a göre mirasçıların birlikte hareket edememesi sebebiyle miras ortaklığı işlemez duruma geldiyse, miras ortaklığına temsilci atanmasının maddi koşulu oluşmaktadır.
- Mirasçılardan birisinin yerinin bilinmemesi,
- Mirasçıların terekeyi yönetemeyecek ya da oybirliğiyle hüküm veremeyecek vaziyette olması,
- Mirasçılar arasındaki fikir ayrılıklarının terekenin korunmasını ve yönetimini olanaksız hale getirmesi ya da güçleştirmesi,
- Mirasçılar arasında derdest davaların olması, miras ortaklığının işlemez hâle getirdiğini gösterir.
2. Temsilci Atanma Usulü
Miras ortaklığına temsilci atanması talebinde kesin yetkili yargı mercii, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu davada yetki kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim tarafından resen dikkate alınmaktadır. Temsilci atanması talebinde görevli yargı mercii ise, sulh hukuk mahkemesidir.
Talep eden tarafından mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine talep dilekçesinin verilmesi ile aşama başlamaktadır.
Miras ortaklığına temsilci atanması çekişmesiz yargı işidir.
Bu sebeple basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Hakim, duruşma açarak hüküm vermektedir. Hakim, gerekli gördüğü araştırmayı yapabilmektedir. Resen araştırma ilkesi geçerlidir.
Taraflar; davacı ve davalı değildir.
Talep eden ve talep karşıtıdır. Bir veya birden fazla mirasçı talep eden, diğer mirasçılar ise talep karşıtıdır.
Talepte bulunan kişinin mirasçılık sıfatını ispatlaması gerekir. Bu ispatı, mirasçılık belgesiyle yapabilmektedir. Talep eden ayrıca alacaklılar da olabilmektedir.
Alacaklının, takip başladıktan sonra borçlunun ölmesi halinde takibin mirasçılara ya da terekeye karşı devam ettirilmesi hususunda bir seçimlik hak tanınmaktadır.
Talep eden tarafından yukarıda bahsedilen temsilci atanma şartlarının ispat edilmesi hâlinde terekeye temsilci atanacaktır.
Dipnotlar- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/5358 Esas ve 2025/3467 Hüküm sayılı 01/07/2025 günlü: “…Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi davaların dışında ehliyetsizlik, yolsuz tescil, vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca mirasçılardan bir tanesinin terekeye iade şeklinde yasal aşama açması halinde de tüm mirasçıların davada muvafakatlerinin sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 640. Madde) tartışmasızdır..”↩︎
Ece Deniz Vardar, Barosu’na 85375 sicil numarası ile kayıtlı bir avukattır. Lisans eğitimini 2020 yılında Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, yüksek lisans eğitimini ise 2024 yılında Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku alanında tamamlamıştır.
Mesleki gelişimine büyük önem veren Ece Deniz Vardar, 2012 yılında Kanada King George International College’da İngilizce eğitimi almış; 2019 yılında ise Cambridge Law Studio ve King Education London bünyesinde iki ay süreyle Hukuk İngilizcesi eğitimi almıştır.
Tüm YayınlarıSorunuz mu var? Hemen iletişime geçin.
Info@ballawfirm. com