Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
Esas Numarası:2017/1849
Hüküm Numarası:2018/48
Hüküm Tarihi:17.01.2018
Ödeme Emrinin Usulsüz Tebliğ Edildiği - Ödeme Emri Tebliğ Usulsüzlüğünün İcra Mahkemesindeki Tahliye Davasında Mahkemece Resen Dikkate Alınamayacağı
Özeti: Temerrüt nedeniyle tahliye isteminde, ödeme emrinin tebliğine ilişkin usulsüzlük mahkemece re’sen dikkate alınamaz. Taraflar arasındaki “tahliye” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İcra (Hukuk) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.05.2013 gün ve 2013/212 E., 2013/368 K. Sayılı kararın temyizen incelenmesinin davacı avukati vasıtasıyla istenilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6.
Hukuk Dairesinin 14.11.2013 gün ve 2013/12675 E., 2013/15396 K. Sayılı hükmü ile, (…Dava, temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, tahliye talebinin reddine hüküm verilmesi üzerine hüküm, davacı vasıtasıyla temyiz edilmiştir. Takibe esas alınan ve hükme dayanak teşkil edilen 16.10.2012 başlangıç günlü ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir itilaf bulunmamaktadır.
Davacı bu kira sözleşmesine dayanarak 28.12.2012 tarihinde başlattığı icra takibinde ödenmeyen 2012 yılı Aralık ayı kira bedelinin tahsilini istemiştir.
Ödeme emri davalıya 03.01.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemece ödeme emri tebliğinde eksiklikler bulunduğundan ve ödeme emrinin yasaya uygun gönderilmediğinden bahisle, davanın reddine hüküm verilmiş ise de, ödeme emrinin geçerli olup olmadığı ve ödeme emrindeki bulunması gereken unsurların eksik olması şikayete tabi olup, taraflarca şikayet yoluna başvurulmaması halinde bu hususun Hâkim vasıtasıyla resen dikkate alınamayacağı yasa gereğidir. Ödeme emri şikayet yolu ile iptal edilmediği müddetçe geçerlidir. Bu nedenle davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmadığından ve takip tahliye istemli olarak yapılmış olduğundan işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine hüküm verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır…) gerekçesiyle ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki bilgi ve belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Yasal Aşama, temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
Davacı davalının müvekkiline ait taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu, 2012 yılı Aralık ayı kirasını ödememesi nedeniyle davalı-borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emri tebliğine rağmen itiraz etmediği gibi borcu da ödemediğini ileri sürerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İ. İ. K) 269/a maddesi uyarınca davalının taşınmazdan tahliyesine hüküm verilmesini talep etmiştir.
Davalı usulüne uygun şekilde yapılan yasal aşama dilekçesi tebliğine karşın yargılamaya katılmamış, cevap vermemiş, mazeret de bildirmemiştir. Yerel Mahkemece takip dosyasında ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği, bu nedenle tahliye sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiştir.
Davacı avukatinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
DİRENME KARARI: Mahkemece uygulamada tebligatın usulsüz olması hâlinde bu durumun icra dairesi vasıtasıyla resen göz önüne alınabildiği ve bunun aksinin adaletsiz sonuçlar doğuracağı, ayrıca tahliye talepli icra takibinin yasal sonucu olarak tahliyeyi talep edecek olan avukatin takibin kesinleşip kesinleşmediği yönünde icra takip dosyasında kontrolünü yaparken dikkate alacağı temel noktanın tebligatın usulüne uygun olup olmadığı hususu olduğu, böyle bir vaziyette hukuken beklenen tebligat usulsüz ise yeniden tebligat çıkarılmasının icra dairesinden talep edilmesinin gerekeceği, bunun yanı sıra somut olayda muhatabın ödeme emrinden haberdar olduğunu gösteren icra takip dosyası işlemi de bulunmadığı, davayı takip etmeme ve duruşmalara gelmemenin davanın kabulü anlamına gelmeyeceği gibi ödeme emrinden haberdar olduğunu da göstermeyeceği, tebligat usulsüzlüğünün resen göz önüne alınmasının gerekeceği gerekçesiyle direnme hükmü verilmiştir.
Direnme kararını davacı avukati temyize getirmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen itilaf, somut olay bakımından ödeme emri tebliğ usulsüzlüğünün icra mahkemesindeki tahliye davasında mahkemece resen dikkate alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma hükmünde açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle ödeme emrinin tebliğine ilişkin usulsüzlüğün mahkemece re’sen dikkate alınamayacağına göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma hükmüne uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle direnme hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı avukatinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma hükmünde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, tebliğ tarihiden itibaren 10 günlük süre içinde hüküm düzeltme yolu açık olmak üzere 17.01.2018 gününde oy birliği ile hüküm verildi.
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.