Kıymetli evrakın içerdiği hak senetten ayrı olarak ileri sürülemez. Bu sebeple yetkili hamil, senedin çalınması, yanması gibi durumlarda, hakkını ileri sürememe tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu vaziyet, borçlu borcunu ifa etmemesine rağmen borçtan kurtulması sonucunu doğuracaktır. Yasa koyucu bu sakıncaları bertaraf etmek için kıymetli evrakın yargı mercii kararıyla iptali kurumunu getirmiştir.

Bu sayede senetteki hakkın senetsiz bir şekilde ileri sürülebilmesine imkan tanınmıştır. Kısacası zayi olan yalnızca senet olmakta senedin içerdiği hak ise varlığını korumaktadır. İptal kararından sonra borçlu, iptal edilen senedi ibraz eden ve senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödeme yapmak mecburiyetinden kurtulmaktadır.

Kambiyo senetleriDışındaKalan nama yazılı kıymetli evrakta borçlu, adi borç senetlerinde olduğu gibi, yargı mercii hükmüne ihtiyaç duymaksızın, alacaklı kendisine senedin iptal ve borcun ödendiğini gösteren, resmen düzenlenmiş veya usulen onaylanmış bir belge verdiği takdirde, senet ibraz edilmeksizin ve iptaline hüküm verilmeksizin de geçerli olmak üzere ödemek hakkını da saklı tutabilir.

Tedavüle çıkarıldığı sırada henüz unsurları eksik olan ve eksik unsurların tamamlanması hususunda düzenleyen ile lehtar arasında anlaşmanın bulunduğuAçık kambiyo senetlerininDe iptali istenebilecektir. Ancak açık senedin iptali halinde, unsurları tam olan senedin iptali kararının aksine, zayi olduğu sırada senedin unsurları hala tam olmadığından, hak senetsiz olarak ileri sürülemeyecektir.

Buna karşılık kıymetli evrak niteliğini haiz olmadığından,Borçlunun imzasını içermeyenÇek yapraklarının iptali istenemeyecektir.

Karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin kıymetli evrak niteliğini koruduğundan, zayi edilenKarşılıksızişlemi görmüş çekinDe iptali istenebilecektir.

Hamile yazılı senetlerin iptaliyle alakalı TTK m. 688/1’e göre banknot ve büyük miktarda çıkarılıp görüldüğünde ödenmesi gereken ve para yerine ödeme aracı olarak kullanılan ve belirli bedelleri yazılı olan diğer hamile yazılı senetlerin iptaline hüküm verilemeyecektir.

Ayrıca senedin zayi olduğununTespitiTalepli yasal süreçler maddi vakıaların tespit davasının konusu olamayacağı gerekçesiyle yasal yarar yokluğundan reddedilmektedir. (Yargıtay 11.

HD., E. 2016/1259 K. 2017/1116 T. 27.2.2017)

Kıymetli Evrakın İptal Çekişmesiz Yargı İşidir

Kıymetli evrakın iptali çekişmesiz yargı işidir. Çünkü iptalde ne ilgililer arasında bir itilaf, ne bir kişinin diğerine sürebileceği bir hak, ne de hakimin resen harekete geçtiği bir hal söz konusudur. Bu sebeple iptal isteminde hasım yoktur. Bununla birlikte iptal istemi sürerken yapılan ilanlar sonucu zayi olduğu iddia edilen senet yargı merciine sunulursa, artık çekişmesiz yargı sona erer, çekişmeli yargı aşamasına geçilir ve yargı mercii iptal isteminde bulunana iade yasal süreci açması için süre verir.

Zayi Olma

Ziya, hak sabinin kıymetli evrak üzerindeki zilyetliğini kaybetmesi ya da kıymetli evrakın yok olması şeklinde gerçekleşebilir.

Kıymetli evrakın zilyetliğinin kaybedilmesinde, hak sahibi, kıymetli evrakın nerede veya kimin zilyetliğinde olduğunu bilemeyecek şekilde zilyetliğini kaybetmektedir.

Bu durumaNisbi ziyaDa denmektedir.

Kıymetli evrakın yok olması suretiyle ziya uğraması halinde ise kıymetli evrak ya tamamen yok olmakta ya bir araya getirilemeyecek ölçüde parçalara ayrılmakta yahut kıymetli evrak tanınamaz hale gelmektedir. Bu durumaMutlak ziyaDa denmektedir.

Yok olma sayılamayacak, dolayısıyla içeriğinin zor da olsa anlaşılabildiği yıpranma ve bozulmalar halinde senedin iptali istenemeyecektir. Bu vaziyette hak sahibi, giderlerini karşılamak kaydıyla, borçludanYeni bir senet verilmesini isteme hakkınaSahip olmalıdır. Nitekim uygulamada da bu gibi hallerde TTK m. 488 hükmü kıyasen kıymetli evraka da uygulanmaktadır.

Kıymetli evrak, borcu sona erdirme kastı olmaksızın sehven yok edilirse doğal olarak zayi olmuş sayılacaktır.

Ayrıca iptal yasal süreci açılabilmesi için senetRızaen elden çıkmamışOlmalıdır.

İptal İsteminde Bulunabilecek Kişiler

İptal isteminde bulunabilecek kişiler, kıymetli evrak zayi olduğu esnada senet üzerinde hak sahibi olan kişidir. Diğer bir deyişle hak sahibi senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişidir. Buna göre hamile yazılı kıymetli evrakta senedi elinde bulunduran; yazılı kıymetli evrakta senette adı yazılı bulunan veya düzgün ciro zinciriyle senede zilyet olan; nama yazılı kıymetli evrakta ise senette adı yazılı olan veya onun yasal halefi olan ve aynı zamanda senedin zilyedi olan kişi alacaklı sayılır. Ayrıca başvuru aşamasında ödeme yapan ve senet elindeyken zayi olan birBaşvuru borçlusuDa hak sahibidir ve senedin iptaline hüküm verilmesi isteminde bulunabilir.

Senedin iptalini talep eden hak sahibinin malik olması gerekmez.

Öncelikle senet üzerinde rehin hakkı sahibi, intifa hakkı sahibi ile kıymetli evrakı tahsil cirosuyla devralanın da iptal isteminde bulunma hakkı vardır. Ayrıca bedeli tahsil amacıyla bir kişiye yetki verilmesi veya taşımak üzere zilyetliğinde bulunduran kargo şirketi örneklerinde olduğu gibi haklı sebeple senedin zilyedi olan diğer kişiler de iptal isteminde bulunabilmektedir.

Malikin istemi sonucunda senet iptal edilirse, hakkı senetsiz olarak ileri sürebilecek kişi malik değil, diğer ayni hak sahibi olan rehin veya intifa hakkı sahipleridir. Zayi olan bononun teminat vasfı devam eder. Çünkü bu kişiler senet üzerindeki hakkı tahsil cirosuyla devralan kargo şirketi ve sairden farklı olarak senet üzerinde sınırlı ayni hak sahibidirler ve senetten doğan hakkı kendi adlarına kullanırlar.

Yasal Yarar Şartı

İptal isteminde bulunmak için yetkili kişinin iptali istemekte yasal yararı bulunmalıdır.

Örnek olarakBorcun ifa edilmesiVeya başka bir sebepleSenedin bedelsiz kalmasıHalinde iptali talep edilemeyecektir.

Buna karşılık senetten doğan istemler zamanaşımına uğrasa bile hak sahibi iptal isteminde bulunabilecektir. Çünkü senet zamanaşımına uğrasa dahi borçlu def’i hakkını kullanmadıkça alacak hakkı düşmediği gibi yasal aşama hakkı da düşmeyecektir. Ayrıca senetten doğan istemler zamanaşımına uğradığı takdirde hak sahibi, sebepsiz zenginleşme yasal süreci açma hakkına da sahip bulunmaktadır.

Başvuru hakkının düşmesi de iptal isteminde bulunulmasına engel teşkil etmeyecektir.

Hak sahibi olmadıkları için borçlular iptal isteminde bulunamayacaktır. Örneğin bono ve çekte düzenleyen, başvuru borçluları.

Bununla birlikte daha önce borç altına girdiği kambiyo senedini ciroyla devralan veya kendi pay senetlerini devralan anonim şirket, bu gibi hallerde alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi borcu sona erdirmeyeceği ve senet tekrar tedavüle çıkabileceği için, senet zilyetliklerinde bulunduğu sırada zayi olursa iptal isteminde bulunabilecektir.

İptal isteminde bulunabilecek kişilerin külli halefleri de iptal isteminde bulunabilecektir.

Önleyici Önlemler

Hamile yazılı kıymetli evrakta senedi elinde bulunduran ile yazılı kıymetli evrakta senette adı yazan veya düzgün ciro zinciriyle senede zilyet olan, gerçekte öyle olmasa da alacaklı sayılır ve hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğunu anlaşılan ifade bulunmak zorundadır.

Ziya kıymetli evrak üzerindeki zilyetliğin kaybedilmesi şeklinde ortaya çıktığı hallerde senet üçüncü kişilerin eline geçebilecektir. Bu sakıncanın önüne geçebilmek için hak sahibi mahkemeden önleyici tedbir talebinde bulunabilecektir.

Önleyici tedbir, borçlunun, senedi ibraz eden ve senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye, kambiyo senetlerinde senet bedelini ödemekten men edilmesi şeklinde olmaktadır.

Bu karara uymayarak borcu senedi ibraz edene ifada bulunan borçlu, kural olarak borcundan kurtulmuş olmayacaktır.

Yargı Mercii men hükmünde, poliçe ve çekte muhataba, bonoda düzenleyeneVadeYadaIbraz süresininGelmesi üzerine senet bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.Görüldüğünde ödenecekBonolarda düzenleyen senedin belirli bir günden önce ödenmek üzere ibraz edilemeyeceğini koşul koymadıkça, vade olarakDüzenleme tarihini takip eden ilk iş günüEsas alınmalıdır. Çeklerde tevdi, muhatap bankanın hesaptaki karşılık oranında çek bedelini bloke etmesi şeklinde gerçekleşecektir.

Önleyici önlem talebi üzerine yargı mercii, bonoda düzenleyene, çeklerde çek hesabında mevcut karşılık oranında muhatap bankaya,Yeterli teminat karşılığında, senet bedelini ödeme yükümü de getirebilecektir. Ödeme, tevdide olduğu gibi bonolardaVadede, çeklerde iseIbraz süresininGelmesi üzerine gerçekleşebilecektir.

Senet iptal edildiği veya senetten doğan haklar başka bir sebeple ortadan kalktığı takdirde teminat geri alınacaktır.

Önleyici önlem talebinde bulunan iptal isteminin haklılığınıYaklaşık olarak ispatEtmek zorundadır.

Aynı şekilde senedin iptali için de istemde bulunanSenet üzerinde hak sahibi olduğuVeSenedin zayi olduğuYolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekmektedir. Haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi ile iddiaların mahkemece inandırıcı bulunması aynı anlama gelmektedir. Bu noktada yaklaşık ispat aranması durumun niteliği gereğidir. Zira çoğu zaman senet üzerinde hak sahibi olma ve senedi zayi etmenin ispatı tam olarak mümkün değildir.

Ayrıca iptal sürecinde yapılan ilanlar sonucunda hak sahibinin ortaya çıkabilmesi ve iptal isteminde bulunanların onlara karşı açacakları istirdat davalarında tarafların iddialarının tartışılıp ispat olunması ve iptal kararının kesin hüküm niteliği taşımaması karşısında yaklaşık ispatın yol açabileceği sakıncalar azalmaktadır.

Senedin kıymetli evrak vasfını haiz olduğunu ispatlayabilmek için varsa senedin bir sureti ibraz edilmeli veya senedin esas içeriği hakkında bilgi verilmelidir. Suretin ibrazı, zayi olunan senedin kıymetli evrak olduğunu ve onun üzerinde hak sahibi olunduğunu yaklaşık ispat için yeterlidir. Suret ibraz edilemiyorsa senedin esas içeriği hakkında bilgi verilmelidir. Verilecek bilgiler sayesinde senedin somut olarak hangi senet olduğu belirlenebilmelidir.

Yargıtay içtihatlarına göre, çekte düzenleyenin kim olduğu, verildiği banka, şubesi, numarası ve tutarının yargı merciine bildirilmesi yeterli sayılmaktadır. Ayrıca senedin fotokopisinin sunulması da ispat konusunda büyük kolaylık sağlamaktadır.

Senedi eline geçiren kişinin bilindiği, dolayısıylaIade yasal süreciAçılmasının söz konusu olduğu her vaziyette yaklaşık değilTam ispat aranacaktır. Ancak bu yasal aşama öncesinde veya esnasında önlem talep edilirse, önleyici önleme hüküm verilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli sayılacaktır.

Görevli ve Yetkili Yargı Mercii

Önleyici önlem konusunda görevli yargı merciiAsliye Ticaret Mahkemesidir. Kambiyo senetleri ile yazılı senetler hakkında önleyici önlem vermeye yetkili yargı mercii ise,ÖdemeVeyaHamilin yerleşim yeriMahkemesidir.

Diğer senetlerde yetkili yargı mercii ise borçlunun yerleşim yeri veya pay senetlerinde A. Ş. Merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

İptal hükmü bakımından ise, TTK m. 757/1’deki ödeme yasağı kararının ödeme yeri veya hamilin yerleşim yeri mahkemesinden talep edilebileceğiKıyasenIptal hükmü için de uygulanacaktır. Bu halde iptal hükmüÖdeme yeriVeyaHamilin yerleşim yeriMahkemesinden talep edilebilecektir.

Ayrıca TTK m. 661/2’de hamile yazılı senetlerin iptalinde yetkili yargı mercii düzenlenmiştir. Borçlunun yerleşim yeri yargı makamı ya da pay senetleri için anonim şirketin merkezinin olduğu yer Asliye Ticaret Yargı Makamı iptal hükmü vermeye yetkilidir.

İptal Usulü

Önlem hükmü iptal isteminden önce verilmişse, önlemi talep eden bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde iptal isteminde bulunmak ve istemde bulunduğuna ilişkin evrakı hükmü uygulayan memura ibrazla dosyasına koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi halde önlemKendiliğindenKalkacaktır. Söz konusuIki haftalıkSüre içerisinde iptal talebinde bulunulur ise, aksi belirtilmedikçe kararın kesinleşmesine kadar önlem kararının etkisi devam edecektir.

Buna karşılık önleyici önleme hükmedildiği sırada kambiyoSenedini eline geçiren kişi bilindiği takdirdeYargı mercii, dilekçe sahibine iade yasal süreci açması içinUygun bir süreVerecektir.

Dilekçe sahibi verilen süre içerisinde davayı açmazsa,Yargı merciiMuhatap hakkındaki ödeme yasağınıKaldıracaktır.

İptal isteminde bulunanın senet üzerinde hak sahibi olduğu ve senedin zayi olduğu hususları mahkemece inandırıcı bulunursa ilan ve ihtar süreci başlayacaktır. Yargı Mercii, verilecek ilanla, senedi eline geçireni senedi belirli bir süre içinde getirmeye davet eder ve aksi halde senedini iptaline hüküm vereceğini ihtar edecektir.

Senedin getirilmesini ilişkin ilan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde üç defa yapılacaktır. Özellik gösteren olaylarda yargı mercii, gerek duyduğu takdirde, ayrıca uygun göreceği diğer şekillerde de ilanlar yapılmasına hüküm verebilecektir.

Bu ilanlar ve ihtar üzerine kambiyo senetleri ile yazılı senetleri getirme süresiEn az üç ayVeEn çok bir yıldır. Vadesi gelmiş poliçe ve bono ile ibraz süresi gelmiş çeklerde zamanaşımı üç ayın geçmesinden önce gerçekleşirse, yargı mercii üç aylık süre ile bağlı olmayacaktır.

Süre, vadesi gelen poliçe ve bono ile ibraz süresi gelen çeklerdeBirinci ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçe ve bonolardaVadenin gelmesinden, ibraz süresi gelmeyen çeklerde iseIbraz süresinin gelmesindenItibaren işlemeye başlayacaktır.

İlan ve ihtar üzerine senet yargı merciine sunulursa yargı mercii, istemde bulunana iade yasal süreci açması için uygun bir verecektir. İstemde bulunan bu süre içinde yasal aşama açmazsa yargı mercii, senedi sunmuş olana geri verecek ve önleyici önlemleri kaldıracaktır. Yargı Mercii sunulmaktan kasıt, senedin ibraz edilmesi değil ayrıca yargı merciine tevdi edilmesidir bu bakımdan senedin fotokopisin tevdi edilmesi tevdi yerine geçmeyecektir.

İade yasal süreci açıldığı takdirde tıpkı iptal davasında olduğu gibi önleyici önlemler kendiliğinden kalkMaMaktadır. Bununla birlikte hem teminat karşılığında hem vaziyet ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması mümkündür. (HMK m. 395-396)

İade yasal süreci açıldıktan sonra artık çekişmeli yargı ortaya çıkacak ve iptal istemi konusuz kalacaktır.

Süre verilmesine rağmen iptali yasal süreci açılmadığı takdirde ise iptal istemi reddedilecektir. Verilen sürede iade yasal süreci açılmaması yasal aşama hakkını kaybettirmeyecektir, istemde bulunan sonradan da bu davayı açabilecektir.

Ayrıca Yargıtay istikrarlı bir şekilde, iptal davasınaMüdahaleninMümkün olMaDığını kabul etmektedir. (Yargıtay 11. HD. 2015/8776 E., 2016/3417 K.)

İade davasının yasal niteliği duruma göre ya TMK m. 982, 984 anlamında zilyetliğin gaspından doğan davadır ya TMK m. 989 vd. Anlamında taşınır davasıdır ya da TMK m. 683/2 anlamında istihkak davasıdır.

İlan ve ihtar üzerine verilen süre içerisinde senet yargı merciine sunulmazsa iptaline hüküm verilecektir.

İptal isteminin kabulü yahut reddi hükmüne karşı yasal yararı bulunmak şartıyla ilgililer, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilecektir.

İlgili kavramına, iptal talebinin reddi halinde talepte bulunan olacaktır. YargıtayIptale konu senedi elinde bulunduranınIptal hükmüne karşı istinafa başvuramayacağını kabul etmektedir. İstinaf yargı makamıKesinOlarak hüküm verecektir.

İptal Kararının Sonuçları

İptal hükmü üzerine istemde bulunan, hakkını senetsiz olarak ileri sürebilecektir. Dolayısıyla borçlu, iptal hükmü almış olan kişiye, iptal kararını ibraz etmek şartıyla, kural olarak borcu ifa etmek zorundadır.

Bunun doğal bir sonucu olarak da zilyetliğin kaybedildiği hallerde, senedi elinde bulunduran kişi senedin niteliğine göre yetkili hamil gözükse dahi, elindeki senede dayanarak borçludan talepte bulunamayacaktır. Bulunsa dahi, borçlu kural olarak ifadan kaçınmak zorundadır. Bu halde iptal kararıyla, zayi edilen senedinTeşhis fonksiyonuOrtadan kaldırılmakta, bu fonksiyon onun yerine iptal hükmüne yüklenmektedir.

İptal kararının bunların dışında hiçbir yasal etkisi bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle iptal hükmü maddi hukuk bakımından hiçbir etki doğurmamaktadır.

Buna göre her şeyden önce, iptal kararıyla senedin içerdiği hakkın varlığı ve kapsamı değişmeyecektir. Çünkü iptal hükmü yalnızca kıymetli evrakın senet kısmını ilgilendirmektedir bu sebeple hak üzerinde herhangi etkisi olması mümkün değildir. Ayrıca iptal hükmü borçlunun durumunu da değiştirmeyecektir. Son olarak ise iptal hükmü, senet üzerindeki hak sahipliği sorununu çözmeyecektir.

İptal kararının verilmesinden sonra iptal olunan senet üzerinde bir üçüncü kişi hak iddiasında bulunursa gerçek hak sahipliği ancak yeni bir yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Çünkü iptal hükmü, istemde bulunanın, yalnızca şeklen yetkili hamil olduğunu gösterecektir.

Bütün bunlar iptal kararının yalnızca senedin teşhis işlevini kaldırdığı ve teşhis işlevini iptal hükmüne yüklediği bunun haricinde kambiyo ilişkisinin tarafları arasındaki yasal durumu ise değiştirmediğini göstermektedir. Bunun nedeni ise kıymetli evrakın iptalinin çekişmesiz yargı işi olmasıdır. Bilindiği üzere çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacaktır.

İptal kararının teşhis işlevi göz önünde bulundurduğunda,Hile veya ağır kusuru bulunmadıkçaBorçlu, vade geldiğinde, iptal kararını ibraz eden kişiye, ödemede bulunmakla borcundan kurtulacaktır.

İptal hükmü borcun vadesinde değişiklik yaratmayacaktır.

Borçlu, iptal isteminde bulunan kişi senedi ibraz etseydi hangi defileri ileri sürebilecek ise iptal kararını ibraz etmesi halinde yine aynı defileri ileri sürebilecektir.

İptal istemine konu senedin iptal istemindenÖnceVe iptalSürecindeIyi niyetle iktisabı mümkündür.

İptal kararından sonra ise senedin iyiniyetli iktisap edilip edilemeyeceği tartışmalıdır. Yargıtay’ın da katıldığı bir görüş; iyi niyetle iktisabın ancak yetkili hamilden iktisap etmekle mümkün olacağı oysa iptal kararıyla birlikte artık iptal edilen senedi elinde bulunduran ve senedin niteliğine göre alacaklı gözüken kişi değil iptal isteminde bulunan kimse yetkili hamil sayılacağı için iptal kararından sonra senedin iyiniyetli iktisabının mümkün olmadığı yönündedir. Diğer bir görüşe ise; iptal kararının senedin içerdiği hak ve maddi hukukla bir ilgisi bulunmaması dolayısıyla iptal hükmü verilmesinden sonra da iyi niyetle iktisabın mümkün olduğu yönündedir.

İptal hükmü yalnızca senedin teşhis işlevini ortadan kaldırmakla sınırlı etki doğurduğundan, iptal hükmü, iptal edilen senedin yerine geçmeyecektir. Bu sebeple iptal hükmüne dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus takip usullerine de başvurulamayacaktır.

Ayrıca kambiyo senetlerine mahsus takibe özgü olan çek ödeneği ya da komisyon talep hakkı da bulunmayacaktır.

İptal hükmü, iptal edilen senetteki hakkın varlığı ve kapsamı bakımından ispat işlevi de göremeyecektir. Bu sebeple iptal hükmüne konu senette borçlu olduğu iddia edilen kişi borçlu olmadığını, herhangi bir kambiyo taahhüdünde bulunmadığını, iptale konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ve saire iddia ederse, iptal hükmü sahibi, inkar edilen her bir hususu ispat etmekle yükümlüdür.

İptal kararının kambiyo senetlerindeBaşvuru borçlularına müracaat imkanı verip vermediğiIse tartışmalıdır. Bir görüşe göre TTK m. 764/2’de iptal kararıyla kimlere karşı senetten doğan hakkın ileri sürülebileceği sınırlı bir şekilde gösterildiğinden poliçelerde kabul eden muhataba, bonolarda ise TTK m. 779/1 uyarınca tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi sorumlu olduğundan düzenleyene ve TTK m. 702/2 uyarınca kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu tutulduğu için anılan kişiler lehine aval verenlere karşı senetten doğan istem hakkı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla başvuru borçlularına senetten doğan istem haklarıIleri sürülemeyecektir.

Diğer bir görüşe göre ise iptalin amacı hak sahibinin senedin ziyaı anında sahip olduğu bütün hakları ileri sürebileceği duruma yeniden kavuşturmak olduğundan başvuru borçlularına da iptal edilen senetten doğan istem hakları ileri sürülebilecektir.
Çeklerde ise TTK 764/2 hükmüne atıf yapılmadığından, iptal hükmüne istinaden kimlere karşı senetten doğan istem haklarının ileri sürülebileceği konusunda bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu sebeple istem hakları başvuru borçlularına karşı daIleri sürülebilecektir.

İptal isteminde bulunan, iptal hükmü üzerine, gideri kendisine ait olmak üzere yeni bir senet düzenlenmesini de isteyebilecektir.

İptal kararından sonra senedi elinde bulunduran ve iptal kararının gerçeği yansıtmadığını, gerçek hamilin kendisi olduğunu iddia eden üçüncü kişi borcun henüz ifa edilip edilmemesine göre farklı yollara başvurabilecektir.

İptal hükmüne istinaden borçIfa edilmişse, üçüncü kişi, iptal isteminde bulunana karşı, haklı bir sebep olmaksızın kendisinin malvarlığından zenginleştiği iddiasıyla, bu zenginleşmeyi geri almak için TBK m. 77 vd. Uyarınca sebepsiz zenginleşme yasal süreci açabilecektir. Bu davada öncelikle iptal hükmüne konu senedin ve içeriğindeki hakkın kimin mülkiyetinde olduğunun, diğer bir deyişle kimin gerçek alacaklı olduğunun tespiti yapılacak akabinde varılacak sonuca göre yasal aşama kabul veya reddedilecektir.

Bu yasal aşama yasal niteliği itibariyle birEda davasıdır.

İptal Kararının İptali

İptal hükmü üzerine borcun henüzIfa edilmediği aşamadaIse senedi elinde bulunduran, iptal hükmü hamiline karşı, iptal hükmüne konu senedin ve onun içerdiği hakkın kimin mülkiyetinde olduğunun diğer bir deyişle kimin gerçek alacaklı olduğunun tespiti için HMK m. 106 uyarıncaTespit yasal süreciAçacaktır. Bu davaya öğreti ve yargı kararlarında “muarazanın men’i”, “iptal kararının iptali” gibi isimler verilmektedir.

Yargıtay’a göre bir senet ziya sebebiyle iptal ettirildiğinde senedi iptal ettiren kişinin hak sahibi olduğuna ilişkin bir karine oluşmaktadır.

Bu davada, senedi elinde bulunduran davacının senedin iktisabındaki kötü niyetini veya ağır kusurunu ispat yükü davalıya aittir. Davacının yalnızca senede göre şeklen yetkili hamil olduğunu ispat etmesi yeterlidir.