Hukuk sistemimizde her yasal sürecin kendine has usul kuralları ve süreleri bulunmaktadır. Bu yazımızda konuya dair en çok merak edilen noktaları ele alacağız.
Günümüzde bir hayli artan iş kazaları sonucunda işçiye ödenmesi gereken tazminatlardan, işveren ile birlikte işveren avukatinin sorumlu olup olmayacağı hususu akıllarda bazı soru işaretleri oluşturmaktadır.
Öncelikle4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/4. Fıkrasına göre; “işveren adına hareket eden ve işin, iş yerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere, işveren avukati denir.”Şeklinde kanunda işveren avukati tanımlanmıştır. İşveren avukatinin bu sıfatla yaptığı işlerde, işçilere karşı doğan yükümlülüklerden doğrudan işveren sorumlu olmaktadır. 24.
Maddenin 5. Fıkrasına göre de; “İş Yasasında işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren avukatleri hakkında da uygulanır.”Şeklindedir.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 12/2. Fıkrasına göre;“İşveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren avukatidir. Bu Kanunda geçen işveren deyimi, işveren avukatini de kapsar.
İşveren avukati ve 4857 sayılı İş Yasasında tanımlanan geçici iş ilişkisi kurulan işveren, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”
Her iki yasa maddeleri beraber değerlendirildiğinde işyeri, işveren vasıtasıyla değil de işveren avukati vasıtasıyla yönetiliyorsa oluşan vaziyet itibariyle; işveren deyiminin yerine işveren avukati deyimi gelmiş olur ve işverenin sorumlu olduğu durumun sonuçlarına işveren avukati de katlanmak zorunda kalmaktadır.
İş kazalarını, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik İlkeleri çerçevesinde değerlendirmemiz gerekmektedir. İş kazası sonucu oluşan zarardan dolayı işverenin yasal sorumluluğu, yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında, ilke olarak, iş akdinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. Yargıtayın da aşağıdaki kararda açıkladığı üzere;”İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin ve dolayısıyla da işveren avukatinin, işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için lazım gelenı yapmak, bu hususta gerekli koşulları sağlamak ve ilgili araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. Maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan ödenek davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77. Maddesinde öngörülen koşullar göz önünde tutularak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin ve işveren avukatinin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. ( Hukuk Genel Kurulunun 16.6.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369K. sayılı hükmü da aynı yöndedir )”
Aşağıdaki Yargıtay Hükmünde da ayrıntılı açıklanacağı üzere İş kazalarından kaynaklanan ödenek süreçlerinde; iş kazasında kusuru olduğunun tespiti halinde, işveren avukati de işveren yanında zarardan sorumlu olacaktır.
T. C.YARGITAY21. HUKUK DAİRESİE. 2015/12259K. 2016/6381T. 11.4.2016
• İŞVEREN ( Kusurlu Olduğunun Tespiti Halinde İşveren Yanında Zarardan Sorumlu Olacağı/Ticaret Sicil Kayıtlarına Göre Müteveffa Davalının Şirket Müdürü ve Dolayısıyla İşveren avukati Olduğunun Gözetilerek İşveren avukati Olara Kusuru Bulunup Bulunmadığı Hususunda Bilirkişi İncelemesi Yapılmasının Gerektiği - Yetersiz Rapora İtibar Edilerek Hüküm Kurulmasının Hatalı Olduğu
• MADDİ VE MANEVİTAZMİNAT DAVASI( İş Kazası Nedeniyle/Kusurlu Olduğunun Tespiti Halinde İşveren avukatinin de İşveren Yanında Zarardan Sorumlu Olacağı - Denetime Elverişli Kusur Raporu Alınmasının Gerektiği/Hüküm Altına Alınan Tazminatların Tamamına Haksız Eylemin Meydana Geldiği Tarihten İtibaren Faiz Yürütüleceği - Islahen Artırılan Maddi Ödenek Kısımları İçin Faizsiz Tahsile Hüküm Verilmesinin Bozma Nedeni Olduğu )
• KUSUR RAPORU( İşveren Şirket Müdürünün Sanık Sıfatıyla Yargılandığı Ceza Yasal Aşama Dosyasında Asli Kusurlu Olarak Kabul Edilerek Hüküm Kurulduğu/ Mahkemece İtibar Olunan Bilirkişi Heyeti Raporunda İse Davalı İşveren Şirketin %50 Davacının %50 Kusurlu Kabul Edildiği - Ceza Dosyasının Getirtilerek Müteveffanın İşveren avukati Olarak İş Kazasının Meydana Gelmesinde Kusurunun Bulunup Bulunmadığının İncelenmesinin Gerektiği )
• MİRASI REDDETMEYEN ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN EŞİNİN SORUMLULUĞU( Denetime Elverişli Kusur Raporu Alınmasının Gerektiği/ Yetersiz Rapora İtibar Edilerek Mirası Reddetmeyen Eş Hakkında Davanın Reddine Hüküm Verilmesinin Hatalı Olduğu - İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Ödenek )
• FAİZİN BAŞLANGICI( Hatalı Uygulandığı/Dava Dilekçesinde Fazlaya Dair Hakların Saklı Tutularak Maddi Ödenek İçin Olay Tarhinden İtibaren Faiz Talep Edildiği - Islah Dilekçesi İle Maddi Tazminatın Artırıldığı/Islah Dilekçesinin Faiz İsteğini de Kapsadığı - Islah Dilekçesinde Faizin Başlangıcı Yönünden Talebi Daraltıcı Bir Beyanın Bulunmadığı/Hüküm Altına Alınan Tazminatların Tamamına Haksız Eylemin Meydana Geldiği Tarihten İtibaren Faiz Yürütüleceği )
4857/m. 2/4-5,77, 5510/m. 12/2
ÖZET:Yasal Aşama, iş kazası neticesinde uğranılan cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi ödenek istemine ilişkindir.
İş kazalarından kaynaklanan ödenek süreçlerinde; iş kazasında kusuru olduğunun tespiti halinde, işveren avukati de, işveren yanında zarardan sorumlu olacaktır. Yargılamaya konu iş kazasıyla ilgili ceza yasal aşama dosyasında işveren şirket müdürünün sanık sıfatıyla yargılandığı, sanığın asli kusurlu kabul edilerek hakkında hüküm kurulduğu, Mahkemece itibar olunan bilirkişi heyeti raporunda ise davalı işveren şirketin %50, davacının %50 kusurlu kabul edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, Ceza Yasal Aşama Dosyasının dosya arasına getirtilerek, ticaret sicili kayıtlarına göre müteveffa davalı..'in şirket müdürü ve dolayısıyla da işveren avukati olduğu gözetilerek, iş kazasının meydana gelmesinde işveren avukati olarak kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, Yargıtay denetimine elverişli kusur raporuna göre mirası reddetmeyen eşin tazminattan sorumlu olup; olmadığı hakkında bir hüküm verilmesiyken, yukarda belirtilen maddi ve yasal olgular gözardı edilerek yetersiz rapora itibar edilmek suretiyle mirası reddetmeyen eş hakkında davanın reddine hüküm verilmesi yasaya aykırı olup, bu husus bozma nedenidir.
Mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminata uygulanacak faizle ilgili hataya düşüldüğü görülmektedir. Zira yasal aşama dilekçesinde fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davacı için maddi tazminatın olay tarihinden yasal faizle tahsili istenmiş, ıslah dilekçesinde ise maddi ödenek istemi davacı için artırılmıştır.
Bu kapsamda ıslah dilekçesinin faiz isteğini de kapsadığı açıktır. Öte yandan iş kazasından kaynaklanan maddi ödenek süreçlerinde faizin zararın meydana geldiği olay tarihinden itibaren yürütüleceği, haksız eylemle birlikte zarar veren bakımından temerrüte düşüldüğünün kabulünün gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Davanın niteliğine ve davacılar avukatinin ıslah dilekçesinde faiz başlangıcı yönünden talebini daraltıcı bir beyanının bulunmamasına göre hüküm altına alınan tazminatların tamamına haksız eylemin meydana geldiği tarihten itibaren faize hüküm verilmek gerekirken, ıslahen artırılan maddi ödenek kısımları için faizsiz tahsile hüküm verilmesi yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
YASAL AŞAMA:Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine hüküm verilmesini istemiştir. Yargı Mercii ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne hükmetmiştir.
Hükmün davacılar avukati vasıtasıyla temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi vasıtasıyla düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki hüküm tesbit edildi:
HÜKÜM:
1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı avukatinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2- )Yasal Aşama, iş kazası neticesinde uğranılan cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi ödenek istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı şirkete karşı açılan davanın kabulüne, müteveffa davalı şirket müdürü... Mirasçısı çocukları yönünden mirası reddetmeleri sebebiyle davanın reddine, mirası reddetmeyen mirasçı eş yönünden ise, müteveffa davalı...'in şahsi kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine hüküm verilmiştir.
Temyize konu itilaf; iş kazası neticesinde uğranılan cismani zarar sebebiyle açılan ödenek süreçlerinde, limited şirket yetkilisi ve müdürü olan gerçek kişinin tazminattan sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Günümüzde işletmelerin ve iş kapasitelerinin genişlemeleri, işverenin tek başına ve bizzat işi yönetmesini, iş yasalarından ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini olanaksız kılmaktadır. Özellikle sermaye şirketi olan tüzel kişi işverenin, zaman zaman toplanarak yönetime dair hükümler alan organlarının, sürekli olarak işleri doğrudan doğruya idare etmesi mümkün değildir.
Bu vaziyette, şirket yönetimine yardımcı olacak gerçek kişilerin işveren avukati olarak iş yerlerinde çalıştırılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2. Maddesinin 4. Bendine göre; işveren adına hareket eden ve işin, iş yerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere, işveren avukati denir. İşveren avukatinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.
Aynı maddenin 5. Bendine göre de İş Yasasında işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren avukatleri hakkında da uygulanır.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 12. Maddesinin 2. Fıkrasına göre işveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren avukatidir.
Bu kanunda geçen işveren deyimi, işveren avukatini de kapsar. İşveren avukati, bu kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Gerek İş kanunu Gerekse 5510 Sayılı Yasa hükümlerine göre; bir kimsenin işveren avukati sıfatını kazanabilmesi için; işyerinde işveren adına hareket etmesi ve işin ve işyerinin yönetiminde görev alması gerekir.
Öte yandan Mülga 506 Sayılı Kanun'un 4. Maddesinde de işveren avukati, “İşveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler” şeklinde tanımlanmış, anılan maddenin devamındaki, “Bu kanunda geçen işveren deyimi işveren avukatini de kapsar.
İşveren avukati, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumludur.” hükmü ile işveren avukatinin sorumluluğunun kapsamı belirlenmiştir.
Bu düzenlemeler ışığında, şayet işyeri işveren avukatince yönetiliyorsa, maddelerde gösterilen "işveren" deyiminin yerine "işveren avukati" deyimi ikame olunacak ve işverenin sorumlu olduğu durumun sonuçlarına işveren avukati de katlanmak zorunda kalacaktır.
İş Yasanın, işveren avukatinin bu sıfatla işçilere karşı muamele ve yüklemlerinden doğrudan doğruya işverenin sorumluluğunu kabul eden ilgili maddesi, işveren ile işveren avukati arasında doğrudan doğruya temsil ilişkisi bulunduğunu gösterir. Şu halde işveren avukati işveren adına ve hesabına hareket eden ve yaptığı yasal işlemler ile onu alacaklı ve borçlu kılan kimsedir. Bu anlamda işveren avukati teknik yönden bir işveren temsilcisidir.
İş kazalarında olay, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar sebebiyle yasal sorumluluğu, yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında, ilke olarak, iş akdinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin ve dolayısıyla da işveren avukatinin, işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için lazım gelenı yapmak, bu hususta gerekli koşulları sağlamak ve ilgili araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. Maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan ödenek davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77. Maddesinde öngörülen koşullar göz önünde tutularak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin ve işveren avukatinin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. ( Hukuk Genel Kurulunun 16.6.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K. sayılı hükmü da aynı yöndedir )
Sonuç itibariyle, iş kazalarından kaynaklanan ödenek süreçlerinde; iş kazasında kusuru olduğunun tespiti halinde, işveren avukati de, işveren yanında zarardan sorumlu olacaktır.
Somut olayda, yargılamaya konu iş kazasıyla ilgili Mahkemesi'nin Esas, Hüküm sayılı ceza yasal aşama dosyasında işveren şirket müdürü...'in sanık sıfatıyla yargılandığı, sanığın asli kusurlu kabul edilerek hakkında hüküm kurulduğu, Mahkemece itibar olunan 28.10.2013 günlü bilirkişi heyeti raporunda ise davalı işveren şirketin %50, davacının %50 kusurlu kabul edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş, Ceza Yasal Aşama Dosyasının dosya arasına getirtilerek, ticaret sicili kayıtlarına göre müteveffa davalı...'in şirket müdürü ve dolayısıyla da işveren avukati olduğu gözetilerek, iş kazasının meydana gelmesinde işveren avukati olarak kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, Yargıtay denetimine elverişli kusur raporuna göre mirası reddetmeyen eşin tazminattan sorumlu olup; olmadığı hakkında bir hüküm verilmesiyken, yukarda belirtilen maddi ve yasal olgular gözardı edilerek yetersiz rapora itibar edilmek suretiyle mirası reddetmeyen eş hakkında davanın reddine hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozma nedenidir.
3- )Somut olayda Mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminata uygulanacak faizle ilgili hataya düşüldüğü görülmektedir. Zira yasal aşama dilekçesinde fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davacı için 2.000,00 TL, maddi tazminatın olay tarihinden yasal faizle tahsili istenmiş, 10.4.2015 günlü ıslah dilekçesinde ise maddi ödenek istemi davacı için 747.550,00 TL'ye artırılmıştır.
Bu kapsamda 10.4.2015 günlü ıslah dilekçesinin faiz isteğini de kapsadığı açıktır. Öte yandan iş kazasından kaynaklanan maddi ödenek süreçlerinde faizin zararın meydana geldiği olay tarihinden itibaren yürütüleceği, haksız eylemle birlikte zarar veren bakımından temerrüte düşüldüğünün kabulünün gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Hal böyle olunca da davanın niteliğine ve davacılar avukatinin ıslah dilekçesinde faiz başlangıcı yönünden talebini daraltıcı bir beyanının bulunmamasına göre hüküm altına alınan tazminatların tamamına haksız eylemin meydana geldiği tarihten itibaren faize hüküm verilmek gerekirken, ıslahen artırılan maddi ödenek kısımları için faizsiz tahsile hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar avukatlerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacılara iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliği ile hüküm verildi.
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.