İş Kazası Ödenek Davası
İşçinin aralarındaki faaliyet sözleşmesi uyarınca işverenin işini yerine getirmesi nedeniyle yaralanması halinde kendisine veya ölümü halinde yakınlarına işveren tarafından ödenek ödenmesi istemiyle açılan bir yasal aşama türüdür. Maddi ve madeni ödeneği kapsar.
Ödenek yasal süreci, asıl işverene veya alt işverene (taşeron) karşı açılabilir. İki işveren de müteselsilen/ müştereken sorumludur.
Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 13. Maddesinde iş kazası sayılan haller belirtilmiştir.
SSK MADDE 13
İş kazası;
- A)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
- B)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
- C)Bir işverene bağlı olarak çalışan işçinin, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
- D)Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
- E)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
***İşçinin işverenin işyerinde bulunduğu sırada uğradığı her türlü bedensel veya ruhsal zararlar iş kazası sayılmaktadır.
İşçinin ne yaparken ne şekilde zarara uğradığının bir önemi yoktur. Ödenek davasının açılabilmesi için kazanın işyerinde gerçekleşmesi yeterlidir. Örneğin işçi, işyerinde kalp krizi geçirerek ölmüşse veya işyerinin bahçesinde futbol oynarken düşüp sakatlanmışsa yine iş kazası sayılacaktır ve ödenek talep edilebilecektir.
***İşçi işveren tarafından görevli olduğu işyeri dışında bir yere gönderilmişse, maruz kaldığı fiiller yine iş kazası olup ödenek talep edilebilir.
İŞ KAZASI TAZMİNAT DAVASI AÇMA SÜRESİ
İşçinin veya ölümü halinde yakınlarının iş kazası sebebiyle ödenek yasal süreci açma istemi, Borçlar Kanunundaki genel hükme göre, kazanın meydana gelmesinden itibaren 10 yıldır. Ancak iş kazasına neden olan haksız fiil, bir suça yol açma veriyorsa bu yüzden iş kazası nedeniyle bir ceza yasal süreci açılmışsa ve ceza davasının yasal aşama zamanaşımı süresi daha fazla ise, iş kazası nedeniyle ödenek davasında da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresi uygulanacaktır.
***Zamanaşımı süresi, işçinin maluliyetinin kesin olarak tespit edildiği son raporun tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.
TAZMİNAT DAVASINDA İSTENEBİLECEK ZARARLAR
- Manevi Ödenek.
TBK MADDE 56
Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi hâlinde, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi ödenek olarak ödenmesine hüküm verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi ödenek olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine hüküm verilebilir.
**İş kazası sonucu bedensel bütünlüğü zedelenen işçi, talep etmesi halinde uygun bir paranın manevi ödenek olarak kendisine ödenmesini isteyebilir.
**İşçinin yakınları ise ancak işçinin ağır bedensel zararı veya ölümü söz konusuysa manevi ödenek olarak bir miktar paranın ödenmesini talep edebilirler.
Hakim, somut olayın özelliklerini değerlendirerek bir miktar paraya hükmedecektir.
Tarafların mali durumu, tarafların kusur oranları, manevi zararın büyüklüğü gibi kriterlere de dikkat ederek tazminatın miktarını belirleyecektir.
- Bedensel Yaralanma Halinde Maddi Ödenek
– Tedavi giderleri, tedavi süresince yapılan her türlü masraf talep edilebilir.
-İşçinin çalışmadığı süre boyunca mahrum kaldığın kazanç kaybı.
-İş kazası sebebiyle işçinin çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
-Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
-İşçi sürekli olarak iş göremez hale gelmişse, bu yüzden oluşan/oluşacak kayıplar.
***İşçinin maluliyet oranı doktor raporuyla belirlenmektedir. Tazminata hükmedilirken de söz konusu rapor dikkate alınır.
- Ölüm Halinde Maddi Ödenek
-Cenaze giderleri.
-Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
-Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
***Destekten yoksun kalma ödeneği, ölüm halinde, ölenin desteğinden mahrum kalan kişilerin talep edebileceği bir ödenek türüdür.
TAZMİNAT DAVASINDA YETKİLİ YARGI MERCII
İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili yargı mercii, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri yargı makamı ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.
Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri yargı makamı de yetkilidir.
İş kazasından doğan ödenek davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri yargı makamı de yetkilidir.
Yukarıda yer alan yetki hükümlerine aykırı şekilde yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir.
İŞ KAZASININ TESPİTİ DAVASI
İş kazası meydana geldiği gibi işveren bunu Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Bildirim üzerine SGK müfettişleri bir inceleme yaparak iş kazasına ilişkin bir rapor düzenlerler. Bu raporda kazanın iş kazası olup olmadığı, olayın oluş şekli ve tarafların kusur oranları yer alır.
İnceleme raporunda kazanın iş kazası sayılması önemlidir.
Çünkü bu vaziyette rapora istinaden doğrudan ödenek yasal süreci açılabilmektedir.
Ancak inceleme sonucunda düzenlenen raporda kazanın bir iş kazası olmadığına kanaat getirilmişse, işveren ve SGK birlikte taraf gösterilerek bir ‘Iş kazası tespit yasal süreci’Nın açılması gerekmektedir. Ancak bu yasal aşama, açılacak ödenek davasından bağımsız bir davadır ve SGK ödenek davasının tarafı değildir. İş kazasının tespiti yasal süreci açma süresi, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2014/20986 K. 2015/5902 T. 23.3.2015
“…Somut olayda; iş kazası olduğu iddia olunan 20.4.2006 günlü olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Kurumca sigortalının maluliyet oranının tespiti ve giderek kendisine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup ödenek davasında kurum taraf değildir. Bu açıklamadan olarak belirtilen husustaki eksiklik giderilmeden Mahkemece neticeye varılması doğru olmamıştır.
Bunun yanında yargılama konusu trafik kazasında tüm kusur kendisinde bulunan yasal aşama dışı sürücü M. G.
Davalı şirket çalışanı ( istihdamı ) olup yine kazaya konu aracın da davalı işverene ait bulunmasına göre davalı şirketin gerek istihdam eden olarak gerekse araç işleten olarak anılan kazada kusursuz sorumluluğunun bulunacağının Mahkemece hüküm yerinde gözetilmemesi de ayrıca hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle davacıya 20.4.2006 günlü iş kazası iddiasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbar etmesi için önel vermek,Olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde bu kez Sosyal Güvenlik Kurumunun ve hak alanını etkileyeceğinden işverenin hasım gösterildiği ‘iş kazasının ve maluliyet oranının tespiti’ yasal süreci açması için davacıya önel vererek açılacak olan bu tespit davasının neticesini beklemek, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise bu kez davacının anılan kaza sebebiyle oluşan maluliyet oranının tespiti için Kuruma müracaat etmesini sağlamak ve buradan çıkacak sonuca göre davalı şirketin gerek istihdam eden gerekse araç işleten olarak kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu da gözeterek tüm delileri bir arada değerlendirip neticesine göre hüküm vermekten ibarettir…”