ÇELİK ÇELİK

Kural olarak, ceza ve hukuk yargı makamı kararları karşılıklı olarak birbirini etkilemez. Çünkü, hukuk ve ceza davalarının yapısı, konuları, amaçları, kanıtları değerlendirme ve yargılama yöntemleri birbirinden farklıdır. Ancak, bazı ayrık durumlarda ceza ve hukuk yargı makamı kararları birbirini etkiler. Bunların neler olduğunu aşağıda aktaracağız.

I- KESİN HÜKÜM ETKİSİ
Hukuk Mahkemesinin, ceza mahkemesinde “kesin hüküm” oluşturan kararları, aslında Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmekle birlikte, özel yasa hükümleriyle ceza mahkemesinde de karara bağlanabileceği kabul edilmiş olan kararlardır.

Hukuk yargı makamı kararlarının, ceza davasında “kesin hüküm” oluşturması başlıca şu konularda söz konusu olur:

1- Haksız eyleme dayalı ödenek davalarına ilişkin hukuk yargı makamı kararları, ceza mahkemesinde “kesin hüküm” oluşturur.
Haksız eylemden (BK. m.41) kaynaklanan ödenek davasının kabulüne veya reddine ilişkin hukuk mahkemesinin “kesinleşmiş” kararları, aynı haksız eylem nedeniyle aynı davalıya karşı açılan ceza davasında da kişisel hak (ödenek) istenmişse, her iki mahkemedeki davanın konusu, tarafları ve yasal aşama nedeni aynı olduğundan“kesin hüküm” oluşturur.

2- Sahtelik yasal süreci hakkındaki hukuk yargı makamı hükmü, ceza mahkemesinde “kesin hüküm” oluşturur.
Senetlerin sahteliği savı ile açılan davada (HMUK. m.314), hukuk mahkemesinin senedin sahte olmadığına ve davanın reddine ilişkin hükmü kesinleşirse, bu hüküm ceza mahkemesinde “kesin hüküm” oluşturur.

Ceza Mahkemesinde aynı senet hakkında açılan sahtelik yasal süreci, hukuk mahkemesinin “kesin hükmü” nedeniyle reddedilir.

Buna karşılık, hukuk mahkemesinin “senedin sahteliğine” ve bu nedenle iptaline ilişkin hükmü, ceza mahkemesinde kesin hüküm oluşturmaz. Çünkü, hukuk yargılamasında suç niteliği araştırılamayacağından, bu ceza yargısının işidir.

3- Yaş düzeltme hükmü, ceza mahkemesinde “kesin hüküm” oluşturur.
Ceza yasal süreci açılmadan önce, hukuk mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş olan yaş düzeltme hükmü, ceza yargı makamı için “kesin hüküm” oluşturur; ceza yargı makamı aynı kişinin yaş düzeltme isteğini yeniden inceleyip karara bağlayamaz.
Hukuk yargı makamı, yaş düzeltme isteğini reddetmiş olsa bile, bu ret hükmü ceza mahkemesinde “kesin hüküm” oluşturur.
Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ırza geçme ile ilgili birkaç davada yaş düzeltmeye ilişkin hukuk yargı makamı hükümlerini kesin hüküm ve kesin delil kabul etmemiştir. (Örnek: CGK. 18.4.2000 gün E. 2000/5-74 - K. 2000/79 sayılı hükmü.)

II- KESİN DELİL ETKİSİ
Bir davada verilmiş olan “kesin hüküm” tarafları, konusu, sebebi aynı olan ikinci davada “kesin delil” oluşturur. Örneğin, bir ödenek davasında ıslahtan sonra bakiye zarar için ikinci bir yasal aşama açılmışsa, önceki yargı mercii hükmü bu ikinci davada “kesin delil” olur.
Hukuk ve ceza yargısında, başlangıçta belirtiğimiz gibi, davaların yapısı, konuları, amaçları, kanıtları değerlendirme ve yargılama yöntemleri farklı olduğundan, hukuk yargı makamı kararları, kural olarak, ceza mahkemesinde “kesin delil” oluşturmaz. Ancak, burada da, kesin hükümde olduğu gibi, bazı ayrık vaziyetler vardır.

Bunlar:

1- Hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde “kesin hüküm” kabul edilen kararları, aynı zamanda “kesin delil” niteliğindedir.
Yukarda açıklanan ayrık durumlarda, hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinde “kesin hüküm” kabul edilen kararları, aynı zamanda “kesin delil”oluşturur. Yinelersek:

A) Haksız fiilden dolayı kısmi ödenek yasal süreci açılmış ve kesin hükme bağlanmış olup da, suçtan zarar görenin ceza davasına katılarak (hukuk mahkemesinde saklı tuttuğu) bakiye zararını ceza davasında istemesi hâlinde, hukuk mahkemesinin tazminata ilişkin hükmü, cza davasındaki ödenek istemi için “kesin delil” oluşturur. Ceza yargı makamı, haksız fiilden dolayı ödenek isteme koşullarının varlığına ilişkin hukuk yargı makamı hükmü ile bağlıdır. Ceza yargı makamı, sanığın beraatine hüküm verse bile, ceza davasına katılan davacının, hukuk mahkemesinde açtığı kısmi davada davanın kabulüne hüküm verilmiş olması nedeniyle, sanığın bakiye zararı ödemesine hüküm vermek veya davacının hukuk mahkemesine başvurmasına hüküm vermek zorundadır.

B) Hukuk mahkemesinin “senedin sahte olmadığına” ilişkin hükmü, aynı senet hakkında “sahtecilik” davasına bakmakta olan ceza mahkemesinde, hukuk yargı makamı hükmü “kesin delil” oluşturur.

Yani, ceza yargı makamı, buna dayanarak sanığın beraatine hüküm vermek zorundadır.

C) Hukuk mahkemesinin “yaş düzeltme” davasında verdiği hüküm, ceza mahkemesinde “kesin delil” oluşturur.

2- Bekletici sorun yapılan hallerde, hukuk yargı makamı hükmü, ceza mahkemesinde “kesin delil” oluşturur.
Ceza yargı makamı, bir hukuk davasının sonuçlanmasını “bekletici sorun” yapmışsa, bununla hukuk mahkemesinin vereceği hükmü baştan kabul etmiş sayılacağından, bekletici sorun yaplan (sonucu beklenilen) hukuk davasında verilen hüküm, ceza davasında “kesin delil” oluşturur.

3- Hukuk mahkemesinde, suç konusu çekler hakkında açılan davada, davacının “borçlu olmadığına hükmedilmiş ve bu hüküm Yargıtay’ca onanarak kesinleşmiş ise, ceza mahkemesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verilemez.
Sanığın müştekiye karşı, Asliye Hukuk Mahkemesinde, suç konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığına ilişkin açtığı davada, mahkemece “borçlu olmadığına” hükmedilmiş ve bu hüküm Yargıtay’ca onanarak kesinleşmiş ise, ödenmesi gereken çek konusu kalmadığından, ceza mahkemesince sanık hakkında karşılıksız çekten dolayı mahkumiyet hükmü verilemez.

III-TAKDİRİ DELİL ETKİSİ
Yukardaki üç ayrık vaziyet dışında, hukuk yargı makamı kararları (kural olarak) ceza mahkemesinde “kesin delil” oluşturmaz. Ancak “takdiri delil” ya da başka bir söylenişle “değerlendirilebilir delil”olabilir. Ceza yargı makamı, hukuk yargı makamı hükmü ile yetinebileceği gibi, yeniden soruşturma ve delil incelemesi yapabilir.

Değerlendirilebilir kanıt konusunda Yargıtay 4. CD. 23.12.1996 gün E. 1996/8295 K. 1996/9884 sayılı hükmünde:
“Basın yoluyla hakaret suçundan açılan ceza davasında, daha önce hukuk mahkemesinde açılan ödenek davasında alınan kesinleşmiş kararın, "kesin kanıt" değil, “değerlendirilebilir kanıt” olduğu ve ceza hakimince doğrudan araştırma yapılması, haberin gerçeklik derecesinin saptanması, savunmaya ilişkin kanıtların toplanması, hukuk mahkemesindeki ödenek davasında dinlenen tanıkların anlatımlarının belirlenmesi, haberin gerçek olduğu ortaya çıktığı takdirde okurların gereksiz merak duygularını doyurma yerine, bu haberin halk tarafından bilinmesinde kamu yararı bulunup bulunmadığının araştırılması, kamu yararı bulunduğu kabul edildiğinde ise küçük düşürücü değer yargılarının habere eklenip eklenmediğinin incelenmesi ve bu konulardan, gerektiğinde bilirkişiden de görüş alınarak hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir” denilmiştir.

Copyright © - Çelik Çelik - Araştırma ve İnceleme, Her hakkı saklıdır.:Site Kullanım Şartları: Güvenlik ve Gizlilik Politikası