Faaliyet Akdi Sona Erdikten Sonra Rekabet Yasağının İhlali Halinde Görevli Yargı Mercii
03 Mart 2022 18:30
İş hukuku uygulamalarında rekabet yasağı, faaliyet akdi devam ederken ve faaliyet akdi sona erdikten sonra rekabet etmeme borcu olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Faaliyet akdi devam ettiği sürece, taraflar arasında ayrı bir rekabet yasağı ve/veya gizlilik sözleşmesi akdedilmemiş olsa dahi, işçi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.396 vd. Yer alan düzenlemeler gereğiişverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak ve sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunmamak ve özellikle kendi işvereni ile rekabet etmemekle doğrudan yükümlüdür.
Faaliyet akdi devam ederken işçinin rekabet yasağına veya sadakat borcuna aykırı davranmasından kaynaklı yasal itilaflarda görevli yargı mercii İş Mahkemeleridir.
Bununla birlikte taraflar faaliyet akdinin sona ermesinden sonraki dönemi de kapsayacak şekilde yazılı olarak ayrıca bir rekabet yasağı sözleşmesi ve veya gizlilik sözleşmesi akdedebilirler.
Bu vaziyet yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. Ve 447. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.
İlgili yasanın 444.
Maddesindeki düzenlemeye göre; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Dolayısı ile faaliyet akdinin sona ermesinden sonraki dönemde işçinin rekabet etmeme yükümlülüğü altında olabilmesi için taraflar arasında ayrıca ve yazılı olarak bir akit yapılması geçerlilik şartıdır.
Öte yandan işçi ve işveren arasında faaliyet akdinin sona ermesinden sonraki dönem için geçerli olmak üzere yapılan rekabet yasağı anlaşmalarının geçerli olabilmesi yasada belirli şartlarla bağlanmıştır. Buna göre rekabet yasağı kaydı, ancak faaliyet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Faaliyet akdi sona erdikten sonraki dönem için kararlaştırılan rekabet yasağından kaynaklı itilaflar bakımından ise, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-c maddesi gereği, görevli mahkemeler Ticaret Yargı Mercileri olarak kabul edilmiştir.
“İş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli yargı mercii, iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise buna dayalı olarak açılacak yasal aşama, niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nın 348. Maddesi (6098 sayılı BK m. 444) kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki yasal süreçler, TTK'nın 4/1-c maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olmakla, ticaretMahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.” (Yargıtay 20.
Hukuk Dairesi’nin 08.06.2016 Günlü E. 2016/4123, K. 2016/6463 Sayılı Hükmü)
“….. Iş sözleşmesinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli yargı mercii iş mahkemesidir. İş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak yasal süreçler, yasal aşama tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-c. Maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olmakla, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.” (Yargıtay 20.
Hukuk Dairesi’nin 23.10.2015 Günlü E. 2015/11988, K. 2015/10043 Sayılı Hükmü)
Lakin, 7036 sayılı İş Yargı Mercileri Kanunu (İMK) 25 Ekim 2017 günlü 30221 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İş Yargı Mercileri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 günlü ve 4857 sayılı İş Kanunu’na veya 11/1/2011 günlü ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen faaliyet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk itilaflarda görevli mahkemenin iş yargı mercileri olacağı belirtilmiştir.
Dolayısı ile İş Yargı Mercileri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra, faaliyet akdi sona erdikten sonraki dönem için kararlaştırılan rekabet yasağı anlaşmalarından kaynaklı itilaflarda hangi mahkemelerin görevli olacağı konusunda mahkemeler arasında görev uyuşmazlıkları ortaya çıkmaya başlamış ve bu vaziyet yargılamaların uzamasına neden olmuştur.
Öyle ki, faaliyet akdi sona erdikten sonraki dönem için kararlaştırılan rekabet yasağına ilişkin davaları gören Ticaret Yargı Mercileri, İş Yargı Mercileri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra, bu yasal süreçler hakkında görevsizlik hükmü vererek dosyaların İş Mahkemelerine gönderilmesine hüküm vermeye başlamışlardır.
Yine aynı şekilde dosyalar kendilerine görevsizlikle gelen İş Yargı Mercileri tarafından da görevsizlik hükmü verilerek, bu defa dosyaların “olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için” Bölge Adliye Mahkemeleri’ne gönderilmesi söz konusu olmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 22. Maddesinin 2. fıkrasına göre, “İki mahkemenin aynı yasal aşama hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri hükümler yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili yargı mercii, ilgisine göre Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtay’ca belirlenir.” olarak düzenlenmiştir.
Faaliyet akdinin sona ermesinden sonraki dönem için kararlaştırılan rekabet yasağından kaynaklı uyuşmazlıklarla ilgili Bölge Adliye Mahkemelerine gelen olumsuz görev uyuşmazlıklarında, bu defa Bölge Adliye Yargı Mercileri arasında görüş farklılıkları meydana gelmiş ve ortak bir kanaate ya da çözüme ulaşılamamıştır.
Bunun üzerine, 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.01.2021 günlü ve 2020/185 esas sayılı başvurusu ile, işçinin faaliyet akdinin feshinden sonraki dönemi kapsayan rekabet yasağı nedeniyle açılan cezai koşul istemine ilişkin davalarda Bölge Adliye Yargı Makamı 12.
Hukuk ve Bölge Adliye Yargı Makamı 14. Hukuk Dairelerinin Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, Bölge Adliye Yargı Makamı 13. Hukuk ve Bölge Adliye Yargı Makamı 43. Hukuk Dairelerinin ise İş Mahkemelerinin görevli olduğuna dair hükümler verdiğinden bahisle Daireler arasında görevli mahkemenin tespiti hususunda oluşan görüş farkının giderilmesinin talep edilmesi üzerine, Bölge Adliye Yargı Makamı Başkanlar Kurulu 29.01.2021 tarihinde toplanarak konuyla ilgili olarak verilen kesin hükümler nedeniyle görevli mahkemenin tespitine ilişkin oluşan ve saptanan çelişkinin giderilmesi bakımından Yargıtay’ın ilgili dairesinden hüküm alınması için başvuruda bulunulmasına hüküm verilmiştir.
Bölge Adliye Yargı Makamı Başkanlar Kurulu’nun yapmış olduğu bahse konu başvuruya istinaden de Yargıtay’ın 11.
Hukuk Dairesi tarafından 03.12.2021 günlü E.2021/1534, K.2021/6811 Sayılı Hüküm verilerek bahse konu görev uyuşmazlığı çözüme kavuşturulmuştur.
Buna göre Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yukarıda belirtilen hükmünde; İşçinin bizatihi faaliyet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan faaliyet ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğü, TBK’nın 396. Maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olduğu; TBK’nın 444. Maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdünün (rekabet yasağı) ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde olmadığı belirtilmiştir.
Nitekim, işçinin faaliyet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğü, TBK’nın 396. Maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlenmiş olup doğrudan kanundan kaynaklanan bir sorumluluk niteliğinde bulunmakla, bu yükümlülüğün, serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden yasal karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiği gözden kaçırılmamalıdır.
Ayrıca TBK’nın 444 vd. Maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7036 sayılı İş Yargı Mercileri Kanunu’nun md.5/1 fıkrası kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan itilaf olarak tanımlanmasının ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesinin yerinde bir yaklaşım olmadığı belirtilmiştir.
İlaveten, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bahse konu hükmüne ek olarak sunulan gerekçede de, TTK’nın 4/1-c bendinde TBK’nın 444-447 maddeleri açıkça zikredilmek suretiyle adeta nokta atışı yapılarak hiçbir tereddüte yer bırakmadan işin mutlak ticari yasal aşama mahiyetinde olduğunun vurgulandığı dile getirilmiştir.
Bu vaziyette TTK’daki hükmün, İş Yargı Mercileri Kanunu’ndaki düzenlemeye nazaran özel hüküm niteliği taşıdığı apaçık ortada olup rekabet yasağı kapsamındaki “ticari sır” kavramının, konusunda ihtisas sahibi mahkemelerce, mevcut piyasa koşulları çerçevesinde tartışılıp değerlendirilmesi gereken ticari bir kavram olduğundan, işin Ticaret Mahkemesinde görülmesinin, hakkaniyet ilkesine de uygun düşeceği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, faaliyet akdi sona erdikten sonraki dönemde TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevi, TTK’nın 4/1-c maddesi ve aynı Yasanın 5.
Maddesi uyarınca, Ticaret Mahkemelerine ait olacaktır.