Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:
ANAYASA MAHKEMESİ vasıtasıyla HÜKMÜN ÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI (HAGB) KURUMUNU DÜZENLEYEN CMK m. 231’İN İLGİLİ FIKRALARI,ANAYASAYA AYKIRI OLDUĞU GEREKÇESİYLE İPTAL EDİLDİ
01/08/2023 TARİHLİ Resmi Gazete ile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunu düzenleyen CMK m. 231’in ilgili fıkraları, Anayasa’nın 13., 17., 35., ve 36. Maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildi. İptal hükümleri ilgili Anayasa Yargı Makamı kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girecek.
Anayasa Mahkemesi’nin 2022/120 E. 2023/107 K.
Sayılı 01/06/2023 günlü hükmüne göre sanığın 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar için 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin ilgili fıkralarının:
- HAGB’ye karşı etkili bir yasa yolunun olmaması,
- Sanığa, HAGB’yi kabul edip etmediği mahkûmiyet yönünde bir yargı oluşmadan sorulması,
- HAGB ile müsadereye yer verilen hallerde itiraz yasa yolunun mülkiyet hakkını koruma bakımından yetersiz olması,
- HAGB’nin suç işlemeye yönelik caydırıcılığı ortadan kaldırdığı ve kamu otoritelerinin keyfi eylemlerini engellemediği, özellikle işkence ve kötü muamele iddiaları bağlamında cezasızlığa yol açtığı gerekçeleriyle iptaline hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesi’ne 2. Asliye Ceza Yargı Makamı vasıtasıyla yapılan başvuru hükmünde özetle“5271 sayılı Kanun’un 231. Maddesinin (5), (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13), ve (14) numaralı fıkralarının Anayasa’nın 17. Maddesine aykırı olduğu”Ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin çeşitli bireysel başvuru kararlarında HAGB kurumunun cezasızlıkla bağlantılı olarak yaşam hakkı ile işkence ve kötü muamele yasağıyla ilgili sorunlara neden olduğu, bunların yanı sıra başta ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğe müdahale teşkil ettiğini, kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermediğini ve hak ihlallerine neden olduğunu tespit ettiği, anılan kurumun Anayasa’ya aykırı yönlerine birçok kez dikkat çektiğini belirtmiştir.
Anayasa Yargı Makamı Sanığa, HAGB’yi kabul edip etmediği mahkumiyet yönünde bir yargı oluşmadan sorulması sebebiyle verdiği iptal kararının gerekçesinde“sanıktan henüz hüküm kurulmadan HAGB hükmü verilmesini isteyip istemediğine yönelik iradesini ortaya koymasını istemenin kendisini güvenceye almak isteyen sanığın henüz deliller ortaya konulup tartışılmadan bir tür ihtimal hesabına girişmesine ve bilinmezlik içinde iradesini açıklamasına neden olabileceği, bu durumun da sanıkların temel hak ve özgürlükleriyle ilgili konularda henüz duruşmanın başında haksız bir baskı oluşturabileceği ifade edilmiştir.
Anılan kararda tespit edildiği üzere, henüz verilmemiş ve sanığa bildirilmemiş bir hükmün açıklanmasının ertelenmesini isteyip istemediği sorulan sanık yargılamaya konu olayla ilgili tüm şüphelerin ortadan kaldırılmadığı bir aşamada, kendi yargılama sonucunu tahmin edip henüz aydınlatılmamış bir iradeyle beyanda bulunmak zorunda bırakılmaktadır.
HAGB uygulanmasını yargılamanın henüz başında kabul eden sanıklar hakkında yargılamanın sonraki aşamalarında adil yargılanma hakkı güvencelerinin ilk derece mahkemesince sağlanıp sağlanmadığının denetimi ise istinaf yasa yolunda yapılmamakta ve bu vaziyet hak ihlallerine yol açabilmektedir”Değerlendirmesine yer vermiştir.
Anayasa Yargı Makamı HAGB’ye karşı ekili bir yasa yolunun olmaması sebebiyle verdiği iptal kararının gerekçesinde“Anayasa Mahkemesi’nin anılan kararındaki tespitler gözetildiğinde yargı mercii hükmünün kurulmasından önceki bir aşamada açıklanan belirli bir yasa yolundan feragat iradesinin anayasal geçerlilik koşulunu sağlamadığı anlaşılmaktadır. Bu vaziyette sanığın geçerli bir feragat iradesine dayanmaksızın karara karşı istinaf yasa yoluna başvuru imkanından mahrum bırakılmasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkı ile yargı merciine erişim hakkını sınırlandırdığı sonucuna ulaşılmıştır. …
Bu itibarla sanığa HAGB’yi kabul edip etmediğine yönelik sorunun mahkûmiyet hükmünün ardından sorulmasına yönelik bir usule ilişkin güvencenin bulunmaması nedeniyle kuralın kanunilik şartını sağlamadığı, ayrıca sanığa aşırı bir külfet yüklediği ve ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. “Değerlendirmesine yer vermiştir.
Anayasa Yargı Makamı HAGB ile müsadereye yer verilen hallerde itiraz yasa yolunun mülkiyet hakkını koruma bakımından yetersiz olması sebebiyle verdiği iptal kararının gerekçesinde“Mülkiyet hakkına müsadere yoluyla yapılan sınırlamanın keyfi veya hukuka aykırı olup olmadığının ileri sürülebileceği bir yol olarak öngörülen istinaf yasa yoluna başvuru imkânının askıya alınarak HAGB hükmü ile birlikte müsadere kararının infazına yol açabilecek şekilde infaz zamanında belirsizliğin olduğu ve yeterli güvencelerin sağlanmadığı dikkate alındığında kuralın maliklere aşırı bir külfet getireceği değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla kural uyarınca müsadere yoluyla mülkiyet hakkına yapılan sınırlamanın -kuralın da yer aldığı fıkradaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında bir yasal sonuç doğurmamasını ifade ettiği biçimindeki düzenleme de göz önünde bulundurulduğunda- kamu yararı ile kişilerin mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi bozduğu ve ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır”Değerlendirmesine yer vermiştir.
Anayasa Yargı Makamı HAGB’nin suç işlemeye yönelik caydırıcılığı ortadan kaldırdığı ve kamu otoritelerinin keyfi eylemlerini engellemediği, özellikle işkence ve kötü muamele iddiaları bağlamında cezasızlığa yol açtığı gerekçeleriyle verdiği iptal kararının gerekçesinde“İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık olması ya da hiç ceza verilmemesi hâlinde bu tür eylemlerin önlenmesini sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmakta, kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin idari ve yasal mevzuat aracılığıyla korunması hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilmemesi sonucu doğmaktadır….
Dolayısıyla kişi hakkında verilen HAGB hükmü, ceza niteliğinde olmayıp kişiyi ceza tehdidi altında bırakmaktan ibarettir. HAGB kurumunun uygulanmasının, sanığın infaz edilebilir bir ceza almaması sonucunu doğurduğu ve bu kurumun uygulanmasında mağdurun muvafakati ya da mağdur açısından manevi bir telafinin sağlanmasının da aranmadığı dikkate alarak anılan geri bırakma kararının mağdur açısından yeterli ve etkili bir giderim sağlamadığını değerlendirmiştir.”Değerlendirmesine yer vermiştir.
Anayasa Yargı Makamı iptal kararının yürürlüğe gireceği gün sorunu hakkındaki yaptığı değerlendirmede“5271 sayılı Kanun’un 231. Maddesinin (5), (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13), ve (14) fıkralarının iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153.
Maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. Maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür”Ifadelerine yer vermiştir.
Sonuç olarak Anayasa Yargı Makamı vasıtasıyla verilen bu kararla CMK m.231’in hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunu düzenleyen ilgili fıkraları iptal edilmiştir. Bu fıkraların iptal edilmesi hukuksal boşluk yaratacağından bahsi geçen iptal hükümleri kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girecek, yürürlüğe gireceği tarihten önceki ceza yargılamalarına etkisi olmayacaktır.
Ceza yargılamasında önemli yer tutan HAGB kurumu yerine ikame edilecek herhangi bir düzenlemenin olup olmayacağı şu aşamada belirli olmayıp aşama içerisinde netlik kazanacaktır. HAGB kurumunun sanık için lehe mi yoksa aleyhine mi olduğu hususu sık sık tartışma konusu olsa da verilen iptal hükmü ile HAGB kurumunun kaldırılmasının ceza yargılamasına olan etkisi önemli ölçüde olacaktır.
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.