Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.
ESAS NO: 2021/4-955HÜKÜM NO: 2022/1119T Ü R K M I L L E T I A D I N AY A R G I T A Y I L A M IINCELENEN KARARINYARGI MAKAMI: 1. Asliye Hukuk Yargı Makamı TARIHI: 30/01/2020NUMARASI: 2019/339-2020/32DAVACI: Erdinç Satulu avukati DAVALI: Giray Rerüg avukati 1. Taraflar arasındaki “manevi ödenek” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kahramanmaras1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne iliskin hüküm davalı avukati vasıtasıyla temyizedilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmus, mahkemece Özel Daire bozma hükmüne karsı direnilmistir.2. Direnme hükmü davalı avukati vasıtasıyla temyiz edilmistir.3. Hukuk Genel Kurulunun usule iliskin bozma kararından sonra mahkemece verilen hüküm davalı avukativasıtasıyla temyiz edilmistir.4.
Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra geregi görüsüldü:
I. YARGILAMASÜRECIDavacı Istemi:5. Davacı avukati yasal aşama dilekçesinde; müvekkilinin yasal aşama dısı esi ile 1. Aile Mahkemesinin2012/629 E.,2012/1041 K.
Sayılı 15.02.2013 tarihinde kesinlesen hükmü ile bosandıklarını, bosanmahükmünde esinin müvekkilini davalı ile aldattıgının belirtildigini, davalının müvekkilinin esi ile gayri resmîbir hayat sürerek hatta evine girerek çocuklarının gözü önünde aldatma eylemini gerçeklestirdigini, evliligisona eren müvekkilinin bu olayın etkisinden kurtulamadıgını, davalının üç yıldan beri yasal aşama dısı es ilearalıksız bu iliskiyi devam ettirdigini, evlilik birligi dısındaki birlikteligin müvekkilinin sosyal ve kisilikdegerlerine saldırı niteliginde oldugunu, davalının bilerek ve isteyerek duygusal ve cinsel iliskiye girmeksuretiyle yasal aşama dısı esin eylemine katıldıgından manevi olarak ugranılan her türlü zarardan sorumluoldugunu ileri sürerek 10.000TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükümverilmesini talep etmistir. Davalı Cevabı:6. Davalı davaya cevap vermemis; ancak davalı avukati yargılama sürecindeki beyanlarında davanın reddigerektigini savunmustur. Yargı Mercii Hükmü:7. 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.2014 günlü ve 2013/597 E., 2014/347 K. Sayılıhükmü ile; davacı ile esi arasında görülen bosanma davasında tanıkların beyanları ve toplanan deliller iledavalının davacının esi ile evli oldugu sırada iliskisinin oldugu anlasılarak yasanan aldatma eylemininbosanmaya yol açma verdiginin kabul edildigi, bu durumun davacının kisilik haklarına ve manevidegerlerine saldırı teskil ettigi gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000TL manevi tazminatın davalıdantahsiline hüküm verilmistir. Özel Daire Bozma Hükmü:8. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karsı süresi içinde davalıavukati temyiz isteminde bulunmustur.9.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 12.10.2015 günlü ve 2014/13886 E., 2015/11178 K. Sayılı hükmü ile;“…Somut olaya gelince, davalının ve yasal aşama dısı esin davacıya yönelik ve bütün olarak aldatmamahiyetindeki davranıslarının manevi ödeneği gerektirip gerektirmeyeceginin tartısılması gereklidir. Yukarıda incelenen yasa maddeleri uyarınca, davacının yasal aşama dısı esinin TMK’nın evlenmeyle eseyükledigi ödevler arasında bulunan sadakat yükümlülügünü ihlali nedeniyle, Kanun’un 185.
Ve 174. maddeleri uyarınca bosanma sebebi ve istek halinde manevi ödeneği gerektirir nitelikte oldugukuskusuzdur. TMK’daki düzenleme, yasal aşama dısı esin evlenme ile kurulan aile birliginin tarafı olması sıfatından kaynaklanmaktadır. Zira yasal aşama dısı es kendi iradesi ile bu birligin tarafı olmayı kabul etmis veyasanın kendisine tanıdıgı hak ve yükümlülükler altına girmistir. Davalının eyleminin manevi ödeneği gerektirip gerektirmeyecegine gelince, davalının dogrudandavacının bedensel veya ruhsal bütünlügüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulundugundan söz edilemez.
Söz konusu Kanunda yükümlülügünü ihlal eden esin eylemini birlikte gerçeklestirdigi kisiler yönündenherhangi bir düzenleme getirilmemistir. Yasal Aşama konusu eylemin gerçeklestigi tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın müteselsilsorumluluga iliskin hükümlerinin de uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu Kanun’un 50. maddesinde haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluguna gidilebilecekler gösterilmistir. Yukarıdaaçıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz.
Yine Yasa hükmünün aradıgı anlamda istirak hali de söz konusu olamaz. Zira istiraken islenebilir bir eyleminvarlıgının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da islenebilir olması gerekir. Ayrıcahaksız fiil sorumlulugunu, genis ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülügünü ihlal etmeye istirakçerçevesinde degerlendirmek, bu sorumlulugu belirsiz hale getirecektir. Açıklanan nedenlerle, BK.49 (TBK.58) maddesine göre, davalının eylemi, davacının kisilik degerlerinesaldırı olusturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez.
Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının manevi ödenek isteminin tümden reddine hüküm verilmesi gerekirken, yerinde olmayangerekçeyle, yazılı biçimde hüküm verilmis olması usul ve yasaya uygun düsmediginden kararın bozulmasıgerekmistir….” gerekçesiyle bozma nedenine göre sair yönler incelenmeksizin hükmün oy çoklugu ilebozulmasına hüküm verilmistir. Direnme Hükmü:10. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.01.2017 günlü ve 2016/283 E., 2017/48 K. Sayılıhükmü ile; önceki hüküm gerekçesinin yanında, aldatma olayında iki eylem ve iki eylemci bulundugu, ilkeylemin aldatan esin sadakat yükümlülügüne aykırı eylemi, ikinci eylemin ise davalının isbirligi yaptıgıaldatan esin gerçekte sadakatle yükümlü ve o esle cinsel beraberlik yasama hakkına sahip olan, bu hakkınahlâki ve yasal tek sahibi olan yasal esin (davacının) yerine geçerek aldatan ese tatmin duygusu vererekyasal esin esini baskasıyla paylasmama hakkını ihlâl etmek oldugu, bu ihlâlin yasal es olan davacının ailedegerlerine davalı vasıtasıyla gerçeklestirilen yogun bir saldırı olusturdugu, buna göre aldatan esineyleminde sadece aldatan esi sorumlu tutmanın ve davalıyı sorumlu tutmamanın hukuksal olarak ve ahlâkiolarak son derece yanlıs olacagı, davalının evli oldugunu bilerek davacının esiyle gayri resmî iliskiyegirerek yasalar ile örf ve adet hukuku vasıtasıyla korunmayan haksız bir davranıs içine girdigi, davalının budavranıslarının haksız eylem niteliginde oldugu, yasal aşama dısı esin evli oldugunu bilerek iliskiye girendavalının evlilik birliginin gerektirdigi sadakat yükümü bulunan esin sadakatsizlik eylemine katıldıgındanher ikisinin de bu haksız eylemlerinden birlikte ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle direnmehükmü verilmistir.11. 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karsı süresi içinde davalıavukatinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2019 günlü ve 2019/4-205 E., 2019/439 K. Sayılı hükmü ile; bozulan ilk hüküm ile direnme hükmü arasında farklılıkbulundugundan yerel mahkemece usule uygun direnme hükmü kurulması için, isin esasına yönelik temyizitirazları incelenmeksizin hüküm usulden bozulmustur.12. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.01.2020 günlü ve 2019/339 E., 2020/32 K. Sayılıhükmü ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun usul bozması dogrultusunda 5237 sayılı Türk Ceza Yasasında zina eylemi suç sayılmamıs olsa da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile zina/aldatmaeyleminin mutlak bir bosanma sebebi olarak sayıldıgı, bu tür eylemlerin yasal düzenlemelerle suçolmaktan çıkarılmıs olmasının ahlâka aykırılıgını ve haksızlıgını ortadan kaldırmadıgı, davacının esininevli olmasına ragmen bir baskası ile cinsel ve duygusal iliskiye girmesinin evlilik sözlesmesi ilebaglandıgı, sadakat borcu altına girdigi esine karsı haksız eylem niteliginde oldugu, davalının da evlioldugunu bilerek davacının esiyle gayri resmî iliskiye girerek gerek yasalarca, gerek örf ve adet hukukuncakorunmayan haksız bir davranıs içine girmek suretiyle yasal aşama dısı aldatan esin sadakatsizlik eyleminekatıldıgı, her ikisinin de bu haksız eylemlerinden birlikte ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyledirenme hükmü verilmistir.
Direnme Kararının Temyizi:13. Direnme hükmü süresi içinde davalı avukati vasıtasıyla temyiz edilmistir.
II. UYUSMAZLIK14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyusmazlık; evlilik birligi devam ederken, davacının esi ile evli oldugunu bilerek birlikte olan davalının bu eylemi nedeniyle davacının maneviödenek isteminde bulunup bulunamayacagı noktasında toplanmaktadır.
III.
GEREKÇE
15. Direnme kararının verilmesinden sonra temyiz incelemesi asamasında Yargıtay Içtihatları Birlestirme Büyük Genel Kurulunca verilen 06.07.2018 günlü ve 2017/5 E., 2018/7 K. Sayılı içtihadı birlestirme hükmüile "Evlilik birligi devam ederken eslerden biri ile evli oldugunu bilerek birlikte olan üçüncü kisiye karsıdiger esin manevi ödenek isteminde bulunamayacagına" hüküm verilmistir.16. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüsmede, anılan içtihadı birlestirme kararının eldekiuyusmazlıga etkisi tartısılıp degerlendirilmistir.17. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun “Içtihadların birlestirilmesini istemek yetkisi ve baglayıcılıgı”baslıklı 45.
Maddesinde;“Içtihadların birlestirilmesini Birinci Baskan, dogrudan dogruya veya Yargıtay dairelerinin veya genelkurulların verdikleri hüküm sonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet Bassavcısının bizzat yazı ile basvurmasıhâlinde, ilgili kuruldan ister. Bu istemlerin gerekçeli olması mecburidir. Diger merci veya kisilerin gerekçe göstererek yazılı basvurmaları hâlinde, içtihadı birlestirme yolunagitmenin gerekip gerekmedigine Birinci Baskanlık Kurulu hüküm verir. Bu hüküm kesindir.
Içtihadı birlestirme kararlarının degistirilmesi veya kaldırılmasının istenmesi de yukarıdaki usule baglıdır. Içtihadı birlestirme görüsmeleri, alınmıs olan ilke kararları çerçevesinde yürütülür ve kararları yazılır. Içtihadı birlestirme kararları benzer yasal konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliyemahkemelerini baglar. Içtihadı birlestirme kararlarının niteligini açıkça belirten özeti, kararın verilmesini izleyen en kısa zamanda Adalet Bakanlıgına bildirilir.
Adalet Bakanlıgı bütün adliye mahkemelerine ve Cumhuriyet savcılıklarınabu kararları gecikmeksizin duyurur. Içtihadı Birlestirme Kurulları, genel kurulların veya dairelerin kararlarındaki gerekçe ve görüslerle baglıolmaksızın sorunu baska bir görüsle karara baglayabilirler.”Hükmü yer almaktadır.18. Anılan yasal düzenleme geregince, içtihadı birlestirme kararlarının benzer hukukî konularda Yargıtaygenel kurulları, daireleri ve adliye yargı mercileri için gerekçeleri ile açıklayıcı, sonucu ile baglayıcıoldugunda kusku bulunmamaktadır.19. Tüm bu açıklamalar, yasal düzenlemeler ve 06.07.2018 günlü ve 2017/5 E., 2018/7 K.
Sayılı içtihadıbirlestirme hükmü ısıgında somut olay incelendiginde; davacının yasal aşama dısı esi ile evli oldugunu bilerekbirlikte olan davalının bu eyleminin, davacının kisilik haklarına saldırı niteliginde bulundugu iddiasıylamanevi ödenek talep edildigi anlasılmaktadır.20. Davacının yasal aşama dilekçesinde manevi ödenek istemine dayanak olarak gösterdigi maddi olgular; evlilik birliginin devamı sırasında davacının yasal aşama dısı esi vasıtasıyla sadakat yükümlülügünün ihlâliniteligindeki eylemini birlikte gerçeklestirdigi kisi olan ve evlilik birliginin tarafı olmaması nedeniyleüçüncü kisi konumunda bulunan davalının salt evli bir kisiyle birlikte olmak seklindeki eylemineiliskindir. Davalının, yasal aşama dısı es ile evli oldugunu bilerek birlikte olmaktan ibaret oldugu anlasılaneyleminden baska dogrudan dogruya davacıya yönelik olarak bagımsız, özel ve nitelikli bir kisilik hakkıihlâlinde bulunduguna dair bir iddia da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle eldeki davanın konusu itibariyle06.07.2018 günlü ve 2017/5 E., 2018/7 K.
Sayılı Yargıtay içtihadı birlestirme hükmü kapsamındadegerlendirilmesi gereklidir.21. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 45/5 maddesi geregincebaglayıcı olan söz konusu içtihadı birlestirme hükmü ile "Evlilik birligi devam ederken eslerden biri ile evlioldugunu bilerek birlikte olan üçüncü kisiye karsı diger esin manevi ödenek istemindebulunamayacagına" hüküm verilmis olmakla davacı vasıtasıyla üçüncü kisi konumundaki davalı aleyhineaçılan manevi ödenek davasında mahkemece verilen direnme kararının yukarıda açıklanan bu degisikgerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmistir.
IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalı avukatinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan degisik gerekçe venedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. Maddesine göre uygulanmaktaolan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.
Maddesi geregince BOZULMASINA, Istek hâlinde temyiz pesin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440/III-1. Maddesi geregince hüküm düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.09.2022tarihinde oy birligi ile kesin olarak hüküm verildi.
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.