Hukuk sistemimizde her yasal sürecin kendine has usul kuralları ve süreleri bulunmaktadır. Bu yazımızda konuya dair en çok merak edilen noktaları ele alacağız.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 187. Maddesi "Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir" hükmünü ihtiva etmektedir.

Ancak gerek Anayasa Yargı Makamı gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gerekse Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; evli kadının evlilik birliği içerisinde yalnızca bekarlık soyadını kullanabileceği yönünde kararlara imza atmışlardır. Uygulamada, yalnızca bekarlık soyadını kullanmak isteyen kadının, evlilik soyadının iptali ve bekarlık soyadının kullanmasına izin verilmesi talebiyle bir yasal aşama açması ve davayı eşine ve nüfus müdürlüğüne yöneltmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2011/8917 E., 2012/23632 K.

Ve 04.10.2012 günlü hükmünde;


"…Davacı, evlenmekle yasa gereği kocasının soyadını almıştır. Kocasının soyadı önünde evlenmeden önceki soyadını da kullanmaktadır. Mahkemece; davacının evlenmekle aldığı kocasının soyadının iptaline, kızlık soyadını kullanmasına izin verilmesine hüküm verilmiş, hükmü nüfus idaresi temyiz etmiştir. Verilen hüküm, evlenen kadının soyadı ile ilgili olduğuna göre, işin aile mahkemelerinin görevine girdiği kabul edilmiş ve hüküm aile kütüklerinde değişiklik sonucu hasıl edeceğinden nüfus idaresinin hükmü temyiz yetkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır (5490 s.

NHK md. 37).Taraf teşkili kamu düzenine ilişkindir. Davacı kadının sadece kendi kızlık soyadını kullanma isteğine ilişkin bu yasal aşama kocanın hukukunu da etkilemektedir. Açıklanan sebeplerle davacıya kocasını davaya dahil etmesi için önel verilmesi, bildirmesi halinde delillerinin toplanmasından sonra hasıl olacak sonuca göre hüküm verilmesi gerekirken, eksik hasımla davaya devamla yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir."

Şeklinde hüküm kurulmuştur. Açılacak olan davada, adının bu talebini haklı bir nedene dayandırması gerekip gerekmediği hususu da tartışmaya konu olmuştur.

Bu konuya ilişkin farklı içtihatlar bahsi geçendur. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/2-889 E., 2015/2011 K. Nolu ve 30.09.2015 günlü hükmünde;


"…Somut olaya gelince: sebep önemli olmaksızın davacı evlilik birliği içinde sadece kızlık soyismini kullanmak istemektedir. Kızlık soyisminin kullanmak istemek için haklı bir gerekçenin bulunmasına ihtiyaç bulunmamaktadır.

Bu hak AİHS 8 ve Anayasanın 17. Maddeleri kapsamında bir insan hakkıdır ve cinsiyete dayalı olarak bir ayrıma tabi tutulmaksızın erkek ve kadın arasında eşit şekilde uygulanmalıdır. Aksi vaziyet AİHS’nin 14. Maddesine aykırılık teşkil edecektir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel yargı mercii hükmü usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır."şeklinde hüküm verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, haklı bir nedene dayanmaksızın, yalnızca usulüne uygun bir talebin varlığı halinde, evli kadının evlilik soyadının iptali ile bekarlık soyadını kullanmasının mümkün olduğu görüşündedir.

Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.