Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:
YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ, E. 2024/3491 K. 2025/2728 T. 12.05.2025
MAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 13. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2821 E., 2024/1949 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Yargı Makamı SAYISI: 2021/566 E., 2022/267 K. Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü davacılar avukati vasıtasıyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten ve Tetkik Hâkimi vasıtasıyla hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. YASALAŞAMA Davacılar avukati; davalı doktorun yetersiz ve eksik bilgilendirmesi sebebi ile davacı...'nın prematüre bir doğum gerçekleştirdiğini, olayda doktorun kusuru ve sorumluluğunun olduğunu, erken doğumun 24.
Haftada aynı hastanede çalışan Dr.... Vasıtasıyla tanzim edilen rapor ile tespit edildiğini, davalı doktorun ambulansla sevki gerçekleştirmediğini, erken doğumda 12 saatte bir yapılması gereken iğnenin yapılmadığını, kendi imkanları ile müvekkillerinin Araştırma Hastanesinde yaptırdıkları muayenede aynı gün müşterek çocuğun 850 gr olarak doğduğunu ve müvekkillerinin yoğun bakımda 111 gün geçirdiklerini, müşterek çocuğun iki yaşına gelmesine rağmen halen oturamadığını belirterek her bir müvekkili için 25.000,00 TL manevi ödenek ve her bir müvekkili için fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 500,00 TL maddi ödenek bedelinin 11.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAPDavalı avukati; gebeliğin 7. Haftasında düşük tehdidinin müvekkili vasıtasıyla tespit edilerek aileye bilgi verildiğini ve tedavisine başlandığını, gebeliğin 24.
Haftasına kadar tedaviye devam edildiğini, bu tarihe kadar yapılan muayenelerde anne veya bebeğe ait başka hiçbir tıbbi sorun tespit edilmediğini, prematüre doğumun her gebelikte öngörülüp engellemesinin mümkün olmadığını, kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLKDERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.08.2019 günlü kararıyla; bilirkişi raporları doğrultusunda hekimin kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar avukati vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2021 günlü kararıyla; davacıların 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k maddesinde düzenlenen tüketici konumunda olmasına göre uyuşmazlığın çözümünün Tüketici Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle İlk Derece Yargı Makamı kararının kaldırılmasına, Tüketici Yargı Makamı sıfatıyla yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine hüküm verilmiştir. Dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; meydana gelen zarar ile davacı...'un ambulans ile sevk edilmemesi arasında uygun illiyet bağının kurulamadığı, organizasyon kusurunun bulunmadığı ve davalı doktorun uygun tedaviyi uyguladığı gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar avukati istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanının konuluş tarihine göre prematüre doğumun engellenemeyeceği, davacının aktif doğum eylemi başladığı halde hastanede 24 haftalık prematüre bebek için uygun bakım ortamı olmaması nedeni ile davalı doktor vasıtasıyla uygun sevk işleminin yapılıp yapılmamasının sonuca etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davacılar avukatinin istinaf başvurusunun esastan reddine hüküm verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar avukati temyiz isteminde bulunmuştur.
V.
TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Davacılar avukati; davalı doktor vasıtasıyla hastanın aktif doğum süreci başlamış olmasına rağmen davacının sevk edilmediğini ve evine gönderildiğini, bu hususun adli tıp raporu ile de sabit olduğunu, müvekkilinden bu yönde bir imza, rıza dahi alınmadığını, bu hususun davalı ve hastanenin kusurlu olduğunu gösterdiğini, hastanın erken doğum ihtimali olduğu durumlarda 12 saatte bir vurulması gereken iğnenin müvekkili anneye vurulmadığını, bu iğne tedavisinin doğacak bebek için hayati önem taşıdığını ve doğum doktorunun sorumluluğunda olan bir vaziyet olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Itilaf, hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi ödenek istemine ilişkindir.
Vekâlet sözleşmesi, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 386 ve devamı maddelerinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devamı) düzenlenmiştir. Avukat, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md) (TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Avukat, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm koşulları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören avukatden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir.
Gereken özen görevini göstermeyen avukat, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. (Dairenin 07.12.2022 günlü ve 2022/5767 E., 2022/9263 K. Sayılı hükmü, 26.01.2022 günlü ve 2021/5385 E., 2022/462 K. Sayılı hükmü, 23.06.2020 günlü ve 2020/1255 E., 2020/5068 K.
Sayılı hükmü) Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacıların erken doğumlarda 12 saate bir yapılması gereken kortizon iğnenin yapılmadığı, bu durumun küçüğün engel durumuna neden olduğu iddiasının incelenmediği, ayrıca davacı annenin ambulansla sevk edilip edilmediği, sevk edilmemesinin sonucun meydana gelmesine etkili olup olmadığı, davacılar avukatinin bu yönde yaptıkları itirazların değerlendirilmediği görülmüştür. Mahkemece anılan rapor doğrultusunda davanın reddine hüküm verilmiş ise de alınan bilirkişi raporlarının davacıların itirazlarını karşılar nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece, davacıların bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazları, davacıların tüm iddialarını da değerlendirilip özellikle erken doğumlarda 12 saate bir yapılması gereken kortizon iğnenin yapılıp yapılmadığı, bu durumun küçüğün engel durumuna neden olup olmadığı, davacı annenin ambulansla sevk edilip edilmediği, sevk edilmemesinin sonucun meydana gelmesine etkili olup olmadığı, hekime kusur atfedilip edilmeyeceği tartışılmak üzere üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan nedenlerini açıklayıcı, taraf, Yargı Mercii ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. O halde Bölge Adliye Yargı Makamı kararının kaldırılarak İlk Derece Yargı Makamı kararının bozulması gerekmiştir.
VI.
HÜKÜM
1. Temyiz olunan, İlk Derece Yargı Makamı hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Yargı Makamı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Yargı Makamı kararının BOZULMASINA, Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle hüküm verildi.
Hukuk Büromuz Bürosu, Avukatlık Bürosu, Mecidiyeköy Avukatlık Bürosu,,
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.