Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.
3. Hukuk Dairesi 2019/1124 E., 2020/557 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: ANADOLU 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasında verilen hüküm hakkında bölge adliye yargı makamı vasıtasıyla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı avukati vasıtasıyla temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı...
Ile araç takas sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile kendisine ait olan mercedes marka aracı ipotekli olarak, davalı...'e ait mercedes ve range marka iki araçla takas yaparak davalı...'e devrettiğini, sözleşmeye göre 14.07.2014 tarihinde takas edilen iki aracın devrinin adına yapılacağı kararlaştırıldığı halde edimlerin yerine getirilmemesi üzerine taraflar arasında yeniden sözleşme imzalandığını, buna göre bir araç için 125.000 Euro, diğer araç için 80.000 Euro ödediğini, ancak araçların yine devredilmediğini beyan ederek; takas edilen yasal aşama konusu iki aracın adına kayıt ve tesciline, tescili mümkün değil ise fazlaya ilişkin talep ve yasal aşama hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'nin işleyecek reeskont faizi ve cezai şartıyla birlikte iadesine ve sözleşmeden doğan zararın davalılardan tahsiline hüküm verilmesini talep ve yasal aşama etmiştir.
Davalılar; derdestlik itirazında bulunduklarını ayrıca davanın esastan reddine hüküm verilmesini istemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince; iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle, 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2014/492 Esas sayılı davanın derdest olduğu gerekçesiyle, davanın yasal aşama koşulu yokluğundan usulden reddine hüküm verilmiş; hüküm, davacı avukati vasıtasıyla istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine hüküm verilmiş; hüküm, davacı avukati vasıtasıyla temyiz edilmiştir.
Davanın açılmamış sayılması hükmü, temyizi kabil bir hüküm ise de, derdestlik yönünden kararın (temyiz edilmeyerek veya temyiz aşamasından geçerek) kesinleşmesini aramaya gerek yoktur. Davanın açılmamış sayılmasını gerektiren şartların doğumu ile yasal aşama, başkaca bir işleme bağlı olmadan doğrudan doğruya (kendiliğinden) ortadan kalkar ve derdest olmaktan çıkar
Somut olayda; davacı vasıtasıyla, daha önce 15.08.2014 tarihinde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/492 Esas sayılı dosyasında, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı yasal aşama sebebine dayanarak davanın açıldığı, eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle 01.10.2014 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına hüküm verildiği, hükmün Yargıtayca düzeltilerek onanmasına hüküm verilerek 01.12.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Derdestlik, bir (olumsuz) yasal aşama şartıdır (HMK.
M. 114/1-ı). Dolayısıyla, bir yasal aşama koşulu noksan olmasına rağmen esasa girilmiş ve yasal aşama sırasında o yasal aşama koşulu noksanlığı ortadan kalkmış ise, hüküm anında bütün yasal aşama koşulları tamam olduğundan, davanın esası hakkında hüküm verilmelidir. Diğer bir anlatımla; yasal aşama, bir yasal aşama şartının başlangıçta noksan olduğu gerekçesiyle usulden reddedilemez. Bu nedenle, davanın açıldığı tarihte derdestlik halinin var olduğu kabul edilse dahi, bu durumun yargılama sırasında (önceki davada verilen hükmün temyiz edilerek kesinleştiği 01.12.2015 tarihinde) ortadan kalktığı, eş söyleyişle mahkemece hükmün verildiği 16.10.2018 tarihinde yasal aşama şartlarının tamam olduğu, dolayısıyla hüküm anında var olmayan derdestlik hali nedeniyle davanın usulden reddine hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece; davanın esasının incelenerek sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken yazılı ve yanılgılı gerekçeler ile yasal aşama koşulu yokluğundan davanın reddine hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nun 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Yargı Makamı kararının KALDIRILMASINA, aynı Yasanın 371. maddesi uyarınca İlk Derece Yargı Makamı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23/01/2020 tarihinde oy birliği ile hüküm verildi.
Yasal haklarınızın korunması ve davaların lehinize sonuçlanması için sürecin en başından itibaren profesyonel avukatlık ve danışmanlık almanız yasal menfaatlerinizi koruyacaktır.