Soylu Ocak 2, 2026 Aile Hukuku

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası

Son Güncellenme Tarihi: Ocak 2, 2026

Çocukla kişisel ilişki kurulması yasal süreci, velayeti kendisine verilmeyen anne veya babanın ya da Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen şartların varlığı hâlinde üçüncü kişilerin, çocukla düzenli, sürekli ve sağlıklı bir ilişki kurulmasını sağlamak amacıyla açtığı bir aile hukuku davasıdır. Bu yasal aşama, esas olarak Türk Medeni Kanunu’nun 323, 324, 325 ve 326. Maddelerine dayanır.

TMK m. 323:Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.

TMK m. 324:Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.

Kişisel ilişki, çocuğun huzuru tehlikeye girdiği veya ana ve babanın bu yükümlülüklerini ağır biçimde ihlâl ettiği ya da çocuğa yeterli ilgi göstermediği hâllerde kaldırılabilir veya uygun şekilde sınırlandırılabilir.

TMK m. 325:Olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygunsa, hâkim, ana ve baba dışında üçüncü kişilerle de kişisel ilişki kurulmasına hüküm verebilir.

TMK m. 326:Kişisel ilişkiye ilişkin davalarda yetkili yargı mercii, çocuğun yerleşim yeri mahkemesidir. Boşanma veya evliliğin korunmasına ilişkin davalarda görevli yargı mercii, kişisel ilişkiye ilişkin kararları da verir.

Kişisel ilişki kurulması yasal süreci yalnızca çocuğun kim tarafından, ne zaman ve ne kadar süreyle görüleceğini belirleyen teknik bir yasal aşama değildir.

Bu yasal aşama, çocuğun duygusal güvenliğini, ebeveynleriyle bağını, psikolojik gelişimini ve sosyal bütünlüğünü doğrudan etkileyen, son derece hassas bir yargılama alanıdır. Bu nedenle yargı mercii, tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın, her somut olayda çocuğun üstün yararını esas alarak hüküm verir.

Kişisel ilişki kurulması davasında yargı mercii; kişisel ilişkinin kurulup kurulmayacağına, kurulacaksa kapsamına, sıklığına, süresine, teslim ve iade koşullarına, iletişim biçimlerine ve gerektiğinde bu ilişkinin sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına hüküm verebilir.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Kavramı ve Yasal Niteliği

Çocukla kişisel ilişki kurulması, çocuk ile anne, baba veya belirli hâllerde üçüncü kişiler arasında manevi, duygusal ve sosyal bağın korunmasını ve geliştirilmesini amaçlayan bir haktır. Bu hak, yalnızca ebeveynlerin kişisel menfaatlerinden ibaret olmayıp, esasen çocuğun sağlıklı gelişimi için mecburi olan aile bağlarının sürdürülmesini hedefler.

Kişisel ilişki kurma hakkı, velayet hakkından bağımsız bir haktır. Velayetin kaldırılması veya velayetin bir ebeveyne verilmesi, diğer ebeveynin kişisel ilişki kurma hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bu yönüyle kişisel ilişki hakkı, kişilik hakkının bir uzantısı olarak kabul edilir.

Türk Medeni Kanunu, kişisel ilişkinin nasıl kurulacağına dair katı ve değişmez kurallar koymamıştır. Bunun yerine “uygun kişisel ilişki” kavramını benimsemiş ve hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Bu yaklaşım, çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, eğitim hayatı, sağlık durumu ve tarafların yaşam koşullarına göre esnek düzenlemeler yapılmasına imkân tanır.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasını Kimler Açabilir?

Anne ve Baba

Anne ve babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, soybağına dayanan ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir kişilik hakkıdır. Bu hak devredilemez, miras yoluyla geçmez ve feragat edilemez.

Boşanma protokolünde veya taraflar arasında yapılan herhangi bir anlaşmada anne ya da babanın bu haktan vazgeçtiğine dair hükümler kesin hükümsüzdür.

Velayeti kendisine verilmeyen anne veya baba, çocuk fiilen yanında bulunmasa dahi çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir. Bu hak, evlilik içi doğan çocuklar bakımından olduğu gibi evlilik dışı doğan çocuklar bakımından da geçerlidir. Babalığı yargı mercii kararıyla belirlenen baba, velayet hakkına sahip olmasa dahi kişisel ilişki kurulması yasal süreci açabilir.

Anne ve babanın bu hakkı aynı zamanda bir sorumluluk niteliği de taşır. Kişisel ilişki sırasında çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü zedeleyecek davranışlardan kaçınılması, çocuğun eğitim hayatının aksatılmaması, görüşme sürelerine uyulması ve çocuğun zamanında teslim edilmesi bu yükümlülükler arasındadır.

Üçüncü Kişiler

Türk Medeni Kanunu’nun 325.

Maddesi uyarınca, olağanüstü hâllerin varlığı ve çocuğun üstün yararının gerektirmesi koşuluyla üçüncü kişilere de çocukla kişisel ilişki kurulması imkânı tanınmıştır. Bu hak, anne ve babanın hakkına kıyasla istisnai niteliktedir.

Büyükanne ve büyükbabalar başta olmak üzere, kardeşler, amca, dayı, hala ve teyze gibi yakın hısımlar üçüncü kişi kapsamında değerlendirilir. Bunun yanında, çocukla arasında güçlü ve sürekli bir duygusal bağ oluşmuş olan üvey ebeveynler, koruyucu aileler veya uzun süre çocuğun bakımını fiilen üstlenen kişiler de kişisel ilişki talep edebilir.

Olağanüstü hâlin varlığı her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Ebeveynlerden birinin vefatı, uzun süre yurt dışında bulunması, çocuğun doğumundan itibaren üçüncü kişiler tarafından büyütülmüş olması veya ebeveynle bağın fiilen kopmuş olması bu kapsamda değerlendirilebilecek durumlardır.

Çocuk

Kişisel ilişki yalnızca anne, baba veya üçüncü kişilere tanınmış bir hak değildir.

Bu hak aynı zamanda çocuğa aittir. Çocuk, yaşına ve olgunluk düzeyine göre kişisel ilişki konusunda görüş bildirme ve iradesini açıklama hakkına sahiptir. Bu nedenle çocukla kişisel ilişki kurulması davasında çocuğun beyanları, yargı mercii tarafından doğrudan veya uzmanlar aracılığıyla dikkate alınır.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasının Açılabileceği Hâller

Bu yasal aşama en sık boşanma ve ayrılık süreçlerinde gündeme gelmekle birlikte, anne ve baba arasında evlilik bulunmaması, birlikte yaşamanın sona ermesi, velayetin kaldırılması, velayetin değiştirilmesi veya çocuğun bir kuruma ya da başka bir aileye yerleştirilmesi gibi hâllerde de açılabilir.

Velayet hakkının kaldırılması, anne veya babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak bu vaziyette kişisel ilişkinin kapsamı ve şekli daha sınırlı tutulabilir.

Farklı Şehirlerde Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası

Anne ve babanın farklı şehirlerde yaşaması hâlinde kişisel ilişki düzenlemesi klasik modellerden farklı şekilde yapılır.

Aynı şehirde uygulanan kısa ve sık görüşmeler, şehirler arası mesafe söz konusu olduğunda çocuğun yararına aykırı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle mahkemeler, daha seyrek ancak daha uzun süreli görüşmeleri tercih etmektedir. Kişisel ilişki çoğunlukla yaz tatili, yarıyıl tatili ve bayram tatilleri gibi çocuğun eğitim hayatını aksatmayacak dönemlere yoğunlaştırılır. Yaz tatilinde 20 ila 30 günlük kesintisiz görüşmeler, yarıyıl tatilinde ise genellikle bir haftalık süreler uygun görülmektedir.

Mesafe değerlendirilirken ulaşım imkânları, yolculuğun çocuğun yaşı ve gelişimi üzerindeki etkisi, ekonomik koşullar ve tarafların çalışma düzeni birlikte ele alınır. Kural olarak ulaşım masrafları kişisel ilişki talep eden tarafa ait olmakla birlikte, hakkaniyet gereği masrafların paylaşılmasına da hüküm verilebilir.

Ayrıca fiziksel görüşmelerin sınırlı olduğu durumlarda telefonla, görüntülü görüşme yoluyla veya diğer dijital iletişim araçlarıyla düzenli iletişim kurulmasına hükmedilebilir.

Çocukla Kişisel İlişkinin Sınırlandırılması ve Kaldırılması Davası

Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı mutlak bir hak değildir.

Çocuğun üstün yararının gerektirdiği hâllerde bu hak sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Bu konuda temel yasal dayanak Türk Medeni Kanunu’nun 324. Maddesidir.

Çocuğun Huzurunun Tehlikeye Girmesi

Çocuğun bedensel veya ruhsal bütünlüğünün tehlikeye girmesi hâlinde kişisel ilişki kaldırılabilir. Fiziksel şiddet, temel sağlık ihtiyaçlarının ihmal edilmesi, sağlıksız yaşam koşulları, çocuğun yaşına uygun olmayan ortamlarda bulundurulması veya tehlikeli faaliyetlere maruz bırakılması bu kapsamda değerlendirilir.

Ruhsal tehlike ise psikolojik şiddet, duygusal istismar, ebeveyne yabancılaştırma, çocuğun ebeveynler arası çatışmanın içine çekilmesi ve sürekli stres altında bırakılması gibi durumları kapsar.

Bu tür hâllerde pedagog, psikolog ve sosyal faaliyet uzmanlarının raporları belirleyici rol oynar.

Ana ve Babanın Yükümlülüklerini İhlali

Kişisel ilişki hakkının kötüye kullanılması, görüşme sürelerine uyulmaması, çocuğun zamanında teslim edilmemesi veya eğitim hayatının sistematik şekilde aksatılması kişisel ilişkinin sınırlandırılmasına veya kaldırılmasına yol açabilir. Özellikle bu ihlallerin süreklilik göstermesi hâlinde mahkemeler daha ağır tedbirlere başvurabilir.

Çocuğa Karşı Ciddi ve Sürekli İlgisizlik

Ebeveynin uzun süre çocukla görüşmemesi, iletişimi kesmesi, görüşmelerde ilgisiz davranması veya düzensiz bir ilişki kurması, çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkilediği ölçüde kişisel ilişkinin kaldırılması sebebi olabilir.

Ağır Risk Durumları

Cinsel istismar riski, çocuk kaçırma tehlikesi veya ciddi şiddet geçmişi bulunan hâller, kişisel ilişkinin derhal kaldırılmasını gerektirebilecek en ağır durumlardır. Bu gibi hâllerde mahkemeler tedbiren ve ivedilikle hüküm alabilir.

Çocuğun Kişisel İlişkiyi Reddetmesi

Çocuğun kişisel ilişkiyi haklı sebeplere dayanarak reddetmesi de dikkate alınır. Çocuğun yaşı, olgunluk düzeyi, beyanlarının tutarlılığı ve dış etkilerden bağımsızlığı değerlendirilir.

Haklı ve ciddi bir red hâlinde kişisel ilişki sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir.

Tedbiren Kişisel İlişki Kurulması ve Tedbiren Kaldırma

Boşanma veya velayet davaları devam ederken, yargı mercii geçici nitelikte tedbir kararları verebilir. Tedbiren kişisel ilişki kurulması veya tedbiren kişisel ilişkinin kaldırılması, yargılama süreci boyunca çocuğun zarar görmesini önlemeye yöneliktir.

Kişisel İlişki Kararlarının İnfazı ve Uygulanması

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yerine getirilir. Bu sistem, icra yoluyla teslim uygulamasının yarattığı travmatik etkileri azaltmayı amaçlar. Kararlara aykırı davranılması hâlinde disiplin hapsi gibi yaptırımlar gündeme gelebilir.

Görevli ve Yetkili Yargı Mercii

Çocukla kişisel ilişki kurulması, sınırlandırılması veya kaldırılmasına ilişkin davalarda görevli yargı mercii Aile Mahkemeleridir.

Yetkili yargı mercii ise çocuğun yerleşim yeri yargı makamı ile boşanma veya evlilik birliğinin korunmasına ilişkin davaya bakan mahkemedir.

Sonuç

Çocukla kişisel ilişki kurulması yasal süreci, çocuğun üstün yararı ilkesinin en yoğun şekilde uygulandığı yasal aşama türlerinden biridir. Mahkemeler; anne, baba, üçüncü kişiler ve çocuğun haklarını bu ilke çerçevesinde dengeler. Bu nedenle her dosya kendine özgüdür ve kişisel ilişki düzenlemeleri somut olayın özelliklerine göre şekillenir.

Bu tür davalarda yasal destek alınması, hem sürecin doğru yönetilmesi hem de çocuğun yararına uygun bir sonuca ulaşılması açısından büyük önem taşır.