Boşanmada Nafaka Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey

Boşanmada nafaka, bir kimsenin geçindirmekle yükümlü olduğu kimselere yargı mercii kararıyla verdiği aylık paraya denir.

Boşanmada nafakaKonusunu işleyen bu yazımızda boşanma davasında kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakası, çocuk için verilen iştirak nafakası, boşanma yasal süreci sırasında kadının ve çocuğun geçimi için verilen tedbir nafakasına ilişkin bilgileri bulacaksınız.

Her ne kadar, yasaBoşanmada nafakaAçısından kadın ve erkeği eşit görmekte ise de Yargıtay ve Yargı Mercii uygulamalarında kadın ve erkek eşit değildir. Kanuna göre, boşanma ile yoksulluğa düşecek erkek de yoksulluk nafakası alabilir denmekte ise de uygulamada yoksulluk nafakası sadece kadın lehine verilmektedir; yoksulluk nafakası alan erkek ülkemizde bulunmamaktadır.

Kadının yoksulluk nafakası alabilmesinin koşulları

Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesine göre, boşanma ile yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Bu maddede geçen yoksulluğa düşecek kavramından ne anlaşılması gerektiği konusu uygulamada kurallara bağlanmıştır:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.1998 günlü ve 1998/2-656 E., 1998/688 K.; 16.05.2007 günlü ve 2007/2-275 E., 2007/275 K.; 20.06.2019 günlü ve 2017/2-2424 E., 2019/751 K. Sayılı kararlarında;“yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim”Gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için mecburi ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların “yoksul” kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.

Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünüldüğünden, yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek olamaz.

Bu nedenle yoksulluk nafakası, hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya ödenek niteliğinde olmamalıdır. Yeterli ve sürekli geliri olan eş yararına yoksulluk nafakası ödenmesine hüküm verilemez.

1 – Boşanmaya yol açan olaylarda kadının daha ağır kusurlu olmaması

Boşanmada nafaka, kadının eğer kusuru erkekten daha ağır ise yoksulluk nafakası verilmez. Kadının kusurunun erkeğinkinden daha az olması gerekir. Örneğin, kadın, erkeğin ailesine ağır hakaretler ediyor, bunun karşılığında da erkek kadına hakaret ediyor.

Yargıtay, erkeğin hakaretlerini kadının hakaretlerine karşı “tepkisel hakaret” olarak kabul etmiş ve kadının tam kusurlu olduğunu belirtmiştir. Tam kusurlu kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmez:

“davalı-davacı kadının, eşinin annesine süregelen şekilde ağır biçimde hakaret ettiği sabit olup, mahkemece davalı-davacı erkeğe yüklenen vakıanın da davalı-davacı kadının bu kusuruna karşı tepkisel nitelikte olduğunun kabulü gerektiğinden erkeğe kusur olarak yüklenilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ile”2. Hukuk Dairesi 2022/6882 E., 2022/9085 K. 10.11.2022

Bu nedenlerleBoşanmada nafakaKonusu, boşanmada kusur sayılan davranışlar çerçevesinde incelenmelidir.

Kadın ve erkeğin birbirine karşı olan davranışları, süresiz olarak belki de ömür boyu ödenecek bir nafakanın alınamamasına ya da haksız olarak verilmesine neden olacaktır.

2- Boşanma ile birlikte kadının yoksulluğa düşecek olması

Boşanmada nafakaTalep eden kadının yoksulluk nafakası talebinin kabul edilebilmesi için, boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünün belirlenmesi gerekir.

Kadının çalışması halinde, ne kadar ücret aldığının, bu çalışmasının sürekli olup olmadığının tespit edilmesi araştırılmalıdır.

Kadının çalışıp çalışmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve kolluk araştırması ile tespit edilir.

“Somut davada, davalı kadının güncel ekonomik durumunun tespitine esas kolluk araştırması bulunmadığı gibi, davacı erkeğin, davalı kadının maaş bordrosunu sunarak, davalı kadının sürekli ve düzenli geliri bulunduğu yönündeki iddiaları da araştırılmamıştır.”2. Hukuk Dairesi 2022/2336 E., 2022/8301 K. 18.10.2022

Kadın çalışması karşılığında asgari ücret düzeyinde ücret kazanıyorsa, bu miktarda bir ücretin kadını yoksulluktan kurtarmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/sayılı hükmü ile kabul edilmiştir. Asgari ücretle çalışan ve düzenli geliri bulunan kadına yoksulluk nafakası bağlanmaktadır.

“Tarafların ekonomik ve sosyal durumu yeniden araştırılarak, kadının sürekli ve yeterli gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı tespit edilerek, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmediği araştırılarak yoksulluk nafakası (TMK m.175) istemi hakkında bir hüküm verilmesi gerekir”2. Hukuk Dairesi 2022/2033 E., 2022/8053 K. 12.10.2022

Emekli maaşı alan kadınDa yoksulluk nafakası alabilir.

Kadının emekli maaşı ve bu miktarın kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılmalıdır:

“Davacı-davalı kadının emekli maaşı alıp herhangi bir işte çalışmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Ancak kadının emekli maaşının kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı dosya arasında yer alan belgelerden anlaşılamamaktadır. Davacı-davalı kadının emekli maaşının miktarı ve kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı yeniden araştırılarak, kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında hüküm verilmesi gerekir”2. Hukuk Dairesi 2022/1830 E., 2022/7971 K. 11.10.2022

Kadının üzerine kayıtlı ev ve bahçe olması onu yoksulluktan kurtarmaz.

Bu nedenle üzerine kayıtlı ev ve bahçe de olsa, düzenli geliri olmayan kadın yoksulluk nafakası alabilir.

“kadının düzenli bir gelirinin olmadığı, üzerine kayıtlı ev ve bahçe olması onu yoksulluktan kurtarmayacağı hususları birlikte dikkate alındığında, yoksulluk nafakası koşulları davalı-davacı kadın yararına gerçekleşmiş olup, davacı-davalı erkeğin sosyal ekonomik durumu da göz önüne alınarak davalı-davacı kadın lehine uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekir”2. Hukuk Dairesi 2022/5612 E., 2022/7942 K. 10.10.2022

Ancak kadının adına kayıtlı çokça mal varlığının bulunması halinde, davalı kadının ekonomik ve sosyal durumunun araştırılması gerekir. Gayrimenkullerin bulunduğu yerlerde keşif yapılır, taşınmazların değeri ve elde edilen gelirler ortaya çıkarılır ve bu gelirin kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı belirlendikten sonra yoksulluk nafakasına ilişkin hüküm verilir.

“davacı kadının ev hanımı olduğu ve gelirinin bulunmadığı belirtilmiş, ancak tapu sorgulamasında kadın adına farklı niteliklerde 31 adet taşınmaz kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumunun araştırılıp, mahallinde keşif yapmak suretiyle taşınmazların değerinin, varsa taşınmazlardan elde edilen gelirin belirlenerek, taşınmazların değerinin ve varsa elde edilen gelirin davalı kadının yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı; ayrıca kadının babasının ölümü sebebiyle boşanma halinde aylık alıp alamayacağı, aylık alabilecek ise miktarı ve bu miktarın kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılarak sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında hüküm verilmesi gerekir”2.

Hukuk Dairesi 2022/4771 E., 2022/7634 K. 03.10.2022

3- Boşanmada nakafa talebinin usulüne uygun yapılmış olması

Boşanma davaları, diğer yasal aşama türlerine nazaran şahısların bizzat daha fazla takip ettikleri davalardandır. Avukatsız olarak boşanma davasının takip edilmesi birçok zaman hak kayıplarına neden olabilmektedir. Boşanma davasında yoksulluk nafakası da usulüne uygun olarak takip edilmesi gereken bir haktır. Bu hakkın usulüne uygun olarak takip edilmemiş olması halinde dosya aşamalardan birinde bozulur.

Boşanma davasında yoksulluk nafakası, süresi içinde cevap dilekçesi ile ya da usulüne uygun şekilde açılacak karşı yasal aşama ile talep edilmelidir:

“Davacı-davalı kadın 20.04.2018 günlü yasal aşama dilekçesinde ve 07.11.2018 günlü cevap dilekçesinde yoksulluk nafakası ve ödenek talep etmemiş, erkeğin birleşen davasına verdiği 13.11.2018 günlü cevap dilekçesinde nafaka ve ödenek talebinde bulunmuştur.

Davalı-davacı erkek ise birleşen davasından 07.10.2019 tarihinde feragat etmiştir.

O halde: ön inceleme duruşmasına kadar usule uygun şekilde yasal aşama veya cevaba cevap dilekçesi ile ödenek ve yoksulluk nafakası talebinde bulunmayan davacı-davalı kadının feragat nedeniyle reddedilen erkeğin birleşen davasına verdiği 13.11.2018 günlü cevap dilekçesi ile talep ettiği maddi ve manevi ödenek (TMK m. 174/1-2) ve yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talepleri hakkında davalı-davacı erkeğin bu taleplere açık rızası bulunmadığından mahkemece olumlu ya da olumsuz hüküm verilebilecek nitelikte, bir maddi ve manevi ödenek ile yoksulluk nafakası talebi mevcut değildir.

Talepten fazlasına hükmedilemez (HMK. m.26). Bu vaziyette; davacı-davalı kadının ödenek talepleri ile yoksulluk nafakası talebi hakkında “Usulüne uygun ileri sürülmediğinden hüküm verilmesine yer olmadığına” hüküm verilecek yerde, bu konuda yazılı şekilde maddi ve manevi ödenek ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”2. Hukuk Dairesi 2022/5658 E., 2022/8307 K. 18.10.2022

Yoksulluk nafakasının sona ermesi

Boşanmada nafaka, kadın lehine süre ile sınırlı olarak verilmez. Kadın için takdir edilen yoksulluk nafakası, kanuna göre süresizdir.

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”2.

Hukuk Dairesi 2022/5612 E., 2022/7942 K. 10.10.2022

1- Kadının yeniden evlenmesi

Boşanmada kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakası, kadının yeniden evlenmesi ile sona erer.

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-karşı davacı kadının 01.04.2022 tarihinde yeniden evlendiğinin, evlenmekle yoksulluk nafakasının kendiliğinden sona ereceğinin anlaşılmasına göre”2. Hukuk Dairesi 2022/5676 E., 2022/8617 K. 27.10.2022

Nafakanın miktarının tespiti

1- Miktarının hakim tarafından belirlenmesi

Nafakanın miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, günün ekonomik koşullarına göre hakim tarafından tespit edilir.

“Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı-davalı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nun 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir.

Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”2. Hukuk Dairesi 2022/6891 E., 2022/9088 K. 10.11.2022

“Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-karşı davacı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir.

Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”2. Hukuk Dairesi 2022/8844 E., 2022/8445 K. 24.10.2022

2- Hakimin talepten fazlasına hükmedememesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. Maddesine göre hakim taleple bağlıdır. Bu sebeple hakim talepten fazlasına hüküm veremez.

“Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.

Duruma göre talep sonucundan daha azına hüküm verebilir (HMK m. 26/1). Davacı-karşı davalı kadın dilekçeler aşamasında ortak çocuk yararına aylık 2.000 TL iştirak nafakası verilmesini talep etmiştir. Mahkemece talep aşılarak ortak çocuk yararına aylık 4.500TL iştirak nafakasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”2. Hukuk Dairesi 2022/9019 E., 2022/8496 K. 25.10.2022

3- Boşanmada nafakaya artış uygulanması

Yargıtay’ın 2.

Hukuk Dairesi, boşanma davalarında talep edilen iştirak ve yoksulluk nafakalarına ileriki yıllarda yapılacak artış oranının Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) oranında uygulanmasına hüküm vermektedir. Ancak nafaka alacaklısı, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) oranında artış talep etmişse, yargı mercii talepte bağlılık ilkesi gereğince daha fazlası olan ÜFE oranında artışa hükmedemez.

“Yerleşik Yargıtay içtihatları nafaka alacaklarına ileriki yıllarda üretici fiyat endeksi (ÜFE) oranında artış yapılması yönündedir. Ancak, somut olayda davalı kadın tüketici fiyat endeksi (TÜFE) oranında artış istemiştir. Bu vaziyette, mahkemece taleple bağlı kalınması gerekirken davalı kadının talebi aşılarak, davacı erkek aleyhine olacak şekilde yoksulluk nafakasına ileriki yıllarda yıllık üretici fiyat endeksi (ÜFE) oranında artış uygulanmasına hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”2.

Hukuk Dairesi 2022/5817 E., 2022/8065 K. 13.10.2022

İştirak nafakasına ilişkin çeşitli vaziyetler

Babalık yasal süreci ile birlikte nafaka da istenebilir. Hakim babalık olasılığını kuvvetli bulursa hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya hüküm verebilir. Çocuğun babası olunduğu sabit olursa, yasal aşama tarihinden itibaren iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir.2. Hukuk Dairesi 2022/7927 E., 2022/7925 K. 10.10.2022

İştirak nafakasıYasal süreci nisbi harca tabidir.

Harç bir yıllık nafaka tutarı üzerinden yatırılır. Bu harç tamamlanmadan verilen hüküm bozulur.

“Davalı karşı davacı kadının ortak çocuk için iştirak nafakasının talebi ortak çocuğun velayetinin düzenlenmesi talebinin eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Bu talep nedeniyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz.

Mahkemece, davalı karşı davacı kadına talep ettiği bir yıllık iştirak nafakası miktarı üzerinden nispi harcın ikmali için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm verilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde ise Harçlar Kanununun 30. Maddesi gereğince işlem yapılması gerekir.”2. Hukuk Dairesi 2022/7737 E., 2022/7789 K. 05.10.2022

Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.İştirak nafakasıÇocuğun hakkı olup, taraflar ileriye dönük olarak bu haktan feragat edemeyecekleri gibi,Iştirak nafakasıNa ilişkin verilen hüküm kesin hüküm teşkil etmez. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardan olup taraflar her zaman iştirak nafakasına ilişkin yasal aşama açabilirler.