Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.
Hukuk Büromuz
Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /
Yazı İçeriği:
Tazminat Ne Demektir?
Boşanma süreçlerinde Maddi ve Manevi Tazminat
Boşanmada Maddi Tazminat
Boşanmada Maddi Tazminat Şartları
Boşanmada Maddi Tazminatın Hesaplanması
Boşanmada Manevi Tazminat
Boşanmada Manevi Tazminat Şartları
Boşanmada Manevi Tazminatın Hesaplanması
Boşanma Nedeniyle Tazminat Nasıl Talep Edilir?
Boşanma Davasında Yargılama Usulü ve Kusur
Anlaşmalı Boşanma süreçlerinde Yargılama Usulü ve Kusur
Çekişmeli Boşanma süreçlerinde Yargılama Usulü ve Kusur
Boşanmada Tazminat Taleplerinde Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süreler
Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminatın Ödenme Şekli
Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinde Harç vb.
Yargılama Giderleri
Aleyhine Tazminata Karar Verilen Tarafın Ödemeyi Reddetmesi Halinde Tazminat Alacaklısının Hakları
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminata İlişkin Yargıtay Kararları
Ödenek Ne Demektir?
Ödenek, bir kişi veya kurumun zararını karşılamak anlamına gelen, Arapça kökenli sözcüktür. Türk hukuk sistemimizde haksız fiil, trafik kazası, malpraktis(hekim hatası), muris muvazaası(mirastan mal kaçırma), iş kazası vb. Birçok sebeple ödenek talebinde bulunulabilmektedir.
Boşanma davaları da ödenek talebinde bulunulabilecek hallerden biridir. Boşanma süreçlerinde ödenek talepleri, diğer ödenek taleplerine nazaran değişiklik gösteren bazı özelliklere sahiptir.
Bu anlamda şu açıklamada bulunmamız yanlış olmayacaktır: Boşanma davasındaki maddi ödenek ve manevi ödenek, medeni hukuka özgü sui generis(kendine özgü) bir kavram olup, borçlar hukukundaki maddi ve manevi tazminattan farklı niteliktedir.
Boşanma süreçlerinde Maddi ve Manevi Ödenek
Boşanmada maddi ve manevi ödenek, kusuru daha ağır olan eşin, diğer eşe ödeyeceği meblağı ifade eder. Boşanma davaları, anlaşmalı boşanma yasal süreci veya çekişmeli boşanma yasal süreci olarak görülebilmektedir. Anlaşmalı boşanma davasında taraflar, karşılıklı olarak maddi ve manevi tazminatın ne kadar ödeneceği ve kim vasıtasıyla, kime ödeneceğini belirleyebilirler. Ancak çekişmeli boşanma davasında maddi ödenek veya manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusur tespiti yapılması gerekmektedir.
Boşanma süreçlerinde ödenek, maddi ödenek veya manevi ödenek olarak talep edilebilmektedir.
Ödenek, nafaka ve velayet ile birlikte boşanma davalarının ferilerindendir. Bu nedenle boşanma yasal süreci ile birlikte maddi ve manevi ödenek talebi de ileri sürülebilmektedir.
Normal şartlarda bir kişiye karşı ödenek yasal süreci açan kişinin, ödenek talep miktarına göre nispi harç ödemesi gerekmektedir. Ancak boşanma davasında maddi ve manevi ödenek talebi, boşanma ile birlikte ileri sürülebilmektedir ve nispi harç ödenmesi de gerekmez.
Evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanmasında kusursuz ya da daha az kusurlu olan taraf, kusurlu taraftan mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma dolayısıyla zarara uğraması nedeniyle uygun bir miktarMaddi ödenekIsteyebilir. Ayrıca boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğramış olan eş, kusurlu olan diğer taraftan uygun bir miktarManevi ödenekDa isteyebilir.
Maddi ve manevi tazminata ilişkin bu ifadelerin oldukça genel ve soyut ifadeler olmalarından kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi şartlarının yasa koyucu vasıtasıyla muğlak bırakıldığı düşünülebilir. Bu, hayli doğru bir saptamadır. Yasa koyucu burada, aile hakiminin inisiyatif alabilmesi ve somut olayın gereklerine uygun olarak hüküm verebilmesi için kasıtlı olarak boşluk bırakmıştır denilebilir. Bu nedenle maddi ve manevi tazminata ilişkin olarak verilmiş olan emsal hükümler dikkatle incelenmelidir.
A) Boşanmada Maddi Ödenek
Türk Medeni Kanunumuzun 174.
Maddesinin 1. Fıkrası, boşanmada maddi tazminatın kanuni çerçevesini çizmiştir.
Türk Medeni Kanunumuzun 174/1. Maddesine Göre:"Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî ödenek isteyebilir."
Boşanma davasında maddi tazminata hükmedilebilmesi için bazı şartların mevcut olması gerekmektedir. Ayrıca maddi ödenek kişilerin kendi istek ve arzuları ölçüsünde değil, mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelendiği ölçüde hükmedilir.
Tabii anlaşmalı boşanmada maddi ödenek, taraf iradelerine uygun olarak hükmedilmekte olduğu için çekişmeli boşanma davasından bu anlamda ayrışmaktadır.
A.1) Boşanmada Maddi Ödenek Koşulları
Çekişmeli boşanma süreçlerinde maddi tazminata hükmedilebilmesi için, Türk Medeni Kanunumuzun 174. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan tüm şartların birlikte meydana gelmiş olması gerekmektedir. Buna göre:
Evlilik birliği, boşanma ile sona ermiş olmalıdır.
Örneğin ölüm halinde diğer eşin mirasçılarından maddi veya manevi ödenek talep edilmesi mümkün değildir,
Maddi ödenek talebinde bulunan kişi boşanmada kusursuz olmalı ya da diğer eşe nazaran daha az kusurlu olmalıdır,
Maddi ödenek talebinde bulunan kişinin mevcut veya beklenen menfaatleri, boşanma yüzünden zedelenmiş olmalıdır.
Boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle ödenek talebinde bulunulmalıdır. Örneğin eşler arasında olsa dahi trafik kazası veya hekim hatası nedeniyle ödenek talebinde bulunulması hâlinde bu hususlar boşanma nedeniyle tazminatın konusu edilemez,
Görüldüğü gibi ileri sürülebilecek birçok husus bahsi geçendur. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması adına alanında uzman birBoşanma avukatı Ile çalışılması tavsiye edilmektedir; çünkü boşanma avukatı ücretleri, boşanma nedeniyle ödenecek nafaka veya ödenek gibi kalemlerin yanında oldukça az kalmaktadır.
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmiş olan kişi, bu hususu da ispatlamalıdır. Tazminatın bir çeşit zenginleşme aracı olmadığı unutulmamalıdır.
Anlaşmalı boşanma davasında maddi tazminata hükmedilebilmesi için, taraflarca maddi tazminata hükmedilmesi ve maddi tazminatın miktarı üzerinde anlaşmaya varılmış olması gerekmektedir.
Aksi takdirde taraf iradeleri birbirine uyumlu olmayacağı için anlaşmalı boşanmanın varlığından söz edilmesi uygun olmayacaktır.
A.2) Boşanmada Maddi Tazminatın Hesaplanması
Yukarıda belirtmiş olduğumuz üzere, ödenek bir çeşit zenginleşme aracı değildir. Dolayısıyla maddi ödenek hesaplanırken, ödenek talebinde bulunan kişinin mevcut veya beklenen menfaatlerinin varlığı ve bu menfaatlerin boşanma nedeniyle zedelenmiş olduğu ispatlanmalıdır.
Boşanma davasında zedelenmiş olan mevcut veya beklenen menfaatin ve maddi ödenek tutarının belirlenmesinde: Evlilik nedeniyle eşin sağladığı bakım, barınma, sağlık ve normal yaşam faaliyetinin gerektirdiği sosyal ihtiyaçların karşılığı dikkate alınır. Dolayısıyla boşanma yüzünden eşten yana kesilecek olan sosyal, kültürel ya da ekonomik destek de artık mevcut olmayacağı için tazminatın konusudur. Örneğin bir ev hanımının boşanma sonrasında artık eşinin sigortasından faydalanamayacak olması gibi.
Bu anlamda her boşanma davasının ve her somut olayın ayrı ayrı değerlendirmeye tabii tutulacağı unutulmaksızın, aşağıdaki unsurların dikkate alınması bahsi geçen olabilir:
Evlilik süresi,
Eşlerin yaşları,
Tarafların ekonomik durumu,
Paranın alım gücü,
Ödenek talep eden eşin boşanma sonrasında yeniden evlenme olasılığı,
Eşlerin boşanmaya neden olan olaylardaki kusurluluk durumları ve bu kusurlu davranışların ağırlığı,
Sosyal güvenlik ilişkisi(örneğin yukarıda bahsetmiş olduğumuz gibi bir eşin boşanma sonrasında artık diğerinin sigortasından yararlanamayacak olması),
Boşanma nedeniyle mevcut yaşam standartlarında yaşanacak olan değişim,
Boşanmadan sonra eşten ayrıca yoksulluk nafakası, ziynet alacağı ya da başkaca bir isim veya nitelendirme altında alacak(katkı payı, değer artış payı, artık değere katılma vb.
Gibi) yoluyla menfaat elde edilecek olup olmadığı hususu incelenir,
Türk Borçlar Kanunumuzun 50, 51 ve 52. Maddeleri kıyasen olaya uygulanır
Bu anlamda üzerinde durulması gereken ve hukukçular vasıtasıyla dahi sıklıkla unutulan bir husus da şudur: Mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmesi nedeni ile meydana gelen zarar yalnızca parasal bir zarar değildir. Örneğin ev hanımı olan kadın çalışmıyorsa bile, boşanmada tam kusurlu veya daha ağır kusurlu ise maddi ödenek ödeyebilir. Kişilerin gelir durumu ödenek ödenip ödenmemesini değil, yalnızca ödenecek olan tazminatın miktarını belirleme noktasında büyük önem taşımaktadır.
Çünkü vermiş olduğumuz ev hanımı örneğinde erkeğin, kendisine ev hanımı olan kadın vasıtasıyla sağlanan veya sağlanması beklenen yemek, ütü, temizlik, çamaşır, bulaşık gibi ev işlerinin yapılması ile çocukların bakım ve sorumluluğunun üstlenilmesi gibi menfaatlerinin zedelenmesi bahsi geçen olmaktadır ve bu menfaatler de son derece maddi menfaatlerdir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir(Bakınız: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/1110 E., 2021/2529 K. Sayılı hükmü).
B) Boşanmada Manevi Ödenek
Boşanma nedeniyle manevi tazminatın amacı, boşanmaya yol açma veren olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğramış olan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek ve manevi bütünlüğünde meydana gelen azalmayı karşılamaktır.
Türk Medeni Kanunumuzun 174.
Maddesinin 2. Fıkrası, boşanmada manevi tazminatın kanuni çerçevesini çizmiştir.
Türk Medeni Kanunumuzun 174/2. Maddesine Göre:"Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî ödenek olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir."
Boşanma davasında manevi tazminata hükmedilebilmesi için de bazı şartların mevcudiyeti aranmaktadır, ayrıca boşanma davasında manevi tazminatın hesaplanması noktasında son derece dikkatli olunmalıdır ve manevi tazminatın sonradan ıslah edilemeyeceği unutulmamalıdır.
Anlaşmalı boşanma davasında manevi ödenek da, maddi ödenek gibi taraflarca belirlenebilir ya da taraflarca gayrikabili rücu olarak manevi tazminattan feragat edilebilir. Çekişmeli boşanma davasının aksine, anlaşmalı boşanma davasında manevi ödenek da taraf iradesine bağlıdır.
B.1) Boşanmada Manevi Ödenek Koşulları
Boşanma nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için Türk Medeni Kanunumuzun 174.
Maddesinin 2. Fıkrasında yer alan şartların gerçekleşmesi gerekmektedir, buna göre:
Evlilik birliği, boşanma ile sona ermiş olmalı,
Manevi ödenek talebinde bulunan eşin kişilik hakları, diğer eşin davranışları nedeniyle saldırıya uğramış olmalı,
Aleyhine ödenek talep edilen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olmalıdır,
Manevi tazminatın talep konusu, boşanmadan ve boşanmaya yol açma veren olaylardan kaynaklanmalıdır.
Bu noktada unutulmaması gereken önemli bir husus da şudur: Boşanmaya yol açma veren her davranış, eşin kişilik haklarına saldırı anlamına gelmemektedir. Örneğin bir eşin, aile konutunu terk etmesi ve geri dönmemesi, başlı başına kişilik haklarına saldırı teşkil etmemektedir. Kişilik haklarına saldırının varlığından söz edilebilmesi için: Eşe karşı tehdit, hakaret veya iftira vb.
Fiillerle aşağılayıcı, korkutucu, küçük düşürücü bir davranışta bulunularak kişilik haklarının saldırı altında bırakılmış olması gerekmektedir.
B.2) Boşanmada Manevi Tazminatın Hesaplanması
Boşanmada manevi tazminata hükmedilirken, kişilik hakları saldırıya uğramış olan eşin ruhsal dengesinde yaşanan bozulmanın telafi edilmesi amaçlanmakla birlikte, tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmasının da önüne geçilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle oldukça soyut bir kavramın karşılığı olarak verilen manevi tazminatın hesaplanmasında bazı somut olgular dikkate alınarak objektif nitelikte bir hesaplamanın sağlanması gerekir. Hakim, manevi tazminata hükmederken aşağıdaki hususları dikkate alır:
Kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın ekonomik ve sosyal durumu,
Kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın boşanmada kusuru bulunup bulunmadığı ve varsa kusur derecesi,
Kişilik haklarına yönelik saldırı teşkil eden fiilin ağırlığı,
Kişilik haklarına saldırıda bulunan tarafın kusur derecesi,
Kişilik haklarına saldırıda bulunan tarafın ekonomik ve sosyal durumu,
Kişilik haklarına saldırı teşkil eden olayın, saldırıya uğrayan eşte bırakacağı objektif zedelenmenin etkisi
Maddi tazminatta olduğu gibi, manevi tazminatta da, tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasına özen gösterilmeli ve bu husus da mutlaka dikkate alınmalıdır.
Boşanma Nedeniyle Ödenek Nasıl Talep Edilir?
Boşanma nedeniyle ileri sürülecek olan maddi ve manevi ödenek talepleri, iki şekilde istenebilir:
Boşanma yasal süreci ile birlikte maddi ve manevi ödenek talebinde bulunulur. Bu halde maddi ve manevi tazminatın boşanmanın ferilerinden olmasından dolayı, bu talep için ayrıca nispi harç ödenmez ve nispi vekalet ücretine de hükmedilmez.
Boşanma yasal süreci sona erdikten sonra ortaya çıkan kusur tespitine göre ayrıca bir maddi ve manevi ödenek yasal süreci açılarak ödenek istenebilir. Ancak bu davada nispi harç ödenir ve vekalet ücreti de nispi olarak hükmedilir.
Dolayısıyla maddi ve manevi ödenek talebinin boşanma yasal süreci ile birlikte talep edilmesi stratejik olarak daha elverişlidir.
Ancak anlaşmalı boşanma davalarına özel bir vaziyet mevcuttur.
Anlaşmalı boşanma protokolünde yer almayan ve bu nedenle anlaşmalı boşanma yasal süreci ile birlikte hükme bağlanmayan maddi veya manevi ödenek talepleri, anlaşmalı boşanma davasından sonra talep edilemez. Bunun nedeni: Maddi ve manevi tazminatın çekişmeli olarak ileri sürüldüğü hallerde kusur tespitinin yapılmış olmasının gerekmesidir. Çünkü kusur tespiti, hem maddi ödenek hem de manevi ödenek açısından kanunen öngörülmüş olan şartlardandır.
Boşanma Davasında Yargılama Usulü ve Kusur
Boşanma davasında yargılama usulü, boşanma nedeniyle hükmedilecek olan maddi ödenek ve manevi ödeneği oldukça yakından ilgilendirmektedir. Öncelikle, boşanma davasında yargılama usulünü anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları açısından birbirinden ayırmak gerekir.
A) Anlaşmalı Boşanma süreçlerinde Yargılama Usulü ve Kusur
Anlaşmalı boşanma süreçlerinde taraflar boşanma ve ferileri ile ziynet eşyaları ve mal paylaşımı gibi hususlara ilişkin olarak kendi iradeleriyle hüküm verirler ve yargı mercii vasıtasıyla da tarafların kendi aralarında varmış oldukları bu anlaşmaya mevzuatta yer alan emredici kurallar, kamu düzeni ve genel ahlak sınırları içerisinde saygı gösterilir.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma süreçlerinde maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için mahkemece gerçekleştirilecek bir kusur tespitine gerek yoktur.
Taraflar arasında anlaşma iradesini ortaya koyan nitelikte bir anlaşmalı boşanma protokolü imzalanır ya da bir tarafın açtığı çekişmeli boşanma yasal süreci diğeri vasıtasıyla kabul edilir. Bu halde taraflar arasında çekişmeli bir husus olmayacağı için taraf iradesi yönünde hüküm kurulur. Dolayısıyla anlaşmalı boşanma davasında taraflar maddi ve manevi ödenek hak ve alacaklarından feragat edebilecekleri gibi, belirli bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi yönünde de anlaşma sağlayabilirler. Ancak anlaşmalı boşanma yasal süreci açılabilmesi için tarafların evlilik birlikteliklerinin en az 1 yıl sürmüş olması şartının da aranacağı unutulmamalıdır.
B) Çekişmeli Boşanma süreçlerinde Yargılama Usulü ve Kusur
Çekişmeli boşanma davasında öncelikle dilekçeler safhası tamamlanır, ardından sözlü yargılama ve tahkikat aşamasına geçilir.
Çekişmeli boşanma yasal süreci, boşanma yasal aşama dilekçesinin görevli ve yetkili yargı merciine verilmesi ile başlar. Çekişmeli boşanabilmek için eşlerin birbirlerinin boşanmada kusurlu olduklarını iddia ve ispat etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde yargı mercii vasıtasıyla boşanmaya hükmedilmemesi de mümkündür.
Çekişmeli boşanma süreçlerinde ise, taraflar arasında anlaşma sağlanamayan her husus çekişmeli olarak ele alınmaktadır ve ileri sürülen beyanların, yargı mercii huzurunda ispatlanması gerekmektedir. Çekişmeli boşanma davasında maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusur tespiti yapılması gerekir.
Yargılama sonucunda yargı mercii vasıtasıyla kusursuz veya daha az kusurlu olan eş vasıtasıyla ödenek talebinde bulunulmuşsa, tam kusurlu veya diğer eşe nazaran daha ağır kusurlu olduğu tespit edilen eşin ödenek ödenmesine hükmedilir.
Çekişmeli boşanma davasında bir eşin boşanmaya yol açma veren olaylarda kusurlu olduğu, birçok farklı delil ile ispat edilebilir. Bunların başında: Tanık beyanı, sosyal medya yazışma ve içerikleri, mesajlaşma ekran görüntüleri, darp raporu, telefon arama ve kısa mesaj(SMS) kayıtları, ses ve görüntü kayıtları, otel kayıtları, banka hesap dökümleri, maaş bordroları gelmektedir.
Boşanmada Ödenek Taleplerinde Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süreler
Boşanma nedeniyle hükmedilecek olan maddi ödenek veya manevi ödenek, boşanmanın ferilerindendir. Yani evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan yasal aşama haklarındandır. Bu nedenle Türk Medeni Kanunumuzun 178.
Maddesi uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresine tabiidir.
Türk Medeni Kanunumuzun 178. Maddesine Göre:"Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan yasal aşama hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar."
Bu süre kanunda açıkça belirtilmiş olduğu üzere, zamanaşımı süresidir. Dolayısıyla hakim vasıtasıyla resen dikkate alınmayacağı gibi, davalı yan vasıtasıyla zamanaşımı def'i ile ileri sürülmelidir.
Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminatın Ödenme Şekli
Türk Medeni Kanunumuzun 176. Maddesine göre maddi tazminatın irat şeklinde aylık ödemelerle veya toplu olarak ödenmesine hükmedilebilir.
Ancak manevi tazminatın irat şeklinde ödenmesi mümkün değildir, mutlaka toplu olarak ödenmesi gerekir. Bununla birlikte, uygulamada boşanma süreçlerinde veya kesinleşen boşanma hükümlerinden sonra açılan maddi ve manevi ödenek süreçlerinde maddi tazminatın da genellikle toplu bir şekilde ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.
Türk Medeni Kanunumuzun 176. Maddesine Göre:"Maddî ödenek ve yoksulluk nafakasınınToptanVeya durumun gereklerine göreIrat biçimindeÖdenmesine hüküm verilebilir.Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine hüküm verilemez.İrat biçiminde ödenmesine hüküm verilen maddî ödenek veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde yargı mercii kararıyla kaldırılır.Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına hüküm verilebilir.Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine hüküm verilen maddî ödenek veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir."
Boşanmada Maddi ve Manevi Ödenek Taleplerinde Harç vb. Yargılama Giderleri
Boşanma yasal süreci ile birlikte talep edilecek olan maddi ve manevi ödenek taleplerinde, maddi ve manevi tazminatın boşanmanın ferileri niteliğinde bulunmasından dolayı ayrıca harç alınmamaktadır.
Bununla birlikte boşanma yasal süreci sonucunda nispi vekalet ücretine(ilam vekalet veya karşı vekalet ücreti olarak) de hükmedilmemektedir. Bununla birlikte davanın taraflarının kendi avukatları ile yapmış oldukları sözleşme ile boşanma davasında ödenek talebi yönünden nispi vekalet ücreti kararlaştırılabilir.
Ancak maddi ve manevi ödenek taleplerinin, boşanma davasının sonuçlanması akabinde 1(bir) yıllık süre içerisinde ayrı bir yasal aşama açılmak suretiyle talep edilmesi halinde Harçlar Kanunumuzve diğer ilgili mevzuat doğrultusunda harç ve masraflar bahsi geçen olacaktır. Aynı şekilde nispi vekalet ücretine de hükmedilir.
Aleyhine Tazminata Hüküm Verilen Tarafın Ödemeyi Reddetmesi Halinde Ödenek Alacaklısının Hakları
Boşanma davasında boşanma kararıyla birlikte veya boşanma yasal süreci sonrasında ayrıca açılan bir ödenek yasal süreci ile birlikte maddi ve/veya manevi tazminata hükmedilmesi halinde ödenek borçlusu taraf, ödenek alacaklısı tarafa bu ödeneği ödemekle hukuken yükümlü olacaktır. Aksi takdirde alacaklı taraf, icra vasıtasıyla bu alacağını takip edebilecektir.
Boşanma davasında boşanmaya hüküm verilmiş olması halinde, boşanma hususunun kesinleşmiş olmasıyla birlikte boşanmanın ferilerinin icra vasıtasıyla takip edilebilirliği bahsi geçen olacaktır.
O halde, boşanma kararının kesinleştiği dosyalar açısından yasal aşama henüz nafaka ve ödenek gibi boşanmanın ferileri yönünden kesinleşmemiş olduğu halde ödenek alacaklısı bu alacağını icra vasıtasıyla talep edebilecektir. [Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 29.05.2017 tarih ve 2017/11280 E., 2017/7864 K. Sayılı hükmü]
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma Nedeniyle Nasıl Ödenek Alınır?
Boşanma halinde maddi ve manevi ödenek, boşanma davasının ferisi olarak boşanma yasal süreci ile birlikte talep edilebileceği gibi, boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren 1(bir) yıl içerisinde ayrı bir yasal aşama açılarak da talep edilebilecektir. Ancak maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için maddi ve manevi tazminatın şartlarının da oluşmuş olması gerekir.
Boşanma Davasında Tazminatı Kim Alır?
Boşanma davasında maddi ve manevi ödeneği, kusursuz veya diğer eşe nazaran daha az kusurlu olan eş alır.
Ancak maddi ve manevi tazminatın diğer koşulları da sağlanmalıdır. Özetle maddi ödenek açısından mevcut veya beklenen menfaatlerin zarara uğraması ve manevi ödenek açısından da kişilik haklarının saldırıya uğraması şartlarının gerçekleşmiş olması gerekir.
Boşanma süreçlerinde Ödenek Niçin Verilir?
Ödenek, bir kişinin kendi davranışları nedeniyle karşı taraf nezdinde yaratmış olduğu hak kayıplarının giderilmesi için yapılan ödemedir. Boşanma sebebiyle de kişilerin maddi veya manevi zarara uğramaları mümkündür. Bu nedenle boşanmada tazminata ilişkin tüm şartların mevcudiyeti halinde boşanma davasında da tazminata hükmedilir.
Boşanma Nedeniyle Ödenek Nasıl Ödenir?
Boşanmada maddi tazminatın toptan veya irat biçiminde ödenmesine hükmedilebilir.
Ancak manevi ödenek yalnızca toplu ödenebilmektedir.
Anlaşmalı Boşanmada Ödenek İstenmemişse Sonradan istenebilir Mi?
Anlaşmalı boşanma davasında ödenek talebinde bulunulmamışsa, boşanmanın kesinleşmesi sonrasında maddi veya manevi ödenek talebinde bulunulması mümkün değildir. Çünkü anlaşmalı boşanma süreçlerinde kusur tespiti bulunmamaktadır, dolayısıyla maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusur tespiti yapılmış olması koşulu aranacağından dolayı tazminatın şartlarının oluşmayacağı ortadadır.
Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminata İlişkin Yargıtay Kararları
Boşanma davasından sonra ayrı olarak açılan maddi ve manevi ödenek taleplerinde nispi harç ve vekalet ücretine ilişkin hüküm,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/8034 E., 2014/9362 K. Sayılı hükmü
"...
...
... 3-Dava, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden sonra açılmış bulunan maddi ve manevi ödenek (TMK md. 174/1-2) talebine ilişkindir.
Boşanma yasal süreci içinde harca tabi olmadan istenebilecek olan ödenek (TMK md. 174/1-2) taleplerinin boşanma davasından bağımsız olarak talep edilmesi halinde, harca tabi olduğu gibi, vekalet ücretinin de nispi olarak hesaplanması gerektiği tartışmasızdır. Davacı kadın maddi ve manevi ödenek taleplerini ayrı bir yasal aşama konusu yapmış ve talep ettiği ödenek miktarı üzerinden hesap edilen peşin nispi harç eksikliğini yargılama aşamasında 14.04.2011 tarihinde tamamlamıştır. Bu hale göre davacının ödenek talebinin kabul edilen kısmı üzerinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hesap edilecek olan nispi harcın davalıdan tahsiline, davacı vasıtasıyla yatırılmış bulunan peşin harcın ise yargılama gideri meyanında davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve yine hüküm altına alınmış bulunan ödenek miktarları da dikkate alınarak hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir....
...
..."
Mevcut ve beklenen menfaatin yalnızca para ile değerlendirilebilen bir kavram olmamasından mütevellit, diğer tüm şartların varlığı halinde geliri olmayan ve ev hanımı olan kadının da maddi ödenek ödemesi gerektiğine; kadının çalışmıyor olmasının yalnızca tazminatın miktarını belirlerken dikkate alınması gereken bir husus olduğuna ilişkin hüküm,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/1110 E., 2021/2529 K.
Sayılı hükmü
"...
...
... Türk Medeni Kanunu'nun “Maddi ve manevi ödenek” başlıklı 174. Maddesinin 1. Fıkrası; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî ödenek isteyebilir. ” hükmünü içermektedir.
Maddi ödenek, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır. (TMK m.174/1)
Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır.
Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi ödenek kapsamında yer alamaz.
Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde ise evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi ödenek talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise; evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade etmektedir.
Yine ödenek talep eden tarafın kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekmektedir. Diğer maddi koşulu ise ödenek istenenin kusurlu olmasıdır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; tarafların 26.04.2001 tarihinde evlendikleri, müşterek iki çocuklarının bulunduğu, taraflar arasındaki Türk Medeni Kanunu'nun 166/1 maddesine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulü ile tarafların TMK m. 166/1-2 maddesi uyarınca boşanmalarına hüküm verildiği, hükmün gerekçesinde boşanmaya yol açma veren olaylarda sadakat yükümlülüğünü ihlal eden kadının, evlilik birliğinin gerektirdiği ekonomik ve sosyal sorumlulukları yerine getirmeyen ve kadına fiziksel şiddet uygulayan erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun belirtildiği, hükmün kadın vasıtasıyla temyizi üzerine Dairemizin 01.10.2014 tarih ve 2014/7986 Esas, 2014/18982 Hüküm sayılı ilamı ile onanmasına hüküm verildiği ve taraflarca süresi içerisinde hüküm düzeltme yoluna başvurulmayarak 29.11.2014 tarihinde hükmün kesinleştiği, eldeki davanın ise 13.03.2015 tarihinde TMK'nın 178.
Maddesinde öngörülen bir yıllık sürede açıldığı anlaşılmaktadır.
Yargı Mercii kararının gerekçesinde, her ne kadar davalı kadının herhangi bir gelirinin bulunmadığı, maddi anlamda katkısı istenebilecek bir kişi olmadığı, bu vaziyette davacı erkeğin ispatlanan mevcut ve beklenen bir zararının bulunmadığı belirtilerek erkeğin maddi ödenek isteminin reddine hüküm verilmiş ise de, maddi tazminatın ön koşullarından olan mevcut ve beklenen menfaat kavramının sadece para ile değerlendirilebilir bir kavram olmadığı, kadın vasıtasıyla evlilik birliği içerisinde yemek, ütü, temizlik, çamaşır, bulaşık gibi ev işlerinin yapılması, çocukların bakım ve sorumluluğunun üstlenilmesi gibi durumların da evlilikteki mevcut ve beklenen menfaatler kapsamında sayılması gerektiği, kadının düzenli bir işi ve gelirinin bulunmayışının, davacı erkek yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 maddesi kapsamında maddi tazminatın tâyininde değil ancak ve ancak maddi tazminatın miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilecek bir ölçüt olduğu, hâl böyle olunca boşanmaya yol açma veren olaylarda maddi ödenek isteyen davacı erkeğin, davalı kadından daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu erkeğin, en azından anılan yönlerden davalı kadının maddi desteğini yitireceği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50,51) dikkate alınarak davacı erkek yararına uygun miktarda maddi tazminata hükmedilecek yerde yazılı gerekçe ile talebinin reddine hüküm verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir....
...
..."
Boşanmada maddi ve manevi tazminatın icrasına ilişkin hüküm,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/11280 E., 2017/7864 K."...
...
... Mahkemece; yoksulluk nafakasının icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerektiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne hüküm verilmiş; hüküm, alacaklı avukati vasıtasıyla temyiz edilmiştir.
HUMK'nun 443/4. (HMK'nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez.
Ayrıca,Boşanma kararının "eklentisi" olan ödenekler da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımlaBoşanma hükmü kesinleşmiş ise eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi ödenek vs.) infaz edilmesi için eklentiler yönünden kararın kesinleşmesi gerekmez.
Somut olayda takip dayanağı ilamda; hükme bağlanan yoksulluk nafakası ve diğer alacaklar ilamın ferileri niteliğinde olup boşanma hükmünün kesinleşmesi ile takibe konulabilir hale gelirler.
Bu vaziyette boşanma hükmünün 03.06.2015 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle feri kalemler yönünden 22.06.2015 tarihinde çıkarılan icra emrinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
...
...
..."
Boşanmada maddi ve manevi tazminatın icrasına ilişkin hüküm,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/19095 E., 2016/16821 K.
"...
...
... HUMK'nun 443/4. (HMK'nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez.
Ayrıca, boşanma kararının "eklentisi" olan ödenekler da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla boşanma hükmü kesinleşmiş ise eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi ödenek vs.) infaz edilmesi için eklentiler yönünden kararın kesinleşmesi gerekmez.
İcra takip dosyası ve icra yargılama dosyası içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerden boşanma hükmünün temyiz kapsamında olup olmadığı bu nedenle takip tarihi itibarı ile boşanma yönünden hükmün kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır.
Dayanak ilama ilişkin dosyanın mahal mahkemesinden getirtilerek takip tarihi itibariyle boşanma yönünden ilamın kesinleşip kesinleşmediği Yargıtay denetimine de imkan sağlayacak şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru değildir.
...
...
..."
Manevi ödenek miktarının belirlenmesine ilişkin hüküm,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/809 E., 2021/1996 K. Sayılı hükmü"...
...
...
Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır.
Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, ödenek miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi ödenek takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, ödenek miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davalı-karşı davacı erkek yararına takdir edilen manevi ödenek miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. Maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda ödenek takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
...
...
..."
Boşanmada maddi ve manevi tazminatın belirlenmesi açısından kusur tespitinin önemine ilişkin hüküm,
Kişilik haklarına saldırı ifadesinin kavramsal çerçevesine ilişkin hüküm,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2644 E., 2021/68 K. Sayılı hükmü
"...
...
... 14. Boşanma nedeniyle eşlerin birbirine karşı nafaka ve ödenek ödeme yükümlülüğü TMK’nın 174.
Maddesiyle “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî ödenek isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî ödenek olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. 15. Eldeki davada; ilk derece mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda erkek eşin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına hüküm verilmiştir. Ne var ki, erkek eşe yüklenen kusurlu davranışların diğer tarafın kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesiyle kadın eşin manevi ödenek istemi reddedilmiştir. 16.
Manevi ödenek talepleri boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biri olup, boşanma nedeniyle hükmedilecek maddi ve manevi ödenek talepleri hakkında TMK’nın 174. Maddesi "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî ödenek isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî ödenek olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." hükmünü taşımaktadır. 17. Maddenin ikinci fıkrasına göre boşanma sonucunda manevi tazminata hüküm verilebilmesi için diğer koşullar yanında manevi ödenek talebinde bulunan tarafın, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması gerekir. 18.
Kişilik hakları, bir bütün olarak kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilişkili ve bu varlığın geliştirilmesini hedefleyen haklar ve özgürlükler olarak tanımlanır. Bu haklar; kişiliğe bağlı, dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Kişilik haklarının mutlak bir hak oluşu, hak sahibine, bu hakka ve hakkın içerdiği değerlere herkesin saygı göstermesini isteme, kişisel değerlerin korunmasını herkesten isteme, yasaların, kamu düzeninin ve genel ahlak ile adabın çizdiği sınırlar içerisinde dilediği gibi kullanma hakkı verir. Kişilik hakkı kavramı; kişiyi var eden, kişiliğini serbestçe geliştirmesini sağlayan, diğer kişilerden farklılığını temin eden bütün değerler üzerindeki haktır.
Yaşam, vücut bütünlüğü, özgürlükler, şeref ve haysiyet, özel yaşam, isim, resim gibi kişisel varlıklar üzerindeki haklar kişilik hakkını ifade eder. Bu varlıklara yönelen saldırılar ise kişilik hakkının ihlali sonucunu doğururlar. 19. Kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenleme TMK’nın 23, 24 ve 25. Maddelerinde yer almakta; Türk Borçlar Kanunu’nun 58.
Maddesi ile bu düzenlemeler tamamlanmaktadır. Ancak bu genel korumanın dışında bazı kişisel değerleri koruyan özel hükümler de bulunmakta olup, TMK’nın 174. Maddesi bu hükümlerden biridir. 20. Özel Daire ile yerel yargı mercii arasındaki itilaf; ilk derece mahkemesince belirlenen kusurlu davranışlar yanında ayrıca erkek eşin “evden kovma ve hakaret etme” şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışları sergileyip sergilemediği noktasında toplandığına göre Yargıtay’da boşanma davalarına yönelik temyiz incelemesini hangi kıstaslara göre yapıldığıyla ilgili açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 21.
Yargıtay boşanma süreçlerinde temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma hükmü, ferileri ve boşanmanın mali sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarını “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Yine Yargıtay, 03.07.1978 günlü, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da “kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine” hüküm vererek her bir boşanma davasında tarafların kusurluluk durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir. 22. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; TMK’nın 166. Maddesinin 1 ve 2.
Fıkraları uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma yasal süreci açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin yasal aşama açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma yasal süreci açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı bahsi geçen olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki “birlik artık sarsılmıştır” diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer (TMK m.2).
Nitekim benzer ilkeye HGK’nın 04.12.2015 T., 2014/2-594 E. Ve 2015/2795 K. Sayılı hükmünde da değinilmiştir. Bu vaziyette kusur ilkesine göre genel sebeple (TMK m. 166/1) boşanmaya hüküm verebilmek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir. 23.
Bu açıklamalar kapsamında elde ki davaya gelince; tarafların komşusu olan tanık beyanlarına göre, erkek eşin davacıyı evden kovduğu, bu nedenle kadın eşin iki gece tanık N. K.’nın evinde kaldığı, sonrasında komşuların aralarında para topladığı, toplanan parayla davacıya uçak bileti aldıkları ve davacı eşi ’ye ailesinin yanına gönderdikleri anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; erkek eşin davacıya hakaret ettiği ve zaten “eşini evden kovma” şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışın kendi içinde “hakaret eylemini” barındırmasının doğal sonucu olmasına göre yerel mahkemece, somut olaya uygun ve aynı yönlere işaret eden bozma hükmüne uyulması gerekirken, davalı erkek eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan kusurlu davranışının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı kadın eşin manevi ödenek talebinin reddine hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 24. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma hükmüne uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme hükmü bozulmalıdır....
...
..."
Yasal haklarınızın korunması ve davaların lehinize sonuçlanması için sürecin en başından itibaren profesyonel avukatlık ve danışmanlık almanız yasal menfaatlerinizi koruyacaktır.