Benim davam reddedildi ama aynı durumda arkadaşım kazandı, bu adaletsizlik değil mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yerleşik içtihatlarına göre, farklı mahkemelerin benzer hukuki ve fiili olaylarda farklı kararlar vermesi tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmemektedir. Yargı sistemlerinde mahkemeler arası yorum farklılıklarının bulunması son derece doğal karşılanmaktadır. AİHM'in bu tür durumlarda asıl aradığı kriter, söz konusu içtihat farklılıklarının yargı sistemi içerisinde derin ve uzun süreli bir hâl alıp almadığıdır.

Eğer ülkenin yüksek mahkemesi (örneğin Yargıtay veya Danıştay) bu çelişkileri makul bir sürede gidererek içtihat birliği sağlamışsa, hukuki belirlilik ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz.

Polis olarak gece çalışıyor ve fazla mesai yapıyorum, neden ek ücret alamıyorum?

İdarenin taraf olduğu bu tip tazminat ve alacak taleplerinde kanunların birbirine olan önceliği ve yorumu büyük önem taşır. AİHM'in değerlendirdiği emsal davada, Polis Kanunu uyarınca polis memurlarının zorlu çalışma koşulları göz önüne alınarak temel maaş katsayılarının zaten yüzde otuz oranında artırıldığı tespit edilmiştir.

Yüksek mahkemeler, bu katsayı artışının, genel İş Kanunu kapsamındaki gece çalışması veya fazla mesai gibi ek ödemelerin ayrıca talep edilmesini dışladığı yönünde bağlayıcı bir hukuki yorum getirmiştir. AİHM de maaşların emsal sivil personelle karşılaştırılarak hesaplanması gerektiğine dair bu yorumu keyfi veya açıkça mantıksız bulmamıştır.

Emsal davalar varken mahkemeden kesin alacak kazanırım diye beklemem hakkım değil mi?

Bir maddi talebin AİHM standartlarında korunabilir bir mülk sayılabilmesi için iç hukukta yeterli ve istikrarlı bir dayanağa sahip olması gerekmektedir.

Alt mahkemelerin aynı kanun maddesini tamamen farklı yorumladığı, birbiriyle çelişen kararların bulunduğu ve hukuki durumun tam olarak netleşmediği karmaşık dönemlerde, kişilerin kesin bir hak veya meşru beklenti sahibi oldukları kabul edilemez. Dolayısıyla, içtihatların henüz birbiriyle çeliştiği aşamada açtığınız bir davayı kesin olarak kazanacağınıza dair mutlak bir beklenti, mülkiyet hakkı kapsamında korunmamaktadır.

Mahkemeler arasındaki bu kafa karışıklığının ne kadar sürede çözülmesi gerekir?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde bu durum için belirlenmiş matematiksel, kesin bir süre sınırı bulunmamakla birlikte; AİHM, yüksek mahkemelerin hukuki çelişkilere ne kadar proaktif ve hızlı müdahale ettiğini sıkı şekilde denetlemektedir.

İncelenen Sırbistan davasında, yerel mahkemeler arasında ortaya çıkan ve birbiriyle açıkça çelişen kararların yüksek mahkeme tarafından yaklaşık iki yıl beş ay gibi bir sürede çözüme kavuşturulması ve uygulamanın yeknesak hâle getirilmesi, makul ve nispeten kısa bir süre olarak kabul edilmiştir. Bu doğrultuda, makul sürede giderilen içtihat aykırılıklarının adil yargılanma hakkını zedelemeyeceğine kanaat getirilmiştir.