Karşı tarafın avukatı eskiden hakimin avukatıymış, hakimi reddedebilir miyim?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, hakimin reddi taleplerinin objektif ve makul şüphelere dayanması gerekmektedir. Hakim ile karşı tarafın avukatı arasındaki mesleki vekalet ilişkisi sizin davanız başlamadan aylar önce tamamen sona ermişse, bu durum tarafsızlık şüphesini ortadan kaldıran temel bir faktör olarak görülür. Aradan geçen süre mesleki bağları zayıflatmak için yeterli kabul edildiğinden, sadece geçmişte kalmış bir avukatlık ilişkisi adil yargılanma hakkının ihlali için tek başına yeterli değildir.

Eski eşimin yeni sevgilisi sabıkalı, çocuğumu görmesini engelleyebilir miyim?

Aile hukuku uyuşmazlıklarında alınacak tüm kararlarda, çocuğun üstün yararının her türlü düşüncenin önünde tutulması uluslararası hukukun temel prensibidir. Ebeveynler arasındaki çekişmelerde devletin sadece müdahaleden kaçınması yetmez, aynı zamanda aile bağlarını korumaya yönelik pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Ulusal mahkemeler, taraflarla ve olayla doğrudan temas halinde olmaları nedeniyle iddiaları değerlendirirken çocuğun diğer ebeveyniyle ilişkisini sürdürmesini sağlamak amacıyla geniş bir takdir yetkisi kullanarak kişisel ilişki kararı verebilir.

Küçük bir yerde yaşıyoruz, herkes birbirini tanıyor. Mahkeme adil olur mu?

Nüfusun ve profesyonel hukukçu sayısının az olduğu küçük yargı çevrelerinde mahkemelerin durumu bu koşullar gözetilerek değerlendirilmektedir. AİHM, bu tür bölgelerde hakimin reddi veya davadan çekinmesi gibi kuralların adaletin işleyişini kilitleyecek veya sistemi işlemez hale getirecek kadar katı yorumlanmaması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.

Hakimin size karşı kişisel bir önyargı, husumet beslediğine veya sübjektif olarak taraflı davrandığına dair somut bir delil bulunmadığı sürece adil yargılanma hakkınızın korunduğu kabul edilir.

Mahkeme çocuğum için psikolog atadı, bu kararı nasıl etkiler?

Mahkemenin durumu profesyonel bir gözle değerlendirmek üzere bir çocuk psikoloğu ataması, uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterildiğinin ve titizlikle davranıldığının somut bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Atanan psikoloğun sonrasında aktif olarak devreye girmemiş olması, o ara kararın verildiği tarihteki hukuki geçerliliği ve haklılığı olumsuz yönde etkilememektedir.

Bu usuli adım, mahkemenin tarafların menfaatlerini dengeleyerek çocuğun üstün yararını koruma amacıyla hareket ettiğini göstermektedir.