Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Tapu İptal ve Tescil Davası Ekibi3 Ekim 2024Aile ve Boşanma Hukuku

Anlaşmalı boşanmasürecinde eşler,Boşanma protokolüImzalayarak mal paylaşımı dahil birçok konuda anlaşmaya varırlar. Bu protokolde birTaşınmazın (ev, arsa vb.) devriKararlaştırılmışsa ve boşanma sonrasında bu taahhüt yerine getirilmezse, protokole dayalı tapu iptal ve tescil davası gündeme gelir. Bu yasal aşama, aile hukuku ileGayrimenkul hukukuKesişiminde olduğundan özel uzmanlık ve dikkat gerektirir. Aşağıda, anlaşmalı boşanma protokolü nedeniyle açılan tapu iptali ve tescili davalarının yasal temelleri ve uygulamadaki önemli noktaları açıklanmaktadır.

İçindekiler
  1. Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme
  2. Anlaşmalı Boşanma Sonrası Tapu Devri Yapılmıyorsa Ne Yapılmalı?
    1. Tapu Devrinin Neden Yapılmadığı Tespit Edilmeli
  3. Protokolün Delil Değeri
  4. Dava Şartları
  5. Mahkemelerin Değerlendirme Kıstasları
  6. Özel Durumlar
  7. Sonuç
  8. Sıkça Sorulan Sorular
    1. Anlaşmalı boşanma protokolünde kararlaştırılan mal devri yapılmazsa ne olur?
    2. Tapu iptal ve tescil davası nedir?
    3. Protokolden doğan tapu iptal davasına hangi mahkeme bakar?
    4. Dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemede mi açılmalıdır?
    5. Boşanma protokolü hakim tarafından onaylanmazsa ne olur?
    6. Protokoldeki taşınmaz devri bir şarta bağlıysa dava açılabilir mi?
    7. Eşim protokole rağmen taşınmazı başkasına sattı, ne yapabilirim?
    8. Taşınmaz üzerinde ipotek varsa tapu iptal davası açılabilir mi?
    9. Tapu iptal ve tescil davasında harç ne kadardır?
    10. Bu davayı açmak için bir süre sınırı var mı?
    11. Anlaşmalı boşanma protokolü ile normal mal paylaşımı davası farklı mı?

Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Davada Görevli ve Yetkili Yargı Mercii

Görevli yargı mercii:Protokolden doğan tapu iptal ve tescil davalarında kural olarak görevli yargı merciiAile Yargı Makamı’dir.

Yargıtay uygulamasına göre itilaf, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden kaynaklandığı için davanınAile mahkemesindeGörülmesi gerekir. (Aile Yargı Makamı bulunmayan yerlerde bu davalara aile yargı makamı sıfatıyla Asliye Hukuk Yargı Makamı bakar.) Görev hususu kamu düzenine dair olduğu için mahkemece re’sen dikkate alınır ve yanlış mahkemede açılan davalarda görevsizlik hükmü verilebilir.

İstisna:Eğer protokol, boşanma davası sırasında hakime sunulmamış veya hakim tarafındanOnaylanmamışIse, bu belge artık birAile hukukuProtokolü sayılmaz. Onaylanmamış protokol, taraflar arasındaki normal bir sözleşme niteliğine geçer veBorçlar KanunuHükümlerine tabi olur. Bu durumda görevli yargı mercii aile yargı makamı değil,Asliye Hukuk Yargı MakamıOlacaktır. Nitekim Yargıtay’ın içtihatları, protokol boşanma ilamının eki haline gelmemişse “özel hukuk hükümlerine tabi bir belge” sayılacağını ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gerekeceğini vurgulamıştır.

Özetle, protokolün boşanma hükmüne dahil olup olmaması, davanın hangi yargı kolunda görüleceğini belirlemede kritiktir.

Yetkili yargı mercii:Normalde taşınmazın aynına (mülkiyet hakkına) ilişkin davalarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) gereği taşınmazın bulunduğu yer yargı makamı yetkili kabul edilir. Ancak anlaşmalı boşanma protokolünden doğan bu tip itilaflarda Yargıtay farklı bir yaklaşım benimsemektedir. Protokoldeki taşınmaz devri yükümlülüğü, doğrudan ayni haktan ziyadeKişisel bir alacak hakkındanKaynaklandığı için, yasal aşamaAynı yerdekiBir tapu davası gibi değil, sözleşmeden doğan bir alacak davası gibi değerlendirilir. Bu sebepleGenel yetki kuralıUygulanır.

Yani, davalı eşin yerleşim yeri yargı makamı yetkili sayılır. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde yasal aşama açılması bu durumda gerekli görülmez. Örneğin protokolde ’daki bir evin devri taahhüdü varsa, davalı eş ’da ikamet ediyorsa, yasal aşama ’daki yetkili mahkemede açılabilir.

Anlaşmalı Boşanma Sonrası Tapu Devri Yapılmıyorsa Ne Yapılmalı?

Anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar mal paylaşımı ve diğer konularda mutabakata vararak bir protokol imzalarlar. Bu protokolde, eşlerden birine ait taşınmazın diğer eşe devredileceği kararlaştırılmış olabilir.

Ancak bazı durumlarda, boşanma davası tamamlandıktan sonra tapu devri gerçekleşmeyebilir. Peki böyle bir durumda ne yapılmalıdır?

Tapu Devrinin Neden Yapılmadığı Tespit Edilmeli

Öncelikle, tapu devrinin neden gerçekleşmediğini anlamak önemlidir. Çoğu zaman problem;

  • Protokoldeki ifadelerin belirsizliği,

  • Tapu dairesine gerekli belgelerin sunulmaması,

  • Karşı tarafın taahhüdünü yerine getirmemesi
    Gibi nedenlerden kaynaklanır.

Tarafların imzaladığıAnlaşmalı boşanma protokolü, mahkemece onaylandığındaIlam niteliğinde belgeHaline gelir. Bu nedenle tapu devri yapılmazsa, protokol doğrudan yasal delil olarak kullanılabilir.

Eğer tapu devri gerçekleşmediyse, ilk aşamadaKarşı tarafla iletişim kurarakProtokoldeki yükümlülüğünü yerine getirmesini talep edebilirsiniz.

Bazı durumlarda teknik veya evrak eksikliğinden kaynaklı basit sorunlar olabilir. Tapu müdürlüğü ile görüşüp eksiklik varsa tamamlamanız gerekir. Ancak karşı taraf yükümlülüğünü yerine getirmemekte ısrar ediyorsa, bu durumdaYasal aşamaBaşlatılması gerekir. Tapu devri yapılmıyorsa,Aile Mahkemesi’nin onayladığı boşanma protokolüDayanak alınarakTapu iptal ve tescil davasıAçılabilir.

Bu yasal aşama,Asliye Hukuk Yargı Makamı’nde görülür. Yargı Mercii, protokoldeki hükmü dikkate alarak taşınmazın yeni malik adına tesciline hüküm verebilir.

Bu süreçte, protokolün ve boşanma kararının kesinleşmiş olması, ayrıca gerekli belgelerin tam hazırlanması önemlidir. Tapu devri işlemi yapılmadığında açılacak yasal aşama, hemAile hukukuHem deGayrimenkul hukukuYönünden uzmanlık gerektirir. Bu nedenle, sürecin sağlıklı ilerlemesi ve hak kaybı yaşanmaması için mutlaka birBoşanma avukatıVeyaGayrimenkul avukatıIle çalışılması tavsiye edilir.

Bir avukat, protokolün doğru yorumlanmasını sağlayacak, gerekli belgeleri hazırlayacak ve davayı takip ederek hakkınızı almanıza yardımcı olacaktır.

Anlaşmalı boşanma sonrası tapu devri yapılmaması, taraflar açısından ciddi mağduriyetlere yol açabilir. Böyle bir durumda,Önce iletişim yoluyla çözüm aranmalı, sonuç alınamazsaTapu iptal ve tescil davasıAçılmalıdır. Bu süreçte profesyonel destek almak, hakkınızı en kısa sürede elde etmenizi sağlar.

Protokolün Delil Değeri

Anlaşmalı boşanmada tarafların imzalayıp hakimin onayına sunduğu protokol, boşanma kararının bir parçası haline gelir. Daha sonra ortaya çıkan itilaflarda bu protokolSon derece güçlü bir delilOlarak kabul edilir.

Yargıtay kararlarında, hakim tarafından onaylanmış boşanma protokolünün adetaYargı mercii içi ikrar(duruşmada yapılan kabullere benzer) niteliğinde olduğu vurgulanmaktadır. Bu yönüyle protokol,Kesin ve bağlayıcı bir delilSayılır. Çünkü protokol, hakim huzurunda tarafların özgür iradeleriyle beyan ettikleri ortak mutabakatın ürünüdür. Bu nedenle, protokol tarafları bağlar ve daha sonra tarafların protokoldeki beyanların aksini iddia etmeleri hukuken son derece güçleşir.

Örneğin, protokolde belirli bir taşınmazın“kullanımının davacı eşe bırakılacağı”Yazıyorsa, yargı mercii bu ifadeyi değerlendirirken tarafların asıl niyetine bakar.

Bu durumda Yargıtay, böyle bir maddeyi mülkiyet devri vaadi olarak değil, davacı lehine birOturma hakkı (sükna hakkı)Tanındığı şeklinde yorumlamıştır. Yani, protokolün lafzından ziyade gerçek irade dikkate alınmış ve o ifadenin taşınmazın mülkiyetini değil sadece kullanımını devretmeyi amaçladığı sonucuna varılmıştır. Bu örnek, protokolün delil değerinin yüksek olmakla birlikte, mahkemenin gerektiğinde protokol metnini yorumlayarak gerçekte neyin kararlaştırıldığını araştırdığını gösterir.

Yasal Aşama Koşulları

Geçerli protokolün varlığı:Tapu iptal ve tescil davası açılabilmesi için öncelikle anlaşmalı boşanma sürecinde taraflarca imzalanmış ve hakim tarafından onaylanarak geçerli hale gelmiş birProtokolBulunmalıdır. Protokol, bir sözleşme olarak genel geçerlilik koşullarını taşımalıdır: İçeriği hukuka, ahlaka, kamu düzenine veya emredici hükümlere aykırı olmamalıdır (Türk Borçlar Kanunu m.27); taraflar fiil ehliyetine sahip olmalı ve iradeleri sakatlanmamış olmalıdır.

Eşlerden biri protokolü yanılma, aldatma veya korkutma (tehdit) sonucu imzaladığını iddia ediyorsa, bu vaziyet protokolün geçerliliğini etkileyebilir.

Ancak böyle birIrade sakatlığıIddiası boşanma hükmü kesinleştikten sonra artık bu tapu davasında dinlenmez. İlgili eşin, protokolün iptali için ayrı bir yasal aşama açması gerekir. Uygulamada, protokol onaylandıktan sonra boşanma hükmü kesinleşene kadar (temyiz süresi içinde) tarafların protokolden cayarak davayı çekişmeli hale getirme imkanı bulunduğundan, protokolün geçerliliğine dair itirazlar çoğunlukla boşanma aşamasında gündeme getirilmektedir.

Hakim onayı ve kararın kapsamı:Anlaşmalı boşanma protokolü, ancak aile yargı makamı hakiminin uygun bulup onaylaması halinde yasal sonuç doğurur. Hakimin onayından geçmemiş bir protokol tarafları bağlamaz ve tek başına tapu iptali-tescil davasına dayanak yapılamaz.

Protokol, mahkemece onaylanmamışsa ve özellikle bir taşınmaz devrini öngörüyorsa, bu durumda taşınmaz devri vaadini içeren bir sözleşmeninNoterde resmi şekildeYapılması koşulu devreye girer.

Yani, hakim onayı olmadıysa protokol sadece birTaşınmaz satış vaadi sözleşmesiHükmündedir ve kanunen geçerli olabilmesi için noter huzurunda düzenlenmiş olmalıdır. Aksi takdirde, şekil şartı eksik olan böyle bir anlaşmaya dayanarak tapu devri talep edilemeyebilir. Dolayısıyla yasal aşama açısından en kritik koşul, protokolün boşanma hükmü veren mahkemece onaylanmış ve hükmün eki haline gelmiş olmasıdır.

Hakimin onayına ek olarak, protokoldekiTaşınmaz devrine dair hükmün boşanma kararının hüküm kısmında (sonuç bölümünde)Açıkça yazılmış olması idealdir. Zira kararın hüküm fıkrasında yer alan ifadeler, ilam niteliğinde olup doğrudan icra edilebilirlik sağlar.

Ancak uygulamada bazı hakimler, protokol hükümlerini kararın hüküm fıkrasına tek tek yazmayıp “protokol, taraflarca aynen kabul edilmiştir” şeklinde atıf yaparak hüküm verebilmektedir.

Bu gibi durumlarda Yargıtay, protokol hükümlerinin hükme aynen geçirilmeyişini tek başına davanın reddi sebebi yapmamaktadır. Örneğin 2024 günlü bir hükmünde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma ilamında protokole dair ifade bulunmamasının davalı eşe bir kurtuluş yolu olamayacağını,Protokolün hakim tarafından uygun bulunduğuna dair kayıtların veya duruşmadaki beyanların bile taşınmazı devretme yükümlülüğünü doğuracağınıAçıkça vurgulamıştır. Yani protokol metninin mutlaka hüküm kısmında yer alması gerekmese de, kararın gerekçesinde veya tutanaklarda hakimin protokolü onayladığına dair unsur olması yeterli görülmektedir.

Özetle, davanın temel koşulları bakımından: Geçerli (hakim onaylı) bir protokol bulunmalı, protokolde öngörülen taşınmaz devri borcu ifa edilmemiş olmalı ve protokol hukuken boşanma kararına entegre edilmiş olmalıdır.

Bu koşullar mevcutsa, protokole dayalı tapu iptal ve tescil davası açılarak hak talep edilebilir.

Mahkemelerin Değerlendirme Kıstasları

Anlaşmalı boşanma protokolüne dayalı tapu iptal ve tescil davalarında, mahkemeler şekil şartlarının ötesine geçerek bazı maddi değerlendirme kıstaslarını göz önünde bulundurur. Yargıtay kararlarından izlenebilen başlıca kriterler şunlardır:

  • Tarafların Gerçek İradesi:Yargı Mercii, protokolde yazılı ifadelere harfiyen bağlı kalmaktan ziyade, tarafların asıl ve ortak niyetini ortaya çıkarmaya çalışır. Özellikle protokoldeki bir hükmün kapsamı tartışmalıysa lafzi yoruma takılmadan, tarafların boşanma sırasındaki beyan ve amaçlarına bakılır. Yukarıda verdiğimiz örnekte olduğu gibi, “taşınmazın kullanımı bırakılacaktır” ifadesinin mülkiyet devri anlamına mı yoksa sadece kullanım hakkı mı sağladığı yorum yoluyla belirlenir.

    Bu sayede yargı mercii, protokolün amacını adil şekilde hayata geçirmeye çalışır.

  • Dürüstlük Kuralı ve Muvazaa:Taraflar arasındaki işlemlerdeDürüstlükIlkesi (TMK m.2) ve muvazaa (danışıklı işlem) yasağı önemli değerlendirme kriterleridir. Davalı eş, protokoldeki yükümlülükten kaçınmak için boşanmanın muvazaalı (danışıklı) olduğunu – yani eşlerin aslında mal kaçırmak amacıyla anlaşmalı olarak boşandıklarını – ileri süremez. Hukuk düzeni “Kimse kendi muvazaasından yararlanamaz” prensibini benimser. Yargıtay, eşlerin kendi aralarındaki danışıklı boşanma iddialarını dinlenmez bulmaktadır.

    Benzer şekilde, davalı eş protokolle üstlendiği borçtan kurtulmak niyetiyle taşınmazı üçüncü bir kişiye devrettiğini savunsa dahi bu savunma da muvazaa yasağına takılır. Yargı Mercii, böyle bir devir işleminin gerçekten alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılıp yapılmadığını inceler.Muvazaa(gizli anlaşma) tespit edilirse, hukuk düzeni muvazaalı işleme geçerlilik tanımaz. Özetle, davalı kendi hileli davranışını bahane ederek sorumluluktan kurtulamaz.

  • Protokoldeki Şartların İncelenmesi:Bazı protokollerde, taşınmaz devri belirli bir şarta bağlanabilir. Örneğin “taşınmazın devri, üzerindeki kredi borcu bittiğinde gerçekleştirilecektir” gibi bir kayıt olabilir.

    Yargı Mercii, böyle bir koşul varsa onun gerçekleşip gerçekleşmediğini titizlikle araştırır. Koşul henüz gerçekleşmemişse, devir borcunun ifa zamanı gelmemiş demektir; bu durumda yasal aşama erken (vadeden önce) açılmış sayılabilir. Uygulamada Yargıtay, protokolde öngörülen koşul gerçekleşmeden açılan davalarda öncelikle şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Dolayısıyla, protokolde bir ön koşul varsa davacı eşin öncelikle o koşulun yerine gelip gelmediğini değerlendirmesi, eğer gelmemişse beklemesi gerekebilir.

    Aksi halde yasal aşama reddedilebilir.

Özel Durumlar

Uygulamada, anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarında bazı özel durumlar ve tartışmalar ortaya çıkabilmektedir:

  • Muvazaa İddiası:Yukarıda değinildiği gibi, davalı eşin kendi muvazaalı davranışına dayanarak sorumluluktan kurtulmaya çalışması hukukça korunmaz. Örneğin eşlerin yalnızca mal kaçırmak amacıyla danışıklı biçimde boşanma hükmü alıp protokol düzenledikleri iddiası mahkemede dinlenmez. Aynı şekilde, protokoldeki yükümlülükten kurtulmak için davalı eşin taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmesi de muvazaalı bir işlem olabilir. Uygulamada, eğer böyle bir üçüncü kişiye devir söz konusuysa davacı eş genellikle bu kişiyi de davaya dahil ederek satışın danışıklı (mış gibi) olduğunu ileri sürer.

    Yargı Mercii, işlemin gerçek bir satış mı yoksa danışıklı bir devir mi olduğunu araştırır. Sonuçta, muvazaalı olduğu saptanırsa üçüncü kişiye yapılmış satış işlemi geçersiz sayılabilir ve tapu kaydı iptal edilerek taşınmaz eşe devredilir.

  • Üçüncü Kişiye Satış ve Terditli Talep (Bedele Dönüşüm):Bazı durumlarda davalı eş, protokolde devretmeyi taahhüt ettiği taşınmazı yasal aşama öncesinde gerçekten üçüncü bir kişiye satmış olabilir. Eğer bu satış iyi niyetli bir üçüncü kişiye yapıldıysa veMuvazaalıDeğilse, artık taşınmazı aynen geri almak çoğu zaman mümkün olmaz. Bu durumda davacı eş, yasal aşama dilekçesindeTerditli(kademeli) talep ileri sürerek, tapu tescili mümkün olmazsaTaşınmazın bedelinin ödenmesiniIsteyebilir.

    Uygulamada bu, aynı yasal aşama dilekçesinde “öncelikle tapu iptal ile tescile, bu talep kabul görmezse taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği tarihteki rayiç (piyasa) değerinin davalıdan tahsiline hüküm verilmesi” şeklinde taleple sağlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de yakın günlü bir hükmünde, protokole konu taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse mahkemenin taşınmazınRayiç değeriniTespit ederek davacıya ödenmesine hüküm vermesi gerektiğini belirtmiştir. Bu yaklaşım, aynen tescil imkânsızlaştığında davacının mahrum kaldığı değerin tazmin edilmesini sağlar.

    Uygulamada avukatlar, taşınmazın başkasına devredildiğini öğrendiklerinde dilekçelerinde terditli talebe yer vererek müvekkillerinin haklarını güvence altına almaktadır.

  • Taşınmaz Üzerindeki İpotek veya Haciz:Protokolde devri kararlaştırılan taşınmaz üzerindeIpotek, hacizGibi takyidatlar (kısıtlayıcı şerhler) bulunması da sık rastlanan bir durumdur. Kural olarak bu tür takyidatlar mülkiyetin devrine engel teşkil etmez. Yargıtay, taşınmazın üzerindeki ipotek varlığının tek başına devri imkânsız hale getirmeyeceğini, dolayısıyla mahkemenin sadece ipotek bulunduğu gerekçesiyle tapu tescil talebini reddedip yerine bedel ödenmesine hükmetmesini hatalı bulmuştur. Başka bir deyişle,Taşınmaz ipotekli de olsa devredilebilir; ipotek yeni malik bakımından aynen devam eder.

    Bu sebeple, davacı eş sırf taşınmazda banka ipoteği var diye bedel talebine mahkum edilmemelidir. Yargı Mercii, mümkünse tapu iptal ve tescile hüküm vermeli; ipotek veya haciz gibi şerhler tapu kaydında kalmaya devam edecektir.

  • Harç ve Masraflar:Tapu iptal ve tescil davaları, değeri yüksek taşınmazlarla ilgili olsa bileNispi harcaTabi değildir. Aile hukukundan kaynaklanmaları ve boşanma ilamına dayanmaları nedeniyleMaktu harç(sabit harç) ödenerek açılmaları gerekir. Yargıtay, protokole dayalı bu tür davaların kendine özgü niteliği nedeniyle maktu harca tabi tutulacağını içtihat etmiştir.

    Nitekim aile mahkemesinin protokole dayalı tapu tescil talebini değerlendirirkenNispi harçUygulaması, Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmıştır. Bu nedenle, davayı açarken harcın sabit miktar üzerinden yatırılmasına dikkat edilmelidir. Davanın sonunda da hüküm, taşınmaz değeri üzerinden harçlandırılmamalıdır. Aksi bir uygulama halinde Yargıtay kararıyla düzeltileceği unutulmamalıdır.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma protokolünden doğan tapu iptal ve tescil davaları, boşanma protokolünün yasal niteliğine ve boşanma yargılamasındaki yerine göre şekillenen özel tür davalardır.

Protokol, aile mahkemesince onaylanıp boşanma kararının ayrılmaz parçası haline gelmişse, sonraki aşamada protokol hükümleri taraflar için bağlayıcıdır ve güçlü bir delil teşkil eder. Mahkemeler, şeklen geçerli protokollerde bile taraflarınGerçek iradesini,Dürüstlük kuralınıVeHakkaniyetiGöz önünde bulundurarak hüküm vermektedir.

Davanın aile hukukundan kaynaklanması nedeniyleGörevli mahkemeninDoğru tespiti (Aile Yargı Makamı mi yoksa Asliye Hukuk mu olacağı) hayati önem taşır. Aynı şekilde, taşınmazın bulunduğu yer yargı makamı yerineGenel yetkili mahkemedeYasal aşama açılabileceği unutulmamalıdır. Protokol onaylanmamışsa veya resmi şekle uygun değilse, ne yazık ki tapu devri için bu davayı açmak mümkün olmayabilir.

Bu durumda ancak genel hükümler çerçevesindeBoşanmada mal paylaşımı davasıVeya katkı payı alacağı gibi talepler değerlendirilebilir.

Neticede, anlaşmalı boşanma protokolü ile kararlaştırılan mal paylaşımı taahhüdünün yerine getirilmemesi halinde, protokole dayalı tapu iptal ve tescil davası etkin bir yasal yoldur. Bu yasal aşama sayesinde eş, protokolde kendisine vaat edilen taşınmazı elde etmeyi veya mümkün olmuyorsa değerini tazmin almayı hedefler. Sürecin sağlıklı ilerlemesi için hemAile hukukuHem deGayrimenkul hukukuAlanında deneyimli bir uzman desteği almak, hak kayıplarını önlemek açısından faydalı olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma protokolünde kararlaştırılan mal devri yapılmazsa ne olur?

Eğer anlaşmalı boşanma protokolü ile bir malın (örneğin bir evin) belirli bir eşe verileceği kararlaştırılmış ve boşanma gerçekleştikten sonra diğer eş bu malı devretmemişse, protokole dayanarakTapu iptal ve tescil davasıAçılabilir. Bu yasal aşama ile mahkemeden, ilgili taşınmazın mevcut tapu kaydının iptali ve protokolde hakkı olan eş adına tescili talep edilir.

Kısaca, protokoldeki mal paylaşımı mutabakatı yerine getirilmezse mağdur eş, yargı mercii kararıyla bunu zorla uygulatabilir.

Tapu iptal ve tescil davası nedir?

Tapu iptal ve tescil davası, bir taşınmazın tapu kaydının geçersiz hale getirilip doğru kişi adına yeniden kayıt yapılması (tescil edilmesi) için açılan davadır. Boşanma protokolünden kaynaklanan durumlarda bu yasal aşama, protokol gereği devredilmesi gerekenTaşınmaz mülkiyetinin zorla karşı tarafa geçirilmesiniSağlamaya yöneliktir. Örneğin protokolde evin kadına bırakılacağı yazıyorsa ancak koca evi devretmiyorsa, kadın bu davayı açarak tapu kaydının iptalini ve kendi adına tescilini talep eder.

Protokolden doğan tapu iptal davasına hangi yargı mercii bakar?

Bu davaya kural olarakAile Yargı MakamıBakar. Çünkü anlaşmalı boşanma protokolü, aile hukuku kapsamındadır.

Aile Yargı Makamı bulunmayan yerlerde yasal aşama, Aile Yargı Makamı sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Ancak dikkat: Eğer protokol boşanma davasında hakime sunulmamış veya hakim tarafından onaylanmamış ise (yani boşanma ilamının eki değilse), artık aile hukuku sayılmaz. Bu durumda protokol, normal bir sözleşme gibi değerlendirileceğinden görevli yargı merciiAsliye Hukuk Yargı MakamıOlacaktır.

Yasal Aşama, taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemede mi açılmalıdır?

Genellikle taşınmaz davaları taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır; ancakAnlaşmalı boşanma protokolüKaynaklı davalarda vaziyet farklıdır. Yargıtay içtihatlarına göre, protokolden doğan tapu devri yükümlülüğü kişisel bir alacak hakkı niteliğindedir.

Bu nedenleGenel yetki kuralıUygulanır: Yasal Aşama, davalı eşin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde açılabilir. Yani taşınmaz örneğin farklı bir şehirde olsa bile, davalı nerede ikamet ediyorsa oradaki Aile Yargı Makamı yetkili kabul edilir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması mecburi değildir.

Boşanma protokolü hakim tarafından onaylanmazsa ne olur?

Hakim onayı olmadan protokol, boşanma hükmünün parçası haline gelmez. Bu durumda protokol, taraflar arasında sıradan bir anlaşma niteliğindedir ve aile yargı makamı kapsamında değerlendirilemez.

Özellikle protokolde bir taşınmaz devri öngörülüyorsa, buSatış vaadiAncakNoterde resmi şekildeYapılmışsa geçerli sayılır. Hakimce onaylanmamış ve noter şartını da taşımayan bir protokole dayanarak taşınmaz devri talep etmek mümkün olmayacaktır. Böyle bir durumda protokole dayalı tapu tescil davası açılamaz; eşin hakkını araması için genel hükümlere göre farklı bir yasal aşama (örneğinMal paylaşımı davasıVeya alacak davası) açması gerekebilir.

Protokoldeki taşınmaz devri bir şarta bağlıysa yasal aşama açılabilir mi?

Protokolde, taşınmaz devrinin belirli bir koşul gerçekleştiğinde yapılacağı belirtilmiş olabilir (örneğin “evin devri, kredi borcu bitince gerçekleşecektir” gibi). Eğer böyle birKoşulVarsa, öncelikle bu şartın gerçekleşmiş olması gerekir.

Koşul henüz gerçekleşmedi ise, henüz devrin zamanı gelmediği için yasal aşama açmak erken olacaktır. Bu durumda yargı mercii, davanınErken (vadesi gelmemiş bir alacak için)Açıldığını değerlendirip reddedebilir. Bu nedenle, protokoldeki koşulun yerine gelip gelmediği kontrol edilmeli; koşul gerçekleştiğinde yasal aşama açılmalıdır.

Eşim protokole rağmen taşınmazı başkasına sattı, ne yapabilirim?

Davalı eş, protokolde devretmeyi taahhüt ettiği taşınmazı boşanma sonrasında bir üçüncü kişiye satmış olabilir. Bu durumda iki ihtimal vardır:

  • Eğer üçüncü kişiye satış işlemi sizin hakkınızı engellemek amacıyla danışıklı yapıldıysa (Muvazaalı satış), yasal aşama dilekçenizde üçüncü kişiyi de dahil ederek bu satışın geçersiz olduğunu ileri sürebilirsiniz.

    Yargı Mercii satışın muvazaalı olduğunu tespit ederse tapu iptali yapıp taşınmazı yine sizin adınıza tescil edebilir.

  • Eğer satış gerçekten iyi niyetli bir üçüncü kişiye yapılmışsa ve iptali mümkün görünmüyorsa, bu durumda yasal aşama dilekçenizdeAlternatif talepOlarak taşınmazın bedelini isteyebilirsiniz. Yargı Mercii, taşınmazın satış tarihindekiPiyasa değeriniHesaplayıp bu tutarın size ödenmesine hüküm verebilir. Böylece, taşınmazı aynen alamazsanız dahi parasal karşılığını talep edebilirsiniz.

Taşınmaz üzerinde ipotek varsa tapu iptal davası açılabilir mi?

Evet, taşınmazın üzerinde banka ipoteği veya haciz gibi şerhler bulunması davayı açmaya engel değildir. İpotekli bir taşınmaz, ipoteğiyle birlikte devredilebilir.

Yargı Mercii,Ipotek varDiye tapu tescil talebini reddetmemelidir. Bu durumda hüküm verilirse, taşınmaz ipotekli haliyle yeni malik adına tescil edilir; ipotek hakkı alacaklı lehine tapuda kalmaya devam eder. Yani ipotek, o malın devrine mani olmaz. Siz tapuyu aldıktan sonra da ipotek borcu ödenene dek ipotek sürer.

Özetle ipotek veya haciz, davayı kazanıp tapuyu almanıza tek başına engel teşkil etmez.

Tapu iptal ve tescil davasında harç ne kadardır?

Bu yasal aşama, birMal paylaşımıAnlaşmazlığından doğduğu içinMaktu harçIle açılır. Yani davayı açarken taşınmazın değeri üzerinden yüksek bir harç ödemezsiniz; sabit (nispeten düşük) bir başvuru harcı ödenir. Aynı şekilde, davayı kazandığınızda hüküm için nispi harç hesaplanmaz. Örneğin evin değeri çok yüksek olsa bile, yasal aşama aile hukuku kaynaklı olduğu için harç maktu olacaktır. (Güncel maktu harç tutarları her yıl belirlendiğinden, avukatınıza veya yargı mercii veznesine danışarak o yılki tutarı öğrenebilirsiniz.) Kısaca bu yasal aşama, normal bir tapu davası gibi değerlendirilmeyip anlaşmalı boşanmanın devamı sayıldığından cep yakan harçlar söz konusu değildir.

Bu davayı açmak için bir süre sınırı var mı?

Boşanma protokolünden kaynaklanan tapu devri yükümlülüğü için kanunda özel birHak düşürücü süreÖngörülmemiştir.

Ancak genel olarak, protokole dayalı talepler10 yıllık zamanaşımıSüresine tabi olabilir. Yani eşiniz protokoldeki yükümlülüğü yerine getirmediyse, en geç 10 yıl içinde tapu iptal ve tescil davasını açmanız tavsiye edilir. (Türk Borçlar Kanunu’na göre sözleşmeden doğan borçlarda zamanaşımı genellikle 10 yıldır.) Boşanma kararınız kesinleştikten sonra mümkün olan makul bir süre içinde harekete geçmek hak kaybını önlemek açısından en iyisidir. Çok uzun süre beklenip yasal aşama açılmazsa, karşı taraf zamanaşımı itirazında bulunabilir. Bu nedenle, protokol uygulanmadığında vakit kaybetmeden yasal yollara başvurmak önemlidir.

Anlaşmalı boşanma protokolü ile normal mal paylaşımı davası farklı mı?

Evet, farklıdır.Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanma sırasında tarafların mal paylaşımı da dahil her konuda uzlaşıp bunu yazılı hale getirmesidir.

Bu protokol hakimin onayıyla hüküm haline gelir ve boşanma sonrası aynen uygulanması beklenir. Protokol uygulanmazsa yukarıda anlattığımız özel tapu tescil davası açılır.

Boşanmada mal paylaşımı davasıIse (mal rejimi tasfiyesi davası olarak da bilinir) anlaşmalı boşanma olmadığında veya protokolde kararlaştırılmayan mal talepleri için açılan ayrı bir davadır. Mal paylaşımı davasında eşler arasındaki edinilmiş mallar genel hükümlere göre paylaştırılır; bu yasal aşama nisbi harca tabidir ve daha kapsamlı bir hesaplama süreci içerir. Özetle, protokol varken işler daha kolay ve protokole göre yürür; protokol yoksa mal paylaşımı için ayrı bir yasal aşama süreci gerekir.

Her iki durumda da Aile Yargı Makamı görevli olmakla birlikte, protokole dayalı davalar daha spesifik ve protokol şartlarıyla sınırlıdır.