Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:

Anayasa Mahkemesinin trafik sigortası ile kanunu iptaline ilişkin yasal incelemedir.

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

ANAYASA MAHKEMESİNİN 6704 SAYILI YASANIN BAZI MADDELERİNİ İPTALİ NEDENİYLE DEĞİŞMESİNİN HUKUKİ DEĞERLENDİRİLMESİ

25.04.2016 yürürlülük günlü 14.04.2016 günlü ve 6704 sayılı Trafik Sigortası Mecburi Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) hakkında yapılan yasal düzenleme;

“MADDE 90- Mecburi mali sorumluluk sigortası kapsamındaki ödenekler bu Yasa veBu Yasa çerçevesinde hazırlanan genel şartlardaÖngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu ödenekler ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Yasa veGenel şartlardaDüzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 günlü ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.”

MADDE 4 –2918 sayılı Yasanın 92 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen ödenek talepleri,

H) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan ödenek talepleri,

I) Bu Yasa çerçevesinde hazırlanan mecburi mali sorumluluk sigortası genel koşulları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.”

MADDE 5 –2918 sayılı Yasanın 97 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 97- Zarar görenin, mecburi mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde yasal aşama yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin itilaf olması hâlinde, zarar gören yasal aşama açabilir veya 5684 sayılı Yasa çerçevesinde tahkime başvurabilir.”

MADDE 6 –2918 sayılı Yasanın 99 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu” ibaresi “mecburi mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri” şeklinde değiştirilmiştir.

(Anayasa yargı makamı vasıtasıyla 2019-40 esas ve 2020-40 hüküm sayılı,17.07.2020 hüküm günlü ve 09.10.2020 Resmi gazetede yürürlülük günlü hükmüne göre Anayasa Yargı Makamı vasıtasıyla iptal edilen yasa maddeleri yukarıda üzeri kırmızı çizgili ve kırmızı olarak gösterilmiştir. )

Anayasa Mahkemesince iptal edilmeyen düzenlemeler;

1-Dava için 15 günlük başvuru koşulu,

2-Tek taraflı vefatlar nedeniyle sigortalının kusuruna denk gelen ödenek talepleri,

3-Hazine müsteşarlığının genel koşulları düzenleme yetkisi,

4-Sigorta şirketine başvuru için gerekli belgelerin sigortaya sunulması,

5-Sigortalının sorumluluk kapsamında olmamayan ödenek talepleri,

Anayasa Yargı Makamı, yerel mahkemeler ve Bölge Adliye mahkemeler sigorta aleyhine açılan davalarda derdest davalarda 6704 Sayılı Yasa düzenlemesinin T.

C. Anayasa’sına

Aykırılıklar içermesi nedeniyle yürütmeyi durdurma talepli olarak 6216 Sayılı Yasanın 40. Maddesi gereği bekletici mesele yaparak Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.

Bu başvurulardan bir taneside tarafı olduğumuz derdest yasal aşama olup Bölge Adliye Mahkemesinin ara hükmüneburadanulaşabilirsiniz.

Yerel mahkemelerin ve Bölge Adliye Mahkemelerinin görülmekte olan bir yasal aşama için uygulanacak 6704 Sayılı Yasa Hükümlerinin anayasaya aykırı bulunması kanısına varılması ve bu nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne intikal ettirilmesi ile başlayan somut norm denetimi mümkün hale gelmiştir.

Anayasa Mahkemesinin gerekçeleri incelendiğinde, idareye temel hakları sınırlayan takdir yetkisi verildiğine, ödenecek tazminatların azaltılması ile mülkiyet hakkının zedelendiğine, vatandaşların maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirilmesinin engellendiğine, taraflar arasında ölçüsüzlük verecek şekilde idareye takdir yetkisi tanındığı gibi gerekçelerle Anayasanın 5. 13. 17. 35. Ve 48 maddesi gereği kanunu düzenlemeyi iptal etmiştir.

Kısacası, Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu gereği mağdur davacı kişilerin sorumlu araç sürücüsü ve işleteni (malik vd) karşı talepleri ile sorumluluk poliçesini düzenleyen sigorta şirketlerinin ödeyeceği ödenek arasında fark olamaz hüküm verilmiştir.

Örnek; Sigorta şirketleri Erişkinlere İlişkin Engellilik Yönetmeliğine göre ödenek öderken vatandaşlarımız Meslekte Kazanma ve Çalışma Gücü Kaybı Yönetmeliğine göre ödenek ödemektedir. % 10 olan Erişkinlere ilişkin yönetmelik gereği rapor çalışma gücüne göre % 18 olabilir. Sigorta şirketi % 10

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Rapora göre ödeme yapıp sorumluluktan limit 410.000 TL’si ise 100.000 TL ödeyerek kurtulurken vatandaş 80.000 TL daha teminat limiti dahilinde sigorta şirketi ödeme yapmamasına rağmen cebinden para ödemek zorunda kalabiliyordu. Ayrıca hiç bir mesleğin ve yaşın dikkate alınmadığı herkesin aynı değerlendirildiği bir engellilik yönetmeliğine göre ödeme yapmak hakkaniyetli bir sonuç doğurmamaktaydı. Çünkü bu vaziyet ödenek hukukun genel ilkelerine aykırı bir durumdur.

Zarar, kişinin mesleği, yaşı, mesleğine göre kazanma gücü değerledirilmeden hesaplanan engellilik yönetmeliğine göre hesaplanıp karşılanmaya çalışılması hakkaniyetli değildir.

Anayasa Mahkemesinin yasa iptali ne anlama gelmektedir?

1-Sigorta şirketinin ödeyeceği ödenekler Karayolları Trafik Kanununa ve Borçlar Kanunu haksız fiile ilişkin hükümler çerçevesinde ödenecektir. Tek taraflı olarak idareye geniş yetki vererek hazırlanan genel şartlar, tazminatların ödenmesinde geçerli bir mevzuat hükmü olmayacaktır. Genel şartların, KTK ve Borçlar Kanunu haksız fiillere ilişkin hükümlerine aykırı olan hükümleri mahkemeler vasıtasıyla dikkate alınmayacaktır. Genel şartlar, hakların sınırını çizen bir düzenleme değil kanuna uygun bir düzenleyici bir işlem hüviyeti kazanmıştır. 6704 sayılı kanunla genel şartlar yasanın, yargıtay ibk kararlarının üzerine bir normlar hiyelarjisine sokulmuştu.

İdare tek taraflı bu değişiklikleri yapmakta ve bu değişiklikler yargı mercileri Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararlarına göre bağlayıcı olmaktaydı.

2-Sigorta Genel Koşulları yeniden düzenleyip Anayasa Yargı Makamı hükmüne uygun hale gelmelidir. Aksi halde kanuna aykırı genel şartlar ile sigorta poliçeleri vatandaşa sunulmuş olacaktır.

3-Trafik Sigortası Genel Şartlarda ne değişmelidir?

1-Yargıtay kararlarına ve ödenek hukukun genel ilkelerine uygun olarak meslek ve yaşın kullanıldığı maluliyet tespiti olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü yönetmeliğine göre ödeme yapılır. “Trafik Sigortası A-5- Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda hazırlanan sağlık kurulu raporu dikkate alınır” hükmünün ve eklerindeki maluliyet tespiti için hükümlerin geçerliliği artık kalmamıştır. Bu nedenle mahkemeler, sigorta tahkim kurumu artık Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliğini uygulaması gerekir.

2-Yargıtay Kararları uyarınca ödenek hesaplamalarında sigorta genel koşulları ekinde yer alan;

Sürekli sakatlık ödeneği hesaplaması, vefat ödeneği hesaplaması dikkate alınmayıp KTK, Borçlar Kanunu haksız fiillere ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Bu değişiklik sebebiyle sigorta

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Şirketlerinin hesaplayıp ödemiş olduğu 01.06.2015 sonrası poliçelerle ilgili hasar ödemelerinin bor çoğunda eksik bakiye ödemeleri çıkması kaçınılmazdır.

Çünkü;

1-TRH 2010 tablosu yerine Yargıtay vasıtasıyla kabul edilen PMF 1931 tablosu kullanılacaktır,

2-Teknik faiz 1,8 yerine progresif rant yöntemi ile % 5 artırılıp % 5 azaltma uygulanacaktır,

3-Kişinin geliri olarak vergilendirebilir gelir gerine emsal meslek ücreti dikkate alınacaktır,

4-Bakıcı gideri ödeneği tek limite dahil edilmişken yeni kararla iki limitten bakıcı gideri ödeneği alınacaktır

Fakat;

1-Kesinleşmiş yargı mercii hükmü ile ödeme alan,

2-Sigorta Tahkim Komisyonu hükmü ile ödeme alan,

3-Arabuluculuk ile ödeme alan,

4-Avukatlık Kanunu 18-A ile ödeme alan,

5-İbraname hak düşürcüsü süre gereği ibraname imzalanıp ibra üzerinden 2 yıl geçtikten sonra hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle yeniden fark ödemesi alamayacaktır.

Anayasa Yargı Makamı hükmü kural olarak geçmişe yürümez. Bunun sebebi kazanılmış hakları korumaktadır. Fakat, yargıtay içtihat birleştirme kararları gereği bu vaziyet ancak kesinleşmiş yargı mercii kararları için geçerlidir. Bu yargı mercii kararlarına güvenerek ödeme yapmış sigorta şirketleri açısından kazanılmış bir hak oluşmaktadır.

Anayasa Yargı Makamı kararlarının geçmişe yürümemesinin gerekçesi olarak gösterilen, yasal güvenlik ve istikrar, adalet, kamu düzeni ve kamu yararı gibi temel kavramlar burada geçmişe yürürlüğün de gerekçesi olarak değerlendirilebilir. Geçmişe yürümezliğin diğer gerekçesi “kazanılmış hak” kavramı gösterilmekle birlikte, iptal edilen yasanın geçmişe yürümemesi halinde bu sefer “hak kaybı” hususu gündeme geleceğinden, bu vaziyet da iptal hükümlerini geçmişe yürümesi gerektiğini göstermektedir. Sigorta şirketleri eğer kesinleşmiş kararlara göre ödeme yapmışsa artık onlar açısından iptal edilen yasa maddelerine göre yeniden ödeme yapma gündeme gelmeyecektir.

Kesinleşmiş bir hüküm olmadan henüz istinaf ya da yargıtay incelemesindeki dosyalar için nasıl bir vaziyet olacaktır?

Sigorta Tahkim Komisyonunda aldığı karara itiraz edilen ve itiraz kararıda temyiz edilen (yeni yibk göre) başvuran bu yeni düzenlemeden yararlanacak mıdır? Erişkinlere ilişkin yönetmelik hükümlerine göre % 5 maluliyeti olan fakat çalışma gücü ve meslekte kazanma gücüne göre % 15

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Olabilecek başvuru sahibi için yeniden hak söz konusu mudur?

Bu hususa cevap vermek için öncelikle karara hangi tarafın itiraz ettiği değerlendirilmelidir. Eğer sadece sigorta şirketi itiraz etmişse, başvuru sahibi için herhangi bir itiraz söz konusu olmayıp onun açısından kesinleşme söz konusu ise bana göre yeniden değişen yasa düzenlemesinden yararlanamayacaktır. Ancak başvuru sahibi ya da yargı merciinde davacı verilen hükmü istinafa taşımış ya da temyiz etmiş ise onun açısından kesinleşmiş bir yargı mercii hükmü olmadığı dikkate alındığından sigorta şirketi açısından kazanılmış hak oluşmayacaktır.

İbraname üzerinden 2 yıl geçmişse hak düşürücüsü süre geçmiş olan olan dosyalarda yeni bir maluliyet artışı yoksa, kusur değişikliği gibi ödenek ödenmesine değiştirecek bir vaziyet yoksa 2 yıllık hak düşürücüsü süre söz konusu olması sebebiyle yeniden yasa iptali nedeniyle ek ödeme talep etmesi söz konusu olamaz. Bu vaziyet zaten ibraname ile heyet raporu (özürlülük ölçütüne göre) alan başvuru sahipleri için de geçerli bulunmaktadır. 2 yıllık süre2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi 1. fıkrası hükmü, bir kaza olmadan ve zarar doğmadan önceye ilişkin iken, 2. fıkrası hükmü kaza olduktan ve zarar gerçekleştikten sonra, bir yasal aşama açılmadan önce veya yasal aşama sırasında taraflar arasında yapılan anlaşma ve uzlaşmalara ilişkindir.

Karoyolları Trafik Kanunu Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar: Madde 111 – Bu Kanunla öngörülen yasal sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaş-malar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Zarar gören, kendisine ödenen tazminatın, sonradan gerçek zararını karşılamadığını ve yetersiz olduğunu öğrenmişse ya da böyle bir inanca varsa, iki yıl içinde anlaşmanın iptalini isteyebilecektir. Bu iki yıllık süre, zamanaşımı süresi değildir “hak düşürücü

Süre” olması bu nedenle kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK’nun 109. maddesindeki zamanaşımı sürelerinden faydalanma imkanı yoktur, iki yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümü ile ilgili talep edemeyecektir.

Böyle bir vaziyet söz konusu değilse, 2 yıl geçmemişse ek ödeme yeniden alabilme imkanı vardır. İbraname imzalanmadan alınan ödemeler için zaten anlaşma olmadığından yeniden zamanaşımı dolmadıysa olayın özelliklerine göre ödeme alınabilir.

Sigorta şirketleri Arabuluculuğun yaygınlaşması ile beraber ödemeleri ihtiyari arabuluculuk ile uyuşmazlığı çözümünü artırmıştır. Bu açıdan arabuluculuk ile ilgili olarak anlaşma tutanağında yer olan anlaşılan hususlarla ilgili olarak yeniden ek ödeme alma imkanı yoktur. Arabuluculuk tutanaklarında; sürekli iş görmezlik, geçici iş görmezlik, sürekli ve geçici bakıcı giderleri, tedavi giderleri kapsam içine alındığı için yasa iptalinin sağladığı yasal imkanlarından yararlanılmayacaktır.

Aynı vaziyet geçerli bir şekilde AVUKATLIK KANUNU 18-A a göre yapılan ödemeler içinde geçirlidir. Anlaşma tutanağında olmayan talepler için iptal edilen yasa düzenlemesinin sağlayacağı yasal sonuçlardan yararlanabililir.

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Sigorta Tahkim Komisyonu kararları, ilam hükmündedir. Bu nedenle uyuşmazlığı kesin olarak tahkim hükmü neticesinde çözüme kavuşturmaktadır. Fakat, talep gereği kararda yer almayan bir hususla ilgili yeniden Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuracağı gibi yeniden yasal aşama açılabilir.

Başvuru sahibi sadece sürekli iş görmezlik nedeniyle sigorta tahkim komisyonuna başvuru yapmışsa, iptal edilen yasa gereği daha önce kapsam dışında bırakılan geçici iş görmezlik içinde yeni bir başvuru yapabilir. Ya da geçici ve sürekli bakıcı gideri ile ilgili sigorta tahkim komisyonunda bir başvurusu yoksa ve bu talepler için zamanaşımı söz konusu değilse yeniden talep edebilir. Geçici bakıcı gideri, yeni genel şartlar ile kapsam dışında bırakılmış olup genel şartlar yerine haksız fiil sorumluluğu geçirli olacağından geçici bakıcı giderinden de sigorta şirketlerinin sorumluluğu ortaya çıkacaktır. Sürekli bakıcı gideri ise tedavi giderleri teminat limitinden (daha önce yargıtay kararları kabul edilen) kapsamı dışına alınıp sadece sürekli iş görmezlik ile beraber tek teminat limitine dahi edilip karşılıksız hale getirilmişti.

Bu iptal ile sürekli iş görmezlik teminat limitini tahsil eden başvuran, zamanaşımı dolmadıysa sigorta tahkim komisyonuna başvurarak, hasar başvurusu yaparak ya da yasal aşama yolu ile tedavi giderleri teminatından ödeme alabilmesi yolu açılmıştır. Tedavi giderleri teminatı, yargıtay içtihatlarına göre bakıcı giderinin ödenmesi gereken teminattır. Mahkemeler KTK ve BK uyarınca hüküm vereceğinden daha önce emsaller gereği hüküm vermesi, genel şartlar gereği hüküm vermemesi gerekir. Aynı şekilde sigorta tahkim komisyonu içinde bu vaziyet geçirlidir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus genel zamanaşımının, hak düşürcüsü sürenin tespitidir.

Sigorta Tahkim Komisyonundan % 25 kusura göre ödeme alındıktan sonra kesin bir yargı mercii hükmü ya da adli tıp raporu gereği kusur raporunun % 100 e dönmesi halinde artık yeni bir vaziyet oluştuğundan ödeme iptal edilen yasanın getirdiği hükümlere göre % 75 ödeme yapılacaktır. Aynı şekilde % 10 maluliyeti olan (özürlülük ya da erişkinlere göre) sonra yapılan

Ameliyatlar, tedaviler gibi gelişen bir vaziyet nedeniyle maluliyeti % 20 çıkan bir vatandaşımız yasal aşama, tahkim ile ödeme alsa bile yeniden ödeme alabilir. Burada karıştırılmaması gereken husus, % 10 özürlülük ölçütüne göre tahkim y ada yargı mercii hükmü çıkmışsa çalışma gücüne göre % 20 rapor olsa bile burada maluliyet artışı yoktur. Maluliyet artışı, maluliyet raporlarının tespit edildiği mevzuat hükümlerinin değişmesi sonucu ya da farklı hastaneler, adli tıp kurumlarında çıkan raporların artması değil kişinin maluliyetinde gelişen vaziyet (ameliyat, tedavi) nedeniyle maluliyet artışıdır. % 10 rapora göre (özürlülük, erişkinlere ilişkin engellilik) ödeme alan bir vatandaşımız iptal edilen yasa gereği çalışma gücü kaybım % 20 maluliyet artışım olması söz konusu diye ek ödeme alamaz.

Tabi bu vaziyet yasal aşama ve tahkim gibi kesinleşmiş hükümler için geçirlidir. 2 yıl hak düşürücüsü süre geçmediyse özürlülük ölçütü ya da erişkinlere ilişkin engellilik göre ödeme almış vatandaşlarımız hak düşürücüsü süre geçmeden 2 yıl içinde iptal edilen düzenleme gereği çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü yönetmeliğine göre ödeme alabilir. Bu ayrımda dikkat edilmesi gereken hususlar tabi ki somut dosyaya göre değişecektir.

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Sigorta şirketleri artık dayattığı genel şartlar düzenlemesinden vazgeçmelidir. İki taraflı bir sözleşme olan trafik sigortası poliçesinin trafik sigortasının var oluş amacı nedeniyle vatandaşın aleyhinde değişikliklere sürekli uğraması telafisi güç sonuçlara neden olacaktır. Diğer taraftan sigorta şirketlerinde bu poliçeler nedeniyle yüksek hasar ödemeleri yapması mali olarak sorunları beraberinde getirmektedir.

Sigorta primlerinin artırılması ile de vatandaş yüksek sigorta primi ödeme ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu açıdan hem vatandaşın ödenek ödemelerinde mağdur edilmemesi, hem sigorta şirketlerinin mali durumunun riske girmemesi hem de poliçe primlerinin vatandaşımızı ekonomik olarak zor duruma düşürmemesi gerekir. 24 Nisan 2016 günlü 6704 sayılı düzenleme bu dengeyi sigorta şirketi lehine çok değiştirmiştir. Yargıtay 17. Hukuk dairesi kanunu geçmişe yürüterek vatandaş aleyhine mağduriyeti daha çok artırmıştır. 1 Haziran 2015 günlü düzenlemenin şimdi olduğu gibi kanuni dayanağı yoktu. 24 Nisan 2016 tarihinde kanuni bir dayanak ile sigorta şirketi lehine bir düzenleme meydana gelmiştir. 2918 Sayılı Yasanın ödenek ödemelerinde genel koşulları dikkat alınması gerektiği ile ilgili düzenleme 09 EKİM 2020 tarihinde iptal olması ile birlikte genel şartların öncelikli uygulanması imkanı kalmamıştır.

Ancak KTK ve BK değiştirici değil bu kanunların uygulanması için açıklayıcı bir hüviyet kazanmıştır. Genel şartlar artık KTK, BK, YİBK gibi üstlere aykırı olamaz. Hazine Müsteşarlığı acilen Trafik Sigortası Genel şartlarını Anayasa Mahmesinin iptal hükmü gereği KTK ve BK, YİBK uygun hale getirmelidir. Aksi halde uygulamada bir çok problem meydana gelecektir.

Hazine Müsteşarlığı, trafik sigortası genel şartlarında değişiklik yapmasa bile artık Anayasa Yargı Makamı iptal hükmü gereği uygulanma imkanı yoktur.

Bu nedenle mahkemeler, sigorta tahkim

Komisyonu 1 Haziran 2015 öncesindeki emsallere göre hüküm vermek zorundadır. Aksi halde bu hükümler istinaf ve yargıtay incelemesinde bozulması gerekir.

Vatandaş-Sigorta Şirketleri dengesi yeniden kurulmalıdır. Bunun için bir çok altyapı düzenlemesi gereklidir. Maluliyet tespitlerinin, artık devlet hastenelerinde yapılması mümkün değildir.

Çünkü Erişkinlere ilişkin Engellik Yönetmeliği için raporlar düzenleyen devlet hasteneleri Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü raporlarını düzenleme yetkisi yoktur. Bu raporlar Adli Tıp Kurumu ve Üniversite Hastenelerinin Adli Tıp birimleri vasıtasıyla ancak düzenlenmektedir. Bu açıdan Kazaya ilişkin vaziyet bildirir rapor alınması gerektiği ile ilgili erişkinlere ilişkin yönetmeliğin bir işlevi kalmamıştır. Maluliyet tespiti, uzmanlık gerektiren bir alandır.

Hastanelerde adli tıp uzmanları yerine sürekli değişin sağlık kurullarında bu değerlendime yapılması pek mümkün değildir. Bu açıdan bölgesel adli tıp kurumlarının kurulması, bedeni hasarlara ilişkin mahkemelerin açılması, sigorta tahkim komisyonunun yeniden revize edilmesi gerekmektedir. Ayrca bedeni maluliyet eksperi hususunun maddi eksperler gibi bedeni hasarlar alanında yeniden girmelidir.

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Sigorta şirketleri, vatandaşa yeni yönetmeliğe göre hastaneye sevk yazısı yazıp o vatandaşın o hasteneden erişkinlere ilişkin yönetmelik gereği rapor alınmasını talep ediyordu. Fakat, çalışma gücünün artık geçerli olması nedeniyle bu sevk yazılarının artık yasal bir geçerliliği ve işlevi kalmamıştır.

Bu nedenle Hazine Müşteşarlığı bu uygulamaya son vermek için Genel Şartlarda acilen bir düzenleme yaparak bu raporların Üniversite Hastaneleri Adli Tıp birimlerinden alınması gerektiğini düzenlemelidir. Aksi halde sigorta şirketleri hasteneden alınan raporlarla ödeme yapması halinde ek yasal süreçler ile karşı karşıya kalacaktır. Aynı vaziyet hesaplama yöntemlerinin sigorta genel koşulları ekinde değişikliğe gidilmesidir. Bu değişiklik 1 Haziran 2015 öncesinde uygulama ve emsaller dikkate alınarak yapılmalı, vatandaşın ikinci ödeme için yasal aşama gibi yollara başvurulmasını ve sürecin uzaması engellenmelidir.

Ödenek hak sahipleri ve avukatleri, özürlülük ölçütü ya da erişkinlere ilişkin yönetmelik uyarınca aldığı raporlarla uyuşmazlığı sigorta şirketi ile tamamen sona erdiren yasal aşama ve tahkim komisyonu ya da arabuluculuk ile ödeme almalarını şu aşamada önermiyorum.

Düzenleyici kurumların nasıl hareket edeceği bir süre beklenmesinde fayda olacağını düşünüyorum. Aksi halde yeniden ek ödeme talepleri olamayacaktır.

Yasal Aşama aşamasında ya da sigorta tahkim komisyonunda derdest olan dosyalar için ek talepler talep edilmelidir. Bu talepler genel şartların Anayasa Yargı Makamı iptal hükmü gereği öncelikle uygulama imkanı olamayacağından dosyanın KTK ve BK ve emsal içtihatlara göre yeniden ara hüküm oluşturulması talep edilmelidir. Çünkü, mahkemeler ve sigorta tahkim komisyonu mevcut uyuşmazlıkları yürürlükten kalkan kanuna göre hüküm veremez.

Bununla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararına (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1671 E., 2019/973 K.)buradanUlaşabilirsiniz. Bu nedenle hakemler ya da hakimler ek ara hüküm oluşturarak “raporların meslekte çalışma ve kazanma gücü yönetmeliğine göre alınamsı için ek süre verilmesine” “hüküm verilmemiş

Dosyalarda ek hesap bilirkişi raporların alınmasına” hüküm vermeleri gerekir. Aksi halde mevzuata uygun hüküm verme imkanları kalmayacaktır.

Bu yasa düzenlemesi sonrası yeniden bir yasa düzenlemesi mümkün müdür?

Anayasa Yargı Makamı genel şartlar ile ilgili uygulama imkanı olmadığını açıkça vurgulayarak kanunu iptal etmiştir. Genel şartlar yerine genel şartlardaki düzenlemeleri yasa ile uygulamaya getirmek mümkün gibi gözükse de Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü incelendiğinde, yasanın iptal sebebi sadece idareye geniş takdir yetkisi verilmesi değil bu düzenlemenin Anayasa’nın

5. 13. 17. 35.

Ve 48 maddelerine aykırı olmasıdır. Bu nedenle bu maddelere aykırı vatandaş-sigorta şirketi dengesini değiştirecek düzenmeler Anayasa Mahkemesinden Anayasa aykırılık nedeniyle yine iptal olması gerecektir.

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Ödemesini yasal aşama ile alan, tahkim ile alan, hak düşürücü ya da zamanaşımına uğrayan hak sahipleri için geri dönülmez bir hak kaybı bulunmaktadır. Bu vaziyet bile mağduriyetin milyarlarca TL olduğunu vatadaş açısından göstermektedir. % 100 maluliyeti olan vatandaşın arabuluculuk ile tek teminattan ödenek alması halinde % 100 zarar ettiği görülmektedir. Bu vaziyet için Arabuluculuk açısından yeni bir içtihat oluştur mu ilerleyen aşamada ortaya çıkacaktır.

1 Haziran 2015, 19 Şubat 2019, 24 Nisan 2016, 1 Nisan 2020 gibi bir tarihte vatandaş-sigorta şirketleri dengesini değiştirecek düzenlemelerin işe yaramadığı bir kez daha Anayasal olarak kabul edilmiştir.

Bu nedenle vatandaş-sigorta şirketi dengesinin her iki tarafında ekonomik ve mali geleceğini yok etmeden yeniden düzenlenmesinde fayda bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin tek taraflı olarak değil bu konuda avukatlik yapan avukatların, sigorta temsilcilerinin, üniversitelerin ilgili akademik kadroları, adli tıp uzmanları dahil herkesin katılımı ile sil baştan yeniden düzenlenmelidir. Aksi halde gelecekte riskini bilmeyen bir sigorta şirketi, gelecekte hakları her an değişen vatandaş olacaktır.

Anayasa Yargı Makamı kararının devam eden uyuşmazlıklara geçmişe yürümesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1671 E., 2019/973 hüküm gereği hukuk gerekçesi kısa özeti:

“Anayasa Mahkemesi’nce bir yasa veya yasa hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler vasıtasıyla açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler vasıtasıyla açılan ve görülmekte olan davalarda da uygulanması mecburidir.

Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir yasa ya

Da yasa hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle yasal aşama açmak hâlinde kalan ve Anayasa’nın 153. Maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal yasal süreci veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün yasal sonuçlarından yararlanması gerekeceği açıktır”. Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 Esas, 2011/3384 Hüküm.

Anayasa’nın 152.

Maddesi uyarınca somut norm denetimi yapıldığından, Anayasa’nın Üstünlüğü ilkesi uyarınca, uyuşmazlığa bakan hakim, iptal hükmüne uymak ve iptal edilen yasa hükmünü uygulamamak zorundadır. Yargıtay ve Danıştay’ın istikrar kazanan kararlarında da bu

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Husus kabul edilmiştir. Yasal Aşama tarihinden önce iptal edilmiş bir yasa maddesine dayalı olarak hüküm vermek mümkün değildir. Böyle bir düşünce Anayasa Yargı Makamı kararlarının geriye yürütülmesi

Değil ileriye yürütülmemesi sonucunu doğurur ki bu mahkemelerin Anayasa Mahkemesinin hükümlerini yerine getirmemesi anlamı taşıdığı gibi Anayasa Yargı Makamı kararlarının kesinliği, bağlayıcılığı ve Anayasanın üstünlüğü ilkelerine aykırı olacaktır.

Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlara varmak kaçınılmaz olmaktadır.
A) Anayasanın 152.

Maddesine göre itiraz yoluna başvuran mahkemeler Anayasa Yargı Makamı kararlarına uymak zorundadırlar.
B) İtiraz eden yargı mercii, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce açılan bir davayı Anayasa Yargı Makamı hükmüne göre çözecektir. Bu halde iptal hükmü eldeki yasal aşama bakımından11/10/2020 13:41 Yargıtay Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğü vasıtasıyla Oluşturulmuştur. Geriye yürümüş olacaktır. Mahkemelerin, itiraz yolu ile yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal hükmüne uymak zorunda oldukları sonucuna ulaşılmak kaçınılmazdır.

Bu vaziyet 152. Maddenin amir hükmüdür. Bir kere iptal hükmü geriye yürümeyecekse yasal aşama mahkemelerinin aykırılık itirazlarını Anayasa Mahkemesine iletmelerinin bir anlamı olmayacaktır. İtirazın bir anlam ifade edebilmesi için en azından durdurulan yasal aşama açısından iptal kararının geriye yürümesi gerekmektedir(Tunç, H.

Türk Anayasa Yargısında İtiraz Yolu 1992. S: 72 ).

C) İtiraz yoluyla yapılan başvuru üzerine iptal edilen hükmü, benzer işlerde uygulama hâlinde bulunan başka mahkemeler de Anayasa Yargı Makamı iptal hükmüne uymak zorundadırlar ve iptal edilen yasa maddesine dayanarak hüküm veremeyeceklerdir.

D) Hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçları doğurmuş, kesin hüküm halini almış, adli ve idari yargı kararları ile netleşmiş, yargılama konusu oluşturmayan ve oluşturmayacak olan durumlarda Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümez.
E) İptal kararlarının Anayasanın 153/5. Maddesi uyarınca geriye yürüyemeyeceği hallerde kesinleşmiş Yargı kararları Yargılamanın iadesine konu teşkil etmezler ve bu yolla ortadan kaldırılamazlar. Belirtmek gerekir ki iptal kararları, kesinleşmiş yargı hükümlerini etkilemez.

Başka bir anlatımla iptal kararları, daha önce verilip kesinleşmiş olan yargı hükümlerini geçersiz kılmaz, ortadan kaldırmaz, yargılamanın yinelenmesini gerektirmez. Ancak, görülmekte olan davalarda ve henüz kesin çözüme bağlanmamış anlaşmazlıklarda mahkemeler, iptal kararından sonraki duruma göre hüküm vermekleyükümlüdürler.

Davanın taraflardan birisi; hakkında uygulanacak yasa maddesinin Anayasa aykırı olduğu kanaatinde ise bunu iptal ettirerek aleyhindeki olumsuz durumu ortadan kaldırmak için yargı merciine başvuracaktır. Bu başvuru, kişi için Anayasal bir haktır. Hak kullanıldığında sahibine bir yarar sağlamayacaksa zaten ortada bir hak yok demektir.

Bu vaziyette bu hususa ilişkin Anayasa hükmünün bir anlamı olmayacağı gibi bu hükmü koyan Anayasa Koyucunun da "abesle iştigal ettiği" gibi garip bir sonuca ulaşılacaktır.

Uygulamada, itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvuran yargı mercii; itirazı haklı görülerek yasanın ya da bir kuralın iptali halinde, iptal edilen yasa maddesi veya kuralı yok kabul ederek hüküm vermektedir. O halde somut norm denetiminde Anayasaya aykırılık itirazında bulunan tarafın iptal kararının sonuçlarından yararlanması gerekir (Özbudun, E. Türk Anayasa Hukuk 7. Bask

Konu ile ilgili yazı için düzeltmeler konusunda katkı ve bilgi için tarafıma mail yada telefon ile ulaşabilirsiniz.

Herkesin yararlanması açısından imla hataları tekrar kontrol edebilme imkanımız olmamıştır. Anlayışınız ve ilginiz için teşekkür ederiz.

Www. altinelhukuk. comwww. altinelarabulucu. com

@altinelhukuk. com

Yasal süreçlerin karmaşıklığı ve süre sınırları göz önüne alındığında, hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel yasal yardım almanız önemle tavsiye edilir.